Bulb türkçesi Bulb nedir

  • Şişerek soğan biçimini almak.
  • Soğan.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Işıtaç.
  • Havası boşaltılmış cam şişe içinde elektrik akımı ile akkor duruma gelerek ışık veren aygıt. tiyatro ışıldaklarında bunların çeşitli amaçlara yönelik olanları vardır.
  • Elektrik lambası.
  • Ampul şeklindeki herhangi bir yapı. erkek üretrasının bir kısmı.
  • Hissedici.
  • Lale soğanı.
  • Bulbus.
  • Ölçü cihazları için cam boru.
  • Ampul.
  • Işıyıcı maddeyi saran saydam ya da yarı saydam kılıf. not: endüstride akkor lamba ampulu: kavanoz.
  • Elektrik ampulü.
  • Çiçek soğanı.
  • Lamba.

Bulb ile ilgili cümleler

English: A light bulb gives light.
Turkish: Bir ampul ışık verir.

English: The bulb has burned out.
Turkish: Ampul söndü.

English: The light bulb burst.
Turkish: Ampul patladı.

English: Who can tell me how a light bulb works?
Turkish: Bir ampulün nasıl çalıştığını bana kim söyleyebilir?

English: She planted the flower bulb in the garden.
Turkish: O, bahçeye bir çiçek soğanı ekti.

Bulb ingilizcede ne demek, Bulb nerede nasıl kullanılır?

Bulb barometer : Hazneli barometre.

Bulb holder : Lamba duyu. Işıtaç tutacı. Ampul soketi. Işıtacı elektrik çevrimine bağlamaya ve tutmaya yarayan dişli ya da yarlklı yuvgu. Ampul duyu.

Dry bulb thermometer : Kuru hazneli termometre. Kuru termometre.

 

Hot bulb engine : Sıcak yanma hazneli motor. Sıkıştırma oranı düşük olduğu için motor kafasının önceden ısıtılması gereken basınç ateşlemeli motor. Kafadan kızdırmalı motor. Yarım dizel motor. Kafadan kızdırmak motor.

Wet bulb temparature : Yaş sıcaklık.

Glass bulb : Ampul.

Flash bulb : Magnezyumla ya da elektronik düzenle çalışan, son derece kısa sürede çok güçlü ışık verip sönen ışıtaç. (fotoğrafçılıkta çok sık kullanılan bu ışıtaç, aşırı hız sinemasında konuyu düzenli aralıklarla aydınlatmada kullanılır). Flaş ampülü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Flaş lambası. Flaş ampulü. Çakar (ışıtaç). Çok kısa bir süre yanan ancak parlak bir ışık veren ampül (fotograf çekiminde kullanılan).

Incandescent bulb : Akkor telli lamba. Çıngı ampulu. Akkorlaşan ince tellerle ışık saçan elektrik ampulü. Elektrik ampulü.

Hard glass bulb : Erime noktası yükseltilmek üzere özel bir bileşimi olan camdan yapılmış ampul. Sert camlı ampul.

Clear bulb : Saydam ampul. Işığı ayırt edilecek derecede yaymayan ve renkli de olabilen saydam camdan yapılmış ampul. Görünür ışıklar için renksiz, saydam ışıtaç. Renksiz saydam ampul. Görünür ışınlar için saydam ve renksiz ampul. Renksiz saydam ışıtaç.

İngilizce Bulb Türkçe anlamı, Bulb eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bulb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

 

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Luminaire : Armatür. Avize. Işıldak. Işıklık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir görünçlüğün aydınlatılmasında kullanılan, güçlü bir ışık kaynağı bulunan, özel yapısıyla bu ışık kaynağından çıkan ışık demeti düzenlenebilen ışıtaç.

Medulla oblongata : Soğanilik. Medulla oblongata. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Soğancık. Medülla oblongata. Yürek atışı, solunum ve kan basıncını kontrol eden omuriliğin beyne doğru olan uzantısı. Beynin omuriliğe bitişik kısmı. Soğan ilik. Beynin en arka kısmı.

Bulbous : Soğandan yetişen. Şişman ve yuvarlak. Soğan ile ilgili. Soğan gibi. Soğan biçiminde. Soğanlı.

Lamps : Far. Fener. Aydınlatma. Işık. Lambalar.

Detecting element : Değer verici. Sensör.

Detector : Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır. Gaz kromatografisi kolonundan çıkan maddeler içinde organik maddelerin varlığını algılayan cihaz. verilen örnekte radyasyon varlığını algılayan cihaz. Bulucu. Detektör. Duyarga. Dedektör. Sezici. Akım yönlendirici. Yüklü parçacıkların ya da ışılcıkların içinden geçerken oluşturdukları üşerleşim ile kendilerini ele verdikleri gm sayacı, çiftüşek gibi aygıtlardan her biri.

Electric light : Elektrik akımıyla verilen ışık. Elektrik ışığı. Çıngı ışığı.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Bulb synonyms : bunion, light bulb, stem, bulblet, bunions, boobs, wick, bulbus, lamp, mortised, illuminant, electric lamp, ampoule, medullas, oblongata, glim, sensing element, aardvarks, radio tube, squill, a site, mortice, acacia, abambulacral area, shallot, incandescent lamp, filament, mortises, ampule, ampoules, incandescent bulb, a cell, glims.

Bulb zıt anlamlı kelimeler, Bulb kelime anlamı

Square : Bir niceliğin, kendisiyle çarpılarak elde edilen ikinci kuvveti. Uydurmak. Kare. Uymak. Ayarlamak. Kare kare yapmak. Alan. Üstiki. Tüm kıyıları eşit ve açıları dik olan dörtgen. Düzeltmek.

Bulb ingilizce tanımı, definition of Bulb

Bulb kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To swell. A spheroidal body growing from a plant either above or below the ground (usually below), which is strictly a bud, consisting of a cluster of partially developed leaves, and producing, as it grows, a stem above, and roots below, as in the onion, tulip, etc. It differs from a corm in not being solid. To take the shape of a bulb.