Bring to türkçesi Bring to nedir

  • Geminin başını rüzgara çevirmek.
  • Gemiyi orsa alabanda etmek.
  • Kendinden geçmiş bilinçsiz bir insanı kendine getirmek.
  • Hayata döndürmek.
  • Yaşama döndürmek.
  • Ayıltmak.

Bring to ile ilgili cümleler

English: Ali has already told Mary what to bring to the party.
Turkish: Ali partiye ne getireceğini zaten Mary'ye söyledi.

English: Can we bring Tom?
Turkish: Tom'u getirebilir miyiz?

English: I asked Tom what I should bring to the party.
Turkish: Tom'a partiye ne getirmem gerektiğini sordum.

English: Can I bring Tom?
Turkish: Tom'u getirebilir miyim?

English: Ali asked Mary what he should bring to the party.
Turkish: Ali Mary'ye partiye ne getirmesi gerektiğini sordu.

Bring to ingilizcede ne demek, Bring to nerede nasıl kullanılır?

Bring : Doğurmak. Vermek (ceza). Razı etmek. Ayıltmak. Sebebiyet vermek. Neden olmak. Kandırmak. Belirtmek. Kazandırmak. İkna etmek.

To : Kala. İle. E. Ya. Kadar. Karşı. -e kadar. İla. Oranla. -mek -mak (mastar).

Bring to a close : Sonuna getirmek. Sonlandırmak. Nihayete erdirmek. Neticelendirmek. Yok etmek. Sona erdirmek. Bitirmek.

Bring to a conclusion : Sonuçlandırmak.

Bring to a deadlock : Çıkmaza sokmak.

Bring to a destination : Hedefe yöneltmek.

Bring to a head : Karar noktasına getirmek.

İngilizce Bring to Türkçe anlamı, Bring to eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Bring to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Resurrected : Yeniden adet edinmek. Diriltilmiş. Diriltmek.

Bring somebody to his senses : Kendine getirmek. Aklını başına getirmek.

Resurrects : Yeniden canlandırmak. Yeniden ortaya çıkarmak. Hortlatmak. Yeniden adet edinmek. Yeniden diriltmek. Diriltmek.

Revivified : Canlandırmak. İhya etmek. Yeni bir hayat vermek. Diriltmek.

Bring through : Kurtarmak. -den kurtarmak. İyileştirmek. Kendine getirmek. Hayatını kurtarmak. Korumak. Tedavi etmek.

Bring around : Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). İnancından döndürmek. Düşüncesini değiştirtmek. İkna etmek. Kendine getirmek. Düşüncesinden caymasını sağlamak.

Bestow hand on somebody : El uzatmak.

Resurrect : Yeniden canlandırmak. Hortlatmak. Yeniden kullanmak. Diriltmek. Yeniden diriltmek. Yeniden ortaya çıkarmak. Geçerli kılmak. Yeniden adet edinmek.

Soberer : Sarhoş olmayan. Ciddi. Akla yatkın. Dizginlemek. İçkide aşırıya kaçmayan. Durgunlaştırmak. Ağırbaşlı. Ölçülü. Gösterişsiz.

Sober : Sade. Temkinli. Aşırıya kaçmayan. Ayık. Durgunlaştırmak. İçkide aşırıya kaçmayan. Dizginlemek. Ilımlı. Makul.

Bring to synonyms : resuscitate, sober up, resuscitating, resurrecting, soberest, quicken, bring back, revived, quickens, quickening, resuscitated, bring round, resuscitates, brought through, restore somebody to life, revive, bring, revivifies, bring back to life, sobered, quickened.