Trunk türkçesi Trunk nedir
- Beden.
- Telefon hattı.
- Şehirlerarası konuşma.
- Böceklerde (ınsecta), halkalı solucanlarda (annelida), nemertinlerde (nemertina) beslenme için kullanılan, başın önünde boru şeklindeki yapı. memelilerde, fildeki gibi uzamış olan burun. probosis.
- Bağlantı noktası (bilişim veya bilgisayar terimi).
- Yüklük.
- Bacaksız ve kafasız insan vücudu.
- Fil hortumu.
- Anaboru.
- Ç.erkek mayosu.
- Sandık.
- Araba bagajı.
- Bilgisayar, biyoloji, jimnastik alanlarında kullanılır.
- Büyük eşya kutusu.
- Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm.
- Ana yol.
- Vücudun, baş kol ve bacakların kendisine bağlandığı temel bölümü.
- Anayol.
- Gövde.
- Hortum.
- Bagaj (aut.).
- Bavul.
- Bağlantı noktası.
- Ağaç gövdesi.
- Kolsuz.
- Ana hat.
Trunk ile ilgili cümleler
English: Ali opened the trunk of the car.
Turkish: Ali arabanın bagajını açtı.
English: Ali opened the trunk to get the spare tire.
Turkish: Ali yedek lastiği çıkarmak için bagajı açtı.
English: Ali opened the trunk and found it empty.
Turkish: Ali bagajı açtı ve onu boş buldu.
English: Ali loaded the bags into the trunk of his car.
Turkish: Ali çantaları arabasının bagajına yükledi.
English: Ali keeps a hunting knife in the trunk of his car.
Turkish: Ali arabasının bagajında bir av bıçağı bulundurur.
Trunk ingilizcede ne demek, Trunk nerede nasıl kullanılır?
Trunk bending backward : Gövdeyi, arka yüzeyde genişliğine ekseni üzerinde belden arkaya doğru eğme. Gövdeyi arkaya bükme.
Trunk bending sideways : Gövdeyi, yan yüzeyde derinliğine ekseni üzerinde, sağa - sola doğru değişik açılarla belden eğmek. Gövdeyi yana (sağa - sola) bükmek.
Trunk cable : Jonksiyon kablosu. Ana kablo.
Trunk call : Şehirlerarası alısün konuşması. Şehirlerarası telefon. Uluslarası veya şehirlerarası telefon görüşmesi. Şehirlerarası telefon görüşmesi. Şehirlerarası telefon konuşması. Uluslararası telefon konuşması. Şehirlerarası konuşma. Şehirlerarası çağrı. Kentlerarası telefon.
Trunk circling : Gövdeye, omurganın verdiği olanak oranında bileşik eksende çember devinimi yaptırmak. Gövde çevirmek.
Trunk fish : Kemikli balıklar (teleostei) takımının, sandık balığıgiller (ostraciontidae) familyasından, 25-35 cm kadar uzunlukta, kemik plaklardan yapılmış üç köşeli bir zırh ile kaplı, tropik denizlerde yaşayan bir tür. Sandık balığı.
Trunk circuit : Gövdeyol devresi. Şehirlerarası devre. Ana devre. Jonksiyon devresi.
Trunk hose : Kısa bol pantolon (16.yy.). Kısa ve bol pantolon.
Trunk road : Ana yol. Anayol.
Trunk leg : Pereyiopot. Yengeç ve istakoz gibi eklem bacaklıların sefalotoraksta dört çift olarak bulunan yürüme ayakları.
İngilizce Trunk Türkçe anlamı, Trunk eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Trunk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Headnote : Özet. Kısa özet.
Cupboard : Dolap. Büfe.
Stalk : Sezdirmeden (ava) yaklaşmak. Ava yaklaşır gibi yürümek. Sessizce yaklaşmak. Sarmak (hayaletler vb.). Gizlice sokulmak. Sezdirmeden yaklaşıp yakalamak. Sap. Kol gezmek. Avı gizlice takip etmek. Azametle yürümek.
Main street : Ana cadde. Taşra gelenekleri. Cadde. Anacadde.
Bus : Otobüs. Birçok sayısal bellek öğesi ya da yazmaç arasında ortak bağlantı oluşturarak bunlar arasında veri aktarımı sağlayan teller kümesi. Veri yolu. Basbar. Genbini. Bara. Taşıt. Çok sayıda yolcu taşıyabilen, patlamalı ya da patlamasız motorla çalışan büyük taşıt.
Lines : İp, misina veya metal liflerden yapılmış, bir ucu mantara, kasnağa veya makaraya sarılı diğer ucu bedene bağlı olta takımı hazırlamada kullanılan materyal. Olta ipi. Ana hatlar. Satır sayısı. Olta iğnesinin kullanılmasını sağlayan malzemelere verilen ad, beden malzemeleri doğal olan kendir, ipek, pamuk vb. sentetik olanları ise poliamid, poliester multi ve monofilament malzeme, oltanın ucuna genellikle bir fırdöndü vasıtasıyla bağlanan ve kalınlığı oltanın kalınlığına eşit veya daha az olan olta ipi parçası. Replik. Bahisçilere sunulan oranlar. Rol. İletişim hatları.
Crate : Sandıklamak. Küfelemek. Kasa. Kafesli sandık. Kasaya yerleştirmek. Kasalamak. Büyük sepet. Külüstür araba. Küfe.
Outline : Dış çizgi. Özetlemek. Hulasa. Ana çizgiler. Bir oyunluk çalışmasının ilk aşamasını oluşturan, filmin konusunu en kısa yoldan beş altı sayfa içinde anlatan, filmin konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan metin. tamamlanmış bir filmin, çeşitli amaçlarla hazırlanmış kısa öyküsü. Krokisini yapmak. Bir oyunun yazılmadan önce konusunu gösteren kısa bilgi. bir oyunun konusunu en kısa yoldan anlatan, oyunun konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan yazılı bilgi. Anahatlarıyla çizmek. Taslağını çizmek.
Gaskin : Mühür. Atın arka ayak kısmının bir parçası. Conta.
Trunk synonyms : trunk lid, primary road, holdalls, trunk route, telephone line, luggages, headnotes, distribution line, port, hand luggage, boxes, frustums, fuselages, ajutage, tree trunk, base line, chests, carcases, fuselage, ballot box, crates, bole, junction point, agglomerations, bodies, port connection point, linkups, stem, baseline, coffer, traveling bag, boles, junction.
Trunk ingilizce tanımı, definition of Trunk
Trunk kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To maim. To truncate. The main stem, without the branches. Stock. To lop off. Stalk. To curtail. The stem, or body, of a tree, apart from its limbs and roots.

Bu kısımda Trunk kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Trunk ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Trunk anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Trunk ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.