Good faith türkçesi Good faith nedir

  • Hüsnüniyet.
  • Güven (birine karşı beslenen).
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • İyi niyet.
  • Dürüstlük.
  • İyiniyet.
  • Niyetin ciddiliği.
  • İyiye çekme.
  • İtimat.

Good faith ingilizcede ne demek, Good faith nerede nasıl kullanılır?

Good : Hayırlı. Hayır. Sağlam. Dolu dolu. Yarar. Yararlı. Sağlamlaştırmak. Çıkar. Uslu. İyilik.

Faith : Vaat. Hıyanet. Güçlü inanç. İnanç. Söz. Emniyet. İtikat. İman. İtimat.

In good faith : İyi niyetle. Samimiyetle. Dürüst. İyi niyetli. Sadece birinin sözüne güvenerek.

Good afternoon : İyi akşamlar. Tünaydın.

Good agriculture practices : İyi tarım uygulamaları. Tarımsal üretim sistemini iktisadi açıdan karlı ve verimli, sosyal açıdan yaşanabilir, insan ile hayvan sağlığına ve çevreye duyarlı kılarak gönenci artıran, dünyada bütünleşik ürün yönetimini önplana çıkaran sürdürülebilir kalkınmanın tarımsal ayağını oluşturan uygulamalar bütünü. iyi tarım uygulamaları avrupa iyi tarım uygulamaları adı altında başlayıp, küresel iyi tarım uygulamaları ile geliştirilen uluslararası ölçünleştirme girişimlerini kapsamaktadır.

Good and : Tamamen. Çok. Bütünüyle. Fazlasıyla.

İngilizce Good faith Türkçe anlamı, Good faith eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Good faith ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Sincerer : İçi dışı bir. Samimi. Gerçek. Muhlis. Doğru. Dürüst. Samimiyet. Sadık. Gönülden.

Confidence : İnanç. İman. Güvenirlik. Güven duygusu. İtminan. Sır. Görgül, mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu. İnanma.

Candour : Açık sözlülük. Tarafsızlık. Asıl fikrini söyleme. Açık kalplilik. İyi kalplilik. Toksözlülük. Samimiyet. Doğruluk. Açıkyüreklilik.

Correctitude : Uygun olma. Münasiplik. Yakışık alma. Münasip olma. Doğruluk. Uygunluk.

Bona fides : Samimiyet.

Fairness : Açıklık. Güzellik. Adil yargılama. Sarışınlık. Tarafsızlık. İnsaflılık. Lepiska saçlılık. İçtenlik. Doğruluk.

Erectness : Doğruluk. Dikleşme. Açıklık. Diklik.

Act of witness : Tanıklık.

Assurance : Pişkinlik. Güvence. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet. Kendinden eminlik. Sigorta. Kendine güven. Güven. Özgüven. Vaat.

Dependence : Bağlılık. Psikotrop bir maddeyle merkezi sinir sistemi arasındaki etkileşmeden doğan ve maddenin keyif artırıcı psişik etkilerini duyumsamak ve bazen de yokluğunun vereceği huzursuzluktan sakınmak için maddeyi devamlı veya periyodik olarak alma isteği. Güven. İlişki. Tabiiyet. Bağımlılık. Bağlı olma. Başkasının sırtından yaşama. Dayanma.

Good faith synonyms : fealties, administration of justice, reliabilities, accused, abetment, absente, abduction, evenness, fealty, willingness, reliability, confidentialness, goodwill, allegation, a wide saloon, good will, accurateness, candidness, credences, good offices, correctness, candours, american law of corporation, directness, credence, faithfulness, candidnesses, faiths, assurances, annulment, abstention, belief, sincere.