Carbon dioxide türkçesi Carbon dioxide nedir

  • Karbon dioksit.
  • Karbon ikioksit.
  • Kimyasal formülü co2 olan kutupsuz, renksiz, kokusuz, suda az çözünen, sulu ortamda kolayca karbonik asit oluşturan bir gaz.
  • Karbondioksit.
  • Karbon dioksid.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Carbon dioxide ile ilgili cümleler

English: The amount of carbon dioxide has increased by 10 percent.
Turkish: Karbondioksit miktarı %10 arttı.

English: A carbon footprint is the amount of carbon dioxide pollution that we produce as a result of our activities. Some people try to reduce their carbon footprint because they are concerned about climate change.
Turkish: Bir karbon ayakizi bizim faaliyetlerimizin bir sonucu olarak ürettiğimiz karbondioksit kirlenmesinin miktarıdır. Bazı insanlar iklim değişikliğinden endişeli olduğu için karbon ayakizlerini azaltmaya çalışıyorlar.

English: That would lead to the production of more carbon dioxide, the main gas responsible for global warming.
Turkish: Bu, küresel ısınmadan sorumlu ana gaz olan karbondioksitin daha fazla üretimine yol açacak.

English: It is a term used to describe the warming of the earth due to increasing amounts of carbon dioxide in the atmosphere.
Turkish: O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

 

English: It is said that global warming is directly related to carbon dioxide emissions.
Turkish: Küresel ısınmanın karbondioksit emisyonu ile doğrudan ilgili olduğu söyleniyor.

Carbon dioxide ingilizcede ne demek, Carbon dioxide nerede nasıl kullanılır?

Carbon : Kopya kağıdı. Kömür. Karbon. Karbon kağıdı ile çıkarılan kopya. Karbon kömür. Kopya. Karbon kağıdı. Karbon karbona benzeyen.

Dioxide : Dioksit. İki oksijenli. İki oksijen atomlu element.

Carbon dioxide absorber : Soda lime. Karbondioksit absorbanı.

Carbon dioxide laser : 600 nanometrede infrared radyasyon üretiyor anlamına gelen karbon dioksit gazlı lazer. Karbon dioksit lazeri. Karbondioksit lazeri. Çalıştığında 10. Karbon ikioksit lazeri.

Carbon dioxide snow : Kuru buz. Karbondioksit karı.

Carbon arc : Karbon arkı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema işliklerinde ve göstericilerde ışık kaynağı olarak geniş ölçüde kullanılan ışık yayının ve ışık yaylı ışıtacın kömürlü çeşidi. Kömürlü ışık yayı.

İngilizce Carbon dioxide Türkçe anlamı, Carbon dioxide eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carbon dioxide ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi. Alfa hücreleri.

 

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abiotic environment : Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Carbondioxide : Karbonun oksidasyonuyla oluşan kokusuz ve renksiz bir gaz. karbondioksit, dokularda oluşur ve akciğerlerden atılır. co2 ve karbonatlar, vücuttaki doku ve sıvılarda nötraliteyi devam ettirmeyi sağlar.

Aardvark : Yerdomuzu. Borudişli. Yer domuzu. Karınca yiyen. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

Carbon dioxide synonyms : abacus bodies, acacia, a site, abiotic factor, aardvarks, a cell, blackdamp, carbonic acid gas, abductor muscle.