Bumping türkçesi Bumping nedir

Bumping ile ilgili cümleler

English: The car dove into the field and, after bumping along for a time, came to a halt.
Turkish: Araba tarlaya daldı ve bir süre sarsıldıktan sonra durma noktasına geldi.

English: "It must be great to be tall." "Do you think so? It's not really that great. You keep bumping your head on the ceiling."
Turkish: "Uzun boylu olmak harika olmalı." "Öyle mi düşünüyorsun? Gerçekten o kadar harika değil. Kafanı tavana çarpmaya devam edersin."

English: I keep bumping into you.
Turkish: Size rastlamaya devam ediyorum.

Bumping ingilizcede ne demek, Bumping nerede nasıl kullanılır?

Bumpiness : Sarsıntı. Yamru yumruluk. Eşitsizlik. Eğrilik. Bozukluk. Düzensizlik.

Bumpier : Arızalı. Tümsekli. Yamru yumru. Sarsıntılı. Bozuk. Engebeli. İnişli çıkışlı.

Bumpiest : Tümsekli. Arızalı. Sarsıntılı. İnişli çıkışlı. Yamru yumru. Engebeli. Bozuk.

Bumpily : Engebeli bir biçimde. Arızalı bir şekilde.

Bump against : -'e karşı çarpışmak. -'e karşı kuvvetli bir şekilde karşı çıkmak.

Bump up : Yükselmek. Artırmak. Fırlamak. Artmak. Yükseltmek. Çıkmak.

Bump function : (matematik) bir tabloya bir kelime (x1, x2, ...) giren fonksiyon.

 

Bump start : Vurdurma. İterek çalıştırma. İterek çalıştırmak. Gaz. Vurdurmak.

Bump off : (birisini) temizlemek. Öldürmek. Temizlemek. Gebertmek.

Bump stop : Çarpma tamponu. Tümseklerde askının çok yukarı kalkmasıyla tekerleğin gövdeye değmesini önlemek için askının sıkışmasını sınırlayan lastik parça. Askı kıskısı.

İngilizce Bumping Türkçe anlamı, Bumping eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bumping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bump into : Rastgelmek. Rastlantı sonucu karşılaşmak. Rastlamak. Hızla çarpmak. Tesadüf etmek. Arabayla (ağaca vb) çarpmak.

Bop : Vuruş. Darbelemek (argo terim). Bir caz üslubu. Vurmak.

Bash : Yumruk. Eğlence. Sertçe vurmak. Kuvvetle vurmak. Hızla vurmak. Geçirmek. Şiddetle vurmak. Deneme. İndirmek.

Alight upon : Rastlamak. Üzerine konmak. Karşılaşmak.

Add on : Üzerine eklemek. (bilgisayar)performansını artırmak için bilgisayar eklenen parça. Ekleme. Eklemek. Ekstra ücret. Ek. Üzerine ekleme. Eklenen. İlave.

Barging : Dalmak. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma.

Clash : Uyuşmamak. Çarpışma. Birbirine gitmemek. Çatışmak. Çatırdamak. Anlaşamamak. Mücadeleye girişmek.

Boff : Tutulamayan kahkaha. (tiyatro) seyircilerin kendilerini kontrol edemeden gülmelerine neden olan replik. Dizginlenemeyen kahkaha. Kusmak. Seks yapmak. Büyük gişe başarısına sahip oyun. Birini götürmek. Yellenmek. Son vermek. Vurmak.

Bumping synonyms : bang into, bumps, biff, battle, tenting, battling, bump, crash into, get on, barge, ramming, biffed, biffs, embarked, embarking, desensitising, clashed, bumped, cannons, battled, clout, clouting, bopped, clashing, brunts, bang, cannoned, brunt, encampment, pay, desensitizing, clashes, beat.

 

Bumping zıt anlamlı kelimeler, Bumping kelime anlamı

Sensitizing : Duyarlılaştırmak. Duyarlaştırma. Duyarlı hale getirme. Duyarlılaştırma. Duyarlaştırmak. Hassaslaştırma. Hassaslaştırmak. Duyarlı hale getirmek.

Intrusive : Araya giren. Elverişsiz. Zorla içeri giren. Davetsiz. Zorla giren. Sırnaşık. İzinsiz giren. Kullanışsız. Mütecaviz. İzinsiz ve davetsiz giren.