Capabilities türkçesi Capabilities nedir

Capabilities ile ilgili cümleler

English: This program has both downloading and uploading capabilities.
Turkish: Bu programın hem indirme hem de yükleme olanakları vardır.

English: The world is worried about the nuclear capabilities of the USA and Israel.
Turkish: Dünya; ABD ve İsrail'in nükleer güçleri hakkında endişelidir.

Capabilities ingilizcede ne demek, Capabilities nerede nasıl kullanılır?

Extended capabilities port : Ecp. Çift yönlü iletişimi destekleyen hızlı paralel port. Genişletilmiş yetenekler noktası. Yetenekleri genişletmiş olan paralel port.

Customize search capabilities : Arama yeteneklerini özelleştir.

Management capabilities : Yönetim yetileri.

Incapabilities : Elinden gelmeme. Güçsüzlük. Acizlik. Kabiliyetsizlik. Yetersizlik. Kudretsizlik.

Capability : Yararlılık. Kapasite. Yetenek. İktidar. Ehliyet. İstidat. Kudret. Güç. Yeteneklilik.

First strike capability : Birinci vuruş yeteneği.

Military capability : Askeri yetenek. Askeri imkan ve kabiliyet.

Incapability : Yeteneksizlik. Yetersizlik. Kudretsizlik. Kabiliyetsizlik. Güçsüzlük. Acizlik. Elinden gelmeme.

Capability approach : Yetenek yaklaşımı. Bireyin kendi yeteneklerini farkederek, bu yeteneğini kullanarak kendisi için en yüksek doyumu elde edeceği alanı özgürce seçmesine olanak sağlayan böylece bireysel gönenci iktisadi gelişmenin merkezine oturtan ve amartya sen tarafından geliştirilen kalkınma yaklaşımı.

 

According to his capability : Onun kabiliyetine göre. Onun yeteneğine uygun olarak. Onun potansiyeline göre.

İngilizce Capabilities Türkçe anlamı, Capabilities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Capabilities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Capacitance : Sığa. Sığınç. Elektriksel kapasite. Sığallık. Bir iletkenin yük sığdırım olanağı; iletkenler ve yalıtkanlar dizgesinin erkil birimi başına sığdırabildiği yük tutarı; birimi farad'dır. Direnç. Güçlülük. Kapasitans.

Adequacies : Yeterlilik. Kifayet. Ehliyet. Yeterlik. İstihkak. Uygunluk.

Virilities : Güçlülük. Erkekçe bir özellik. Cinsel güç. Yiğitlik. Erkeklik çağı. Erkeklik. Kuvvetlilik. Virilite. Mertlik.

Calibres : Ölçü. Kalibre. Kalite. Çap. Ayarlamak.

Artistry : Sanat yeteneği. Sanatçılık. Güzel sanatlarla uğraşma. Sanat eserleri. Sanatkarlık. Beceri. Sanatsal nitelik.

Aptness : Zekilik. Uygunluk. Münasiplik. Çabuk kavrama. Yatkınlık. Yerindelik. Meyil.

Accomplishments : Beceri.

Ascendance : Üstünlük. Nüfuz. Yukarı çıkma. Kontrol. Soy. Egemenlik. Hakimiyet.

Power : Yeti. Tesir. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı. vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık bir güç, saniyede 1 jul iş yapar). Vekalet. Bir bireyin, bir toplumsal kümenin, bir toplumun başka birey, küme ya da toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, özgürlüklerine karışma ve onları beli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği. Sözü geçerlik. Erk.

 

Capacity : Mecazi anlamda kavrama yeteneği. Verim. Yeterlik. Dirayet. Bir iletkenin yük sığdırım olanağı; iletkenler ve yalıtkanlar dizgesinin erkil birimi başına sığdırabildiği yük tutarı; birimi farad'dır. Hacim. Bir veri saklama ortamının alabileceği sözcük ya da damga sayısı. genel olarak herhangi bir dizgenin işyükünün üst sınırı, bk. bellek sığası. Herhangi bir tiyatro alanı ya da salonunun alabileceği seyirci sayısını gösteren kavram. kapasite.

Capabilities synonyms : virility, artistries, calibre, aptitudes, potency, powers, caliber, aptitude, potentials, acumen, clouted, benting, rulership, potential, austere, bent, ability, baffling, ascendancy, bents, competence, ardous, accomplishment, capableness, skills, puissance, capability, arduous, arm, duty, calibers, potencies, abilities.