Carb türkçesi Carb nedir

  • (argo) karbonhidrat veya yüksek karbonhidratlı besin.
  • Karbonhidrat.

Carb ile ilgili cümleler

English: Ali believes he has a very low carbon footprint.
Turkish: Ali çok düşük karbon miktarına sahip olduğuna inanıyor.

English: Ali does not know the difference between charcoal and carbon.
Turkish: Ali kömür ve karbon arasındaki farkı bilmiyor.

English: A carbon footprint is the amount of carbon dioxide pollution that we produce as a result of our activities. Some people try to reduce their carbon footprint because they are concerned about climate change.
Turkish: Bir karbon ayakizi bizim faaliyetlerimizin bir sonucu olarak ürettiğimiz karbondioksit kirlenmesinin miktarıdır. Bazı insanlar iklim değişikliğinden endişeli olduğu için karbon ayakizlerini azaltmaya çalışıyorlar.

English: Ali told me that he doesn't like carbonated drinks.
Turkish: Ali bana gazlı içecekleri sevmediğini söyledi.

English: Ammonium carbonate is an organic compound.
Turkish: Amonyum karbonat, organik bir bileşiktir.

Carb ingilizcede ne demek, Carb nerede nasıl kullanılır?

Carbachol : Kolinesterazlara dayanıklı ve muskarinik etkileri yanında nikotinik etkileride bulunan parasempatik sistemini uyarıcı ilaç. Karbakol.

Carbamate : Karbamat asit tuzu. Karbamat. Karbamik asidin substitüe fenil veya piridin grubu içeren bazlarla yaptığı ester. Karbamik asit tuzu (kimyasal madde).

 

Carbamate insecticid : Kalabar baklasında bulunan fizostigminin sentetik türevleri olarak hazırlanan, vücuda alındıktan sonra asetilkolin esteraz enziminin etkinliğini önleyerek etkisini gösteren, böcek, yabani ot ve toprak nematodları ile mücadelede kullanılan bileşiklerin ortak adı. Karbamatlı insektisit.

Carbamazepine : Karbamezepin. Epilepsi tedavisi ve sinirsel ağrıların dindirilmesinde kullanılan kasılmayı önleyen ilaç. Iminostilben türevi olan, beyinde birincil odaklardaki deşarjları ortadan kaldırarak çırpınmaları önleyen ilaç.

Carbamic : Karbamik. Karbamik asite ait (kimya).

Carbamic acid : Karbamik asit.

Carbarn : Garaj (tren vagonlarının, tramway vagonlarının, vb. tamir ve bakımlarının yapıldığı yer).

Carbamide : Karbamid. Karbamit. Organik üre bileşiği (kimya). Üre.

Carbanion : Karbaniyon. Negatif olarak yüklü bir karbon atomu, karbonyon, karbon eksini. Karbanyon. Karbon eksini. Negatif olarak yüklü bir karbon atomu. Karbonyon. Karbon anyonu.

Carbamoyl phosphate synthetase ii : Karbamoil fosfat sentetaz ıı. Sitoplazmada glutamin ve karbon dioksitten karbamoil fosfat oluşumunu sağlayan pirimidin üretiminin ilk ve ökaryotlarda düzenleyici enzimi.

İngilizce Carb Türkçe anlamı, Carb eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Auto accessory : Araba aksesuarı.

Grille : Kadran. Parmaklık. Izgara. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ön panjur. Radyatör ızgarası. Renk ızgarası. Kafes. En yeni renkli almaçlarda, eleğin yerini alan, 60 cm'lik görüntülük için düşey sıralanmış 650 telden oluşan ızgara. Koruyucu ekran.

 

Stabilizer bar : Denge çubuğu. Stabilizatör çubuğu. Dengeleme çubuğu. Denge kolu.

Sport car : Spor araba.

Trunk : Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm. Büyük eşya kutusu. Böceklerde (ınsecta), halkalı solucanlarda (annelida), nemertinlerde (nemertina) beslenme için kullanılan, başın önünde boru şeklindeki yapı. memelilerde, fildeki gibi uzamış olan burun. probosis. Anayol. Bağlantı noktası (bilişim veya bilgisayar terimi). Yüklük. Anaboru. Kolsuz. Araba bagajı. Bavul.

Hot rod : Yarış otosu. Yarış otomobili. Çeşitli tamirler sonucu hızı arttırılmış araba. Takviyeli araba. Motoru güçlendirilmiş araba. Elden geçirilmiş araba. Sıcak çubuk. Yüksek performans. Hızlı yarış otomobili. Yarış arabası.

Low gear : Birinci vites.

Third : Üçte bir. Üçlü. Üçüncüsü. Üçüncü. Üçüncü dünya. Üçü. Sömürgeci devletlere, genel olarak günümüz dünyasındaki büyük güçlere karşı uluslararası düzeyde aralarında bir ölçüde dayanışma gerçekleştirmiş bulunan asya, afrika, güney amerika'nın geri kalmış devletlerinin tümü. Üçüncü olarak.

Bus : Veri yolu. Otobüs. Kent ve kasabalarda yolcuların topluca taşınmalarını sağlayan ve genellikle yerel yönetimlerce çalıştırılan taşıtlardan biri. Çok sayıda yolcu taşıyabilen, patlamalı ya da patlamasız motorla çalışan büyük taşıt. Anayol. Otomobil veya uçak. Otobüsle gitmek. Ana yol. Taşıt. Genbinit.

Fin : Yüzgece benzer şey. Fitil (hadde). Kanat (uçak). El. Yüzgeç. Çoğunluk balıklarda bulunan yüzgeç ışınları ya da iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları. Palet. Beş dolarlık banknot. Kanat uçak.

Carb synonyms : luggage compartment, used car, car door, suv, sport utility, gas guzzler, motor horn, s.u.v., sunshine roof, automobile horn, automobile trunk, model t, minicar, subcompact car, beach wagon, beach waggon, horseless carriage, electric automobile, police car, police cruiser, station waggon, anti sway bar, stanley steamer, sport utility vehicle, automotive vehicle, tailfin, secondhand car, roof, patrol car, gas, window, air bag, bonnet.

Carb zıt anlamlı kelimeler, Carb kelime anlamı

Disorganise : Karıştırmak. Dağınık hale getirmek. Karmakarışık etmek. Altüst etmek. Tertipsizleştirmek (disorganize olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) düzensizleştirmek. Düzenini bozmak.

Disorganize : Karmakarışık etmek. Düzenini bozmak. Karıştırmak. Altüst etmek.