Glims türkçesi Glims nedir

Glims ingilizcede ne demek, Glims nerede nasıl kullanılır?

Glim of hope : Umut parıltısı.

Glim : Fener. Işık. Göz. Işık kaynağı. Lamba. Mum. Zayıf bir ışık vermek.

Glimmer : Işık vermek (hafif). Seziş. Zayıf bir şekilde parlamak. Parıltı. Önemli kayaç yapıcı mineral grubu. (demir ve magnezyum karışığı ile birlikte alüminyum silis tuzları. hepsinin metalik olmayan parıltısı, tam bir dilinimi ve altı kenarlı enine kesitleri vardır. en önemli çeşitleri: muskovit (ak mika): potasyumlu mika, kaı2 (oh,f2 / aısi3o9); ak, sertlik 2-2.5, özgül ağırlık 2.78-2.88; serisit: ufak taneli ve normal kristal şeklini göstermeyen muskovit; biotit (kara mika): magnezyum ve demir mikası, k (mg, fe)3 (oh)2 (al, fe) si3o10 kahverengi, yeşil, kara; çizgi ak, kahverengi yeşilimsi; sertlik 2.5-3, özgül ağırlık 2.8-3.2. Hafif pırıltı. Hafifçe pırıldamak. Mika. İma. Işık vermek.

Glimmered : Zerre. Seziş. Parıltı. Işık vermek. Azıcık miktar. Hafif pırıltı. Hafif ışık. İma. Işık vermek (hafif). Hafifçe pırıldamak.

Glimmering : Hafif parıldama. Işık verme.

Glimmers : Hafifçe pırıldamak. Zerre. Işık vermek. Seziş. Hafif ışık. Parıldamak. İma. Parıltı. Azıcık miktar. Işık vermek (hafif).

 

Glimpsers : Bir an için gözüne ilişen kimse. Görünüp kaybolan kimse. Bakan. Göz atan. Göz atan kimse.

Glimpsed : Görünüp kaybolmak. Kısa bakış. Bir an için görmek (bir şeyi). Kısa görmek. Görür gibi olmak. Bir an için görmek. Anlık bakış. Göz atmak. Gözüne ilişmek. Görür gibi olmak (birini).

Glimmerings : Hafif parıldama. Işık verme.

A glimmer of hope : Umut ışığı. Bir ümit ışığı.

İngilizce Glims Türkçe anlamı, Glims eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glims ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beacon light : Parıldak. İşaret ışığı. İşaret kulesi. Geçmekte olan deniz araçlarına uyarı amaçlı olarak ışık gösteren kule.

Candle : Kandil. Aydınlanma yeğinliği birimi. Fizik, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gaz mumu. Güçlü ışık kaynağıyla yumurtanın döllü olup olmadığının kontrol edilmesi. Işık yeğinliği birimi; yaklaşık olarak bayağı bir mumun ışık yeğinliğine eşittir. Işıkla döllülük kontrolü. Sis mumu.

Arc lamp : Sahnede kullanılan, çok ışık veren bir çeşit tiyatro lambası. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Işık yaylı ışıtaç. Yay lambası. Kömür çubuklu lamba. Ark lambası. Işık yayı ilkesine göre çalışan ışıtaç çeşidi.

Glim : Işık.

Lantern : Baca. Fennüs. Fanus. Sokak lambası. Bir tür ışıklı ve içi köpük doldurulmuş tahta bir şamandıra. Deniz feneri. Nefeslik.

Radio tube : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Radyo ışıtacı. Radyo vakum tüpü. Radyo lambası. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi.

 

Cubicles : Kabin. Odacık. Küçük oda. Diğer bölümlerden ayrılmış küçük bölme veya ofis. Hücre. Kabine. Küçük bölme.

Mortised : Zıvana. Zıvana açmak. Yuva. Delik. Kiniş. Zıvana dişi. Zıvana deliği.

Lamp : Vurmak. Ampul. Elektriksel ya da kimyasal erkeyi ısıya dönüştürerek ışık veren aygıt. Sinema ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma ışık kaynağı olarak kullanılan ve değişik yapıda, boyda, güçte çeşitleri olan aygıt. (genellikle, havası boşaltılmış ya da içinde özel bir gaz bulunan camdan bir kap içinde bir telin elektrik akımıyla akkor duruma geçirilmesiyle çalışır). Far. Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak. Çırağ. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık.

Glims synonyms : genus glis, gliridae, glis glis, family gliridae, mammal genus, solid paraffin, beacon, illuminant, blinker, paraffin, mortises, cubbyhole, blinkering, cuddy, mortices, lampion, cuddies, wicks, wick, flambeau, cressets, cresset, lanterns, bougie, wax, watt, loir, wax candle, paraffined, compartments, bulbs, bulb, cells.