Luminaire türkçesi Luminaire nedir

  • Işıldak.
  • Işıklık.
  • Armatür.
  • Lamba.
  • Bir görünçlüğün aydınlatılmasında kullanılan, güçlü bir ışık kaynağı bulunan, özel yapısıyla bu ışık kaynağından çıkan ışık demeti düzenlenebilen ışıtaç.
  • Avize.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Luminaire ingilizcede ne demek, Luminaire nerede nasıl kullanılır?

Explosion proof luminaire : Patlama korumalı ışıklık.

Lumina : Lümen. Işık birimi.

Luminal : Lümene ait. Yatıştırıcı ve uyuşturucu bir ilaç.

Luminance : Parıltı. Söz konusu noktayı çevreleyen sonsuz küçük bir yüzey parçacığının, verilmiş doğrultudaki ışık yeğinliğinin, bu yüzey parçacığının verilmiş doğrultuya dik bir düzlem üzerindeki izdüşümünün alanına bölümü. bk. ışınımlılık. Luminans. Işıltı. Parıldama. Parlaklık. Işıklılık. Işıksal ışıklılık.

Luminance difference threshold : Işıklılık ayrımsal eşiği. Algılanabilen en ufak ışıklılık farkı. Işıklılık ayırma eşiği.

Luminance temperature : Belirli bir dalga boyu için, söz konusu cisimle aynı ışıklılık tayfsal yoğunluğu olan kara cismin salt sıcaklığı. genellikle kullanılan dalga boyu 655 nanometredir. Parlaklık sıcaklığı. Tekrenkli ışırlık sıcaklığı.

Peak luminance : Doruk ışıklılık.

 

Equivalent field luminance : Görme alanının eşdeğer ışıklılığı. Verilmiş gözkamaşması koşulları ile ışıklılık ayırma eşiği aynı olan, ama gözkamaştırıcı olmayan bir görme alanının ışıklılığı.

Screen luminance : Ekran parlaklığı.

Luminaries : Bilge. Işık saçan şey. Işık. Aydın.

İngilizce Luminaire Türkçe anlamı, Luminaire eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Luminaire ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flashgun : Flaş. Flaş lambası. Işıkçakar. Parlak flaş ışığı üreten cihaz (kameranın bir parçası).

Searchlight : Projektör. Nevada eyaletinde şehir. Reflector.

Glow : Kızıllaşmak. Korlaşmak. Bir yüzeyin ya da ortamın ışıklı olması hali. Parlamak. Aydınlık. Yüze renk gelmek. Kıpkırmızı olmak. Yanmak. Kızarmak.

Skylights : Tepecamı. Aydınlık. Tavan penceresi. Baca. Ser camı. Abajur. Tepe penceresi. Baca aydınlığı.

Reverberator : Reflektör. Projektör. Aksettirici. Yansıtaç. Yansıtıcı.

Photoflood : Projektör lambası. Projektör. Fazla ışık veren lamba.

Aldis lamp : Mors sinyalleri gönderen elektrik lambası. Sinyal lambası. İşaret lambası.

Wicks : Fitil (mum veya kandil vb'nde). Kasaba. Fitil (lamba). Fitil. İnce ince süzülmek veya akmak. Köy. Fitil (lamba vs.). Kurutmak veya yok etmek (suyunu-sıvısını).

Glims : Göz. Zayıf bir ışık vermek. Mum. Işık kaynağı. Fener.

Luster : Parlaklık vermek. Parıldamak. Cila. Sır. Aydınlık. İhtişam. Parlatmak. Şaşaa. Cilalamak.

Luminaire synonyms : guiding light, brightness level, leading light, celebrity, mortised, lustre, skylight, mountings, radio tube, mortises, armature, yuccas, chandeliers, floodlight, mortices, mortice, lamps, luminosity, signal lamp, bright, flashguns, physical property, pendant, glim, illuminant, brute, dull, fixture, chandelier, projector, illumination, bulbs, notable.

 

Luminaire zıt anlamlı kelimeler, Luminaire kelime anlamı

Bright : Parlayan. Şanlı. Şaşaalı. Akıllı. Berrak. Parlak. Umut verici. Canlı. Şeffaf. Aydın.

Dull : Duygusuz. Tatsız. Sersemletmek. Mat. Sersem. Hafifletmek. Körleşmek. Renksiz. Fersiz. Ruhsuz.