Bring to trial türkçesi Bring to trial nedir

  • Mahkemeye götürmek.
  • Mahkemeye taşımak.
  • Mahkemeye vermek.

Bring to trial ingilizcede ne demek, Bring to trial nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kazandırmak. Kandırmak. Ayıltmak. Doğurmak. Getirmek. Belirtmek. Neden olmak. Vermek (ceza). İkna etmek. Razı etmek.

To : Ya. Arasında. Kadar. İle. -mek -mak (mastar). Ye. Kala. E. Karşı. -e göre.

Trial : Eğitim ve öğretimle ilgili bir kuramın, bir görüşün, bir yöntemin uygulama olanağını araştırmak, bir öğrenci ya da öğretmen topluluğuyle ilişkili sorunların çözümü için önerilen çözüm yollarının geçerliğini anlamak amacıyla bilimsel ölçüler içinde ortam hazırlama ve tasarlanılan şeyi deneme eylemi. Deneme yapmak. Girişim. Duruşma. Sınavı. Dert veya tasa. Duruşma yöntemi. Yargılama. Başbelası. Mahkeme.

Bring to : Gemiyi orsa alabanda etmek. Kendinden geçmiş bilinçsiz bir insanı kendine getirmek. Hayata döndürmek. Ayıltmak. Geminin başını rüzgara çevirmek. Yaşama döndürmek.

Bring to a close : Sonuna getirmek. Sonlandırmak. Nihayete erdirmek. Sona erdirmek. Neticelendirmek. Yok etmek. Bitirmek.

Bring to a conclusion : Sonuçlandırmak.

Bring to an end : Neticelendirmek. Son vermek. Sonuçlamak. Bitirmek. Sonuçlandırmak. Nokta koymak. Sona erdirmek.

Bring to an issue : Sonuçlandırmak.

 

Bring to a standstill : Sekteye uğratmak. Duraklatmak. Durma noktasına getirmek.

Bring to bay : Yerinden çıkarmak (vahşi hayvan). Köşeye sıkıştırmak. Kıstırmak.

İngilizce Bring to trial Türkçe anlamı, Bring to trial eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring to trial ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sues : Rica etmek. Dava açmak. Kur yapmak. Dava etmek. Ricada bulunmak. Talep etmek. Dava etmek (birini veya bir kurumu). Yalvarmak. İstemek.

Indict : Dava açmak. Suçlamak. Aleyhine dava açmak. İtham etmek. İttiham etmek.

Impeach : Memur aleyhine görevinde yolsuzluk iddiasıyla takibat açmak. Kusur atfetmek. Aleyhine tahkikat açmak. Büyük bir devlet memurunu görevindeki kusurdan dolayı yüce divanda suçlamak. Reddetmek. Bir suçla itham etmek. İtham etmek. Şüphelenmek. Mahkeme önünde suçlandırmak (devlet memurunu).

Arraign : Kusur bulmak. Suçlamak. Mahkemeye çağırmak (sanığı).

Arraigning : Mahkemeye çağırmak (sanığı). Kusur bulmak. Suçlamak.

Arraigned : Kusur bulmak. Suçlamak.

Impeaches : Şüphelenmek. Aleyhine tahkikat açmak. Reddetmek. Büyük bir devlet memurunu görevindeki kusurdan dolayı yüce divanda suçlamak. Mahkeme önünde suçlandırmak (devlet memurunu). Memur aleyhine görevinde yolsuzluk iddiasıyla takibat açmak. Bir suçla itham etmek. Kusur atfetmek. Suçlamak.

Indicting : İttiham etmek. İtham etmek. Aleyhine dava açmak. Suçlamak. Dava açmak.

Arraigns : Mahkemeye çağırmak (sanığı). Kusur bulmak. Suçlamak.

Indicts : Aleyhine dava açmak. Suçlamak. Dava açmak. İttiham etmek. İtham etmek.

Bring to trial synonyms : suing, bring into court, sued, have up, impeaching.