Bona fides türkçesi Bona fides nedir

Bona fides ingilizcede ne demek, Bona fides nerede nasıl kullanılır?

Bona : Eşya. Menkul şeyler. Güzel. Menkul ve gayrimenkul eşya. İyi. Hoş (latince).

Fides : Orta afrika cumhuriyetine iktisadi yardım için fransız parlamentosunun onayıyla 1946 yılında kurulan ve 1959 yılında yardım ve işbirliği fonuna dönüştürülen fon. İktisadi ve sosyal kalkınma yatırım fonları.

Bona fide : Hilesiz. Gerçekten. Hakiki. İyi niyetle. İyi niyet. Gerçek. İçten. Bona fide. İyi niyetli.

Bona fide owner : İyi niyetli kimse.

Bonafide : İyi niyetle.

Bonanza : Beklenmedik kazanç. Zengin maden damarı. Çok karlı iş. Bolluk. Kazanç kaynağı. Beklenmedik zenginlik. Zengin maden. Zengin maden yatağı. Zengin. Refah.

İngilizce Bona fides Türkçe anlamı, Bona fides eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bona fides ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fairness : Tarafsızlık. Sarışınlık. İnsaf. Güzellik. İnsaflılık. Açıklık. Beyaz tenlilik. Dürüstlük. Adalet.

Goodwill : Hava parası. Peştemallık. Temiz kalplilik. Yoğun ticaretin yapıldığı merkezdeki iş yerlerinde kiraya verilen taşınmazlarda, kiracının kira bedelinin dışında, taşınmazın sahibine ya da eski kiracısına bir kereye özgü verdiği para. Tecim işlerinin uygulanabilmesi amacıyla kurulan çalışma yeri. İtibar (ticari). Tecimsel bir kuruluşun bir başkasına verilmesinde oranın özel değeriyle oranlı, görenek ve geleneğine uygun olarak açıktan alınan para. Firma değeri. Prestij.

 

Administration of justice : Adalet yönetimi. Yargı idaresi. Yargı. Adliye. Kaza uygulamaları.

Goodwills : İtibar (ticari). Saygınlık. Firma değeri. Peştemallık. Neşe. İyi hal. Prestij.

Candors : Asıl fikrini söyleme. Açıklık. Tarafsızlık. İçtenlik. İyi kalplilik. Saflık. Açıkyüreklilik. Açık sözlülük. Toksözlülük.

Aggravating circumstances : Suçu ağırlaştırıcı sebepler. Ağırlaştırıcı sebep. Ağırlaştırıcı nedenler. Cezayı ağırlaştırıcı sebepler. Cezayı ağırlaştırıcı nedenler. Cezayı ağırlatıcı nedenler.

Annulment : Feshetme. Evliliğin iptali. İlga. Kaldırma. İhlal etme. Bozma. Yürürlükten kaldırma. Fesh. Fesih.

Cordiality : Cana yakınlık. Dostluk. Sempatiklik. Samimilik. İçtenlik.

Good faith : Dürüstlük. Niyetin ciddiliği. İyiniyet. İtimat. Güven (birine karşı beslenen).

Allegation : Suçlama. Mazeret. Özür. İleri sürme. İthamname. İddia. Bahane. Sav. İtham.

Bona fides synonyms : acts contra bonos mores, bona fide, cosiness, candor, candidness, accused, administer an oath, willingness, administrative districts, conciseness, amenability, a wide saloon, candour, heartiness, candidnesses, camaraderie, good offices, amicability, abstention, sincere, act of witness, absente, good will, coziness, sympathy, american law of corporation, abetment, sincerer, affableness, abduction, chumminess, actualness, abstainer.