Bus türkçesi Bus nedir
- Otobüsle taşımak.
- Taşıt.
- Veriyolu.
- Birçok sayısal bellek öğesi ya da yazmaç arasında ortak bağlantı oluşturarak bunlar arasında veri aktarımı sağlayan teller kümesi.
- Anayol.
- Otobüsle gitmek.
- Otobüs.
- Basbar.
- Genbinit.
- Veri yolu.
- Ana yol.
- Otomobil veya uçak.
- Otobüsle götürmek.
- Çok sayıda yolcu taşıyabilen, patlamalı ya da patlamasız motorla çalışan büyük taşıt.
- Genbini.
- Bara.
- Kent ve kasabalarda yolcuların topluca taşınmalarını sağlayan ve genellikle yerel yönetimlerce çalıştırılan taşıtlardan biri.
- Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.
Bus ile ilgili cümleler
English: Ali and I take the same bus to school.
Turkish: Ali ve ben, okula aynı otobüsle gideriz.
English: A bus pulled up in front of the hotel.
Turkish: Bir otobüs otelin önünde durdu.
English: According to the bus driver, it wasn't an accident.
Turkish: Otobüs sürücüsüne göre, o bir kaza değildi.
English: Ali boarded a bus bound for Boston.
Turkish: Ali Boston'a giden bir otobüse bindi.
English: A bus got in the way.
Turkish: Bir otobüs yoluma çıktı.
Bus ingilizcede ne demek, Bus nerede nasıl kullanılır?
Bus access control : Veriyolu erişim denetimi.
Bus bar : Dağıtma tevzi çubuğu. Toplayıcı çubuk. Çok çubuklu bara. Bara.
Bus boy : Garson yardımcısı. Komi.
Bus cable : Ana yol kablosu. Taşıt kablosu.
Bus conductor : Bir otobüste biletleri kontrol eden kimse. Biletçi. Kondüktör.
Bus station : Otobüs terminali. Otobüs durağı. Kentler arasında gidip gelen yolcu genbinitlerinin yolcu indirip bindirmesi, geçici sürelerle durması için kentin elverişli yerlerinde yapılmış, özel durma bölümleri, işevleri, bekleme odaları ve ortak yararlanmaya açık işgörü yerleri bulunan büyük yapı ve kolaylıklar. Uzakyol genbinit duralgası.
Bus depot : Otobüs durağı. Otobüs garajı.
Bus mouse : Seri dizisel bağlantılı fare. Benzersiz bir harici kart üzerinden bilgisayara bağlı mouse. Veriyolu faresi. Seri bağlantılı fare. Taşıta bağlanan fare.
Bus terminal : Otogar. Otobüs terminali. Uzakyol genbinit duralgası. Kentler arasında gidip gelen yolcu genbinitlerinin yolcu indirip bindirmesi, geçici sürelerle durması için kentin elverişli yerlerinde yapılmış, özel durma bölümleri, işevleri, bekleme odaları ve ortak yararlanmaya açık işgörü yerleri bulunan büyük yapı ve kolaylıklar. Garaj. Şehirlerarası otobüs terminali.
Bus stop : Otobüs durağı.
İngilizce Bus Türkçe anlamı, Bus eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ride : Arabayla gezmek. Yüzmek. Bindirmek. Geçmek (yol). Binmek. Sürmek. Havada kalmak. Kafa bulmak. Süzülmek. Karara bağlanmamış olmak.
Carriageways : Karayolunda şerit. Taşıt trafiği yolu. Taşıt yolu. Taşıt şeridi. Yol.
Window : Cam. Pencere menüsü. Pencere. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Camekan. Radarı şaşırtmak için uçaktan saçılan mermi. Gösteriş. Vitrin. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Bir şeyi yapmak için elverişli zaman bölümü.
Trolleybus : Troleybüs. Elektrikle çalışan büyük otobüs. Tellitaşıt. Üstteki elektrik tellerinden akım alarak devinen kentiçi genbinit. Tramvay.
Transportation : Mal, özdek ya da kişilerin çeşitli araçlarla bir yerden diğer bir yere taşınmaları. Navlun. Taşıma işleri. Sürgün. Nakledilme. Nakil. Nakliyat. Ulaşım. Hukuk, coğrafya, iktisat, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Taşıma.
Bus synonyms : public transport, motorcoach, passenger vehicle, autobuses, motorbus, carriageroad, primary road, motorbuses, take a bus, double decker, roof, trunk, vehicles, school bus, buses, arterial highway, highways, coach, highroads, mainline, vehicle, artery, data bus, trunk road, arterial road, minibus, take the bus, catch a bus, motor, trackless trolley, main path, main road, approach road.
Bus zıt anlamlı kelimeler, Bus kelime anlamı
Walk : Eşlik etmek. Yürüyüşe çıkarmak. Üzerinde yürümek. Yürüyüş yeri. Yürüyerek gitmek. Yürüterek yormak. Yürüme. Dolaştırmak. Adımla ölçmek. Gezinmek.
Add : Karıştırmak. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Eklemek. Ekleme yapmak. Bindir. Neticelenmek. Uzatmak. Artırmak. Toplamını almak. Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir).
Bus ingilizce tanımı, definition of Bus
Bus kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An omnibus.

Bu kısımda Bus kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bus ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bus anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bus ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.