Candidatures türkçesi Candidatures nedir

Candidatures ingilizcede ne demek, Candidatures nerede nasıl kullanılır?

Candidature : Adaylık. Namzetlik.

Candidate : Namzetlik. Sınava giren kimse. Namzet. Aday. Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular. Talip.

Candidate for the premiership : Başbakanlık adayı. Bir seçimde başbakanlık için yarışan kimse.

Candidate for the presidency : Başkanlık seçimlerinde yarışan aday. Başkanlık adayı.

Candidate generating density : Aday üretici yoğunluk.

Official candidate : Resmi aday.

List of candidates : Adaylar listesi. Aday listesi. Tüm adayları içeren rehber.

Officer candidate academic studies program : Askerlik öncesi alınan akademik öğrenim.

Natural candidate : Mantıklı olarak belli bir pozisyonu alması gereken aday.

Officer candidate expediency tests : Bir askerin subay olmak için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan testler serisi.

İngilizce Candidatures Türkçe anlamı, Candidatures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Candidatures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Electioneering : Seçim kampanyası yapma. Seçim politikası. Seçim propagandası. Seçim kampanyası.

Whispering campaign : İftira kampanyası. Dedikodu kampanyası.

 

Crusade : Haçlı seferleri. Mücadele. Haçlı seferi. Savaş. Mücadele etmek. Savaşım. Cihat. Savaşa katılmak. Din uğruna yapılan savaş. Kampanya.

Campaign : Kampanya yapmak. Kampanya. Mücadele. Kampanyaya katılmak. Savaş. Mücadele vermek. Seferberlik. Adaylığını koymak. Sefere çıkmak. Sefer.

Movement : Tempo. S dış dünyanın görüntülerini düzenli aralıklı resimler dizisi biçiminde film üzerine saptarken filmin alıcıda; böyle bir filmdeki resimler dizisini devinimli görüntülere çevirirken filmin göstericide aralı devinimi. dış dünyanın seslerini sürekli biçimde saptamak üzere filmin alıcıda; aynı seslerin okunması için filmin göstericide sürekli devinimi. Aklı. Hareket. Meyil. Ritm. İstidat. Oyun düzeninde yoruma uygun olarak hareketlerin ortaya çıkarılması. hareketin uygulayımsal ölçülerinin, duygusal değerlerinin ve niteliklerinin saptanması. Hareket yapımı. Faaliyet.

Nomination : Aday gösterme. Tayin. Atama.

Cause : Meydan vermek. -e neden olmak. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Amaç. Doğurmak. Sebep. Sebeb. Sebep olmak. Sebep vermek.

Stumping : Seçim propagandası yapmak. Meşin kalemle çizmek. Afallatmak. Topallayarak yürümek. Ödemek (ingiliz ingilizcesi). Sorularıyla şaşırtmak. Ezmek. Şaşırtıcı. Meydan okumak. Kafa tutmak.

Candidatures synonyms : front porch campaign, political campaign, front porch campaigning, whistle stop tour, candidature, candidacy, candidateship, candidacies, nominations, candidate, drive, effort, hustings, campaigning.