Car parking türkçesi Car parking nedir

Car parking ingilizcede ne demek, Car parking nerede nasıl kullanılır?

Car : Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor ya da gaz türbiniyle devinen taşıt. Motorlu veya motorsuz kara taşıma aracı. Vagonet. Binit. Araba. Oto. Vagon. Kabin. Yolcu taşıyan herhangi bir aracın bölmesi. Yolcu bölümü (balon veya zeplin).

Parking : Durgulama. Otopark. Park yeri. Parketme. Gidiş gelişi aksatmayacak biçimde, bir aracın yol dışına bırakılması. Park. Park etme. Rahatına düşkün. Park yapma.

Car accident : Otomobillerin çarpışması. Araba kazası.

Car aerial : Oto anteni. Binit radyolarında elektromanyetik dalgaları çeken iletken tel ya da çubuk. Binit anteni.

Car and driver : Araba ve sürücü. Arabalar ve otomotiv endüstrisi içerikleriyle (tavsiyeler, reyting, konsept arabaları vs) yayım yapan bir dergi.

Car attendant : Arabaları parkeden kimse (bir otelde, maçta, vb.). Vale.

Car antenna : Oto anteni.

İngilizce Car parking Türkçe anlamı, Car parking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Car parking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commons : Paylaşılan yiyecekler. Avam kamarası. Kafeterya. Halk tabakası. Yemek salonunda verilen yemek. Mera. Porsiyon. Yemek salonu. Pay.

 

Parkings : Parketme. Park etme. Park yapma. Rahatına düşkün.

Hardstanding : Sert saha. (british usage) sert park yeri. Uçak park etmek için katı veya döşeli yüzey.

Fleeter : Çabuk. Filo. Seyretmek. Donanma. Fani. Çevik. Süratli. Yürük. Alay.

Lay by : Dinlenme parkı. Cep. Biriktirmek. Dinlenme cebi. Bir kenara koymak. Yığmak. Araba park etmek için tasarlanmış olan şehir yolu bölümü.

Car pool : Araba imecesi. Aynı şirkette veya yerde çalışan ve yakın yerlerde oturan 4-5 kişinin bir hafta birinin bir hafta diğerinin arabasıyla işe gidip gelmesi. Sırayla araba kullanma anlaşması.

Fleeted : Seyretmek. Çevik. Filo. Donanma. Yürük. Alay. Çabuk. Fani. Süratli.

Parking : Rahatına düşkün. Durgulama. Park etme. Parketme. Gidiş gelişi aksatmayacak biçimde, bir aracın yol dışına bırakılması. Park yapma.

Fleet : Çevik. Donanma. Alay. Fani. Çabuk. Filo. Süratli. Seyretmek. Yürük.

Car parking synonyms : car park, common, parking space, commonest, parkland, garden, park, the park, parking lot, fleetest, parking place, parklands, parking area, backs.