Glim türkçesi Glim nedir

Glim ile ilgili cümleler

English: I caught a glimpse of her face.
Turkish: Onun yüzünü bir an gördüm.

English: I caught a glimpse of him in the crowd.
Turkish: Kalabalıkta bir an onu gördüm.

English: Ali caught a glimpse of Mary.
Turkish: Ali bir anlık Mary'yi gördü.

English: I caught a glimpse of him from the bus.
Turkish: Bir an için otobüsten onu görür gibi oldum.

English: As the train went by, Moustapha caught a glimpse of the driver.
Turkish: Tren geçerken, Mustafa sürücünün bir bakışını yakaladı.

Glim ingilizcede ne demek, Glim nerede nasıl kullanılır?

Glim of hope : Umut parıltısı.

Glimmer : Önemli kayaç yapıcı mineral grubu. (demir ve magnezyum karışığı ile birlikte alüminyum silis tuzları. hepsinin metalik olmayan parıltısı, tam bir dilinimi ve altı kenarlı enine kesitleri vardır. en önemli çeşitleri: muskovit (ak mika): potasyumlu mika, kaı2 (oh,f2 / aısi3o9); ak, sertlik 2-2.5, özgül ağırlık 2.78-2.88; serisit: ufak taneli ve normal kristal şeklini göstermeyen muskovit; biotit (kara mika): magnezyum ve demir mikası, k (mg, fe)3 (oh)2 (al, fe) si3o10 kahverengi, yeşil, kara; çizgi ak, kahverengi yeşilimsi; sertlik 2.5-3, özgül ağırlık 2.8-3.2. Işık vermek. Mika. İma. Azıcık miktar. Hafifçe pırıldamak. Hafif pırıltı. Hafif ışık. Zayıf bir şekilde parlamak. Donuk ışık.

 

Glimmered : Hafifçe pırıldamak. Parıldamak. Hafif ışık. Işık vermek (hafif). Hafif pırıltı. Işık vermek. İma. Zerre. Seziş. Azıcık miktar.

Glimmering : Işık verme. Hafif parıldama.

Glimmeringly : Hafif ışık vererek. Pırıl pırıl. Yanardöner bir şekilde. Hafif pırıltı ile.

Glimpse : Görür gibi olmak (birini). Gözüne ilişme. Kısa görmek. Gözüne ilişmek. Görünüp kaybolmak. Bir anlık görme. Görür gibi olmak. Anlık bakış. Kısa bakış. Göz atmak.

Glimpser : Bakan. Görünüp kaybolan kimse. Bir an için gözüne ilişen kimse. Göz atan. Göz atan kimse.

Glimpsers : Bir an için gözüne ilişen kimse. Görünüp kaybolan kimse. Göz atan kimse. Göz atan. Bakan.

Glims : Mum. Işık kaynağı. Lamba. Fener. Göz. Zayıf bir ışık vermek.

Glimpses : Görünüp kaybolmak. Görür gibi olmak. Kısa bakış. Anlık bakış. Kısa görmek. Bir an için görmek. Gözüne ilişmek. Görür gibi olmak (birini). Bir an için görmek (bir şeyi). Göz atmak.

İngilizce Glim Türkçe anlamı, Glim eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glim ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cubbyhole : Küçük oda. Önü açık ufak göz (yazıhanede veya dolapta). Hücre. Gizlenecek yer. Odacık.

Bougie : Fitil. Kandil. Buji. Supozituvar. Fitil (tıp veya medikal terimi). Sonda.

Flambeau : Şamdan. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Meşale.

Cera : Cila. Vaks. Balmumu.

Light source : Uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık salan cisim. aydınlatmada kullanılan araç, aydınlatma aracı. Işık salan cisim ya da yer (güneş, yıldızlar, bulutsular vb.).

 

Unforgiving : Bağışlamaz. Affetmez.

Inexorable : Amansız. İnsafsız. Yılmaz. Boyun eğmez. Direngen. Acımasız. Merhametsiz. Değiştirilemez. Değişmez.

Lanterns : Baca. Nefeslik. Fanus. Deniz feneri. Sokak lambası.

Cells : Petek gözü. Hücreler. Pil. Oda (manastır vb). Toplumdan kaçan kimsenin kapandığı evi. Hücre.

Glim synonyms : glims, cubicle, cubbyholes, radio tube, luminaire, illuminators, lamp, cubbies, candles, implacable, paraffin, celling, compartments, cuddies, candle, flambeaus, unrelenting, cubby, beacon, wicks, flambeaux, luminary, lantern, mordant, black, mortice, paraffined, mortised, beacon light, blinkering, candlepower, cuddy, lampion.

Glim zıt anlamlı kelimeler, Glim kelime anlamı

Placable : Kolay bağışlayan. Affeder. Kolay yatışır. Kolay affeder. Kolay yatışan.

Glim antonyms : unsarcastic.

Glim ingilizce tanımı, definition of Glim

Glim kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Splendor. Brightness.