Booboos türkçesi Booboos nedir

  • (argo) hata.
  • Yanlış.
  • Ufak yaralanma veya sıyrık (çocuklar tarafından kullanılır).
  • Hata.

Booboos ingilizcede ne demek, Booboos nerede nasıl kullanılır?

Booboo : (argo) hata. Yanlış. Hata. Ufak yaralanma veya sıyrık (çocuklar tarafından kullanılır).

Boob tube : Sınalgı. Tv. Askısız dar bluz. Televizyon. Aptal kutusu.

Boob : Enayi. Avanak. Aptalca hata yapmak. Budala. Gaf. Dangalak. Ahmak. Göğüs. Aptallık yapmak. Aptalca hata.

Boobies : Meme. Sümsük kuşu. Kırmızı ayaklı sümsük kuşu. Alık. Memeler. Aptal. En kötü oyuncu. Leyleksiler (ciconiiformes) takımının, sümsükgiller (sulidae) familyasından, tüyleri is renginde, tropik denizlere yatan yaşayan bir tür. Göğüs.

Boobs : Memeler. Göğüsler. Ampul.

Booby hatch : Akıl hastanesi. Tımarhane. Sürme kaporta.

Boo boo : Aptalca bir hata. Aptalca hata. Hata.

Booby prize : En kötü yarışmacıya verilen ödül. En kötü oyuncuya verilen ödül. Sonuncuya verilen ödül.

Gannets and boobies : Kuşlar (aves) sınıfının, kürek ayaklılar (pelecaniformes) takımının, kanatları ve kuyrukları çok uzun, gagaları uzun ve kuvvetli olan, deniz hayvanlarıyla beslenen, sümsük kuşu (sula bassana) ve kırmızı ayaklı sümsük kuşu (s.piscator) türleri iyi bilinen deniz kuşları familyası. ganetgiller. Sümsük kuşugiller.

 

Boo hoo : Ağlama efekti (işim gücüm yok buna mı üzüleceğim anlamında).

İngilizce Booboos Türkçe anlamı, Booboos eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Booboos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Skinheads : Üyeleri kafalarını kazıyan siyasi bir sağ kanat milliyetçi grubuna ait olan kimse (sıklıkla anarşi ve isyanın işareti olarak). Şaçları kesilmiş veya traş edilmiş kazınmış kimse. Dazlak. Tamamen kel kimse.

Broch : Bozukluk (argo terim). Felaket.

Clangers : Klanji. Gaf. Falso. Büyük hata. Pot.

Errants : Hatalı. Serseri. Ayak işi. Maceraperest. Vefasız. Maceracı. Başıboş dolaşan.

Error : Falso. Yanılgı. Yanlışlık. Yanılma. Günah. Suç. Doğabilimsel ölçümlerde ölçü aygıtlarından, insan değerlendirmelerinin yetersizliğinden kaynaklanan belirsizlikler. Dalalet.

At fault : Kabahatli. Yanılmış. Doğru değil. Hatalı. Kusurlu. Şaşırmış.

Skinhead : Tamamen kel kimse. Skinhed. Dazlak. Şaçları kesilmiş veya traş edilmiş kazınmış kimse. Üyeleri kafalarını kazıyan siyasi bir sağ kanat milliyetçi grubuna ait olan kimse (sıklıkla anarşi ve isyanın işareti olarak).

Aberration : Işık hızının sonlu olmasından ve yer'in devinmesinden ileri gelen, yıldızların görünürdeki yer değiştirmesi; ışığın sapması. Özel bir görevin olağan sonucuna varmasını engelleyen sapıklık. doğal yoldan herhangi bir biçimde ayrılış. Sapkınlık. Merceklerin görüntüyü oluşturmalarında ortaya çıkan kusurlar. (başlıca sapınçlar, renkser, yuvarsal, fıçı sapması, yastık sapmasıdır). Doğru yoldan ayrılma. Dalalet. İnhiraf. Sapıtma. Anormallik.

Failure : Fiyasko. Kusur. Yetmezlik. Sekte. İflas. Arıza. Hayal kırıklığı. Aksatma. Batma.

Booboos synonyms : youth subculture, booboo, culpa, clanger, boners, boo boo, errant, bloomer, delinquencies, boner, amiss, blemish, delinquency, culpae, awry, corrigendum, bug, all wet, demerit, errors, erroneous, blemishing.