Carry out türkçesi Carry out nedir

Carry out ile ilgili cümleler

English: Green plants carry out photosynthesis.
Turkish: Yeşil bitkiler fotosentez yaparlar.

English: He could not carry out his plan.
Turkish: O, planını gerçekleştiremedi.

English: He couldn't carry out his first plan.
Turkish: İlk planını gerçekleştiremedi.

English: He did his best to carry out the plan.
Turkish: Planı uygulamak için elinden geleni yaptı.

English: He didn't carry out his promise.
Turkish: O, sözünü yerine getirmedi.

Carry out ingilizcede ne demek, Carry out nerede nasıl kullanılır?

Carry : Çakmak. Kaldırmak. Taşımak. Getirmek. Çekmek. İletmek. Yardım etmek. Geçirmek. Onaylamak. Elde.

Out : Yanmak. Çıkış. Çıkarmak. Meydana çıkmak. Kendini belli etmek. Dışarı. Dışarıda. Kovmak. Bayılmak. Ortaya çıkmak.

Carry out a command : Bir komut uygulama.

Carry out a transaction : İşlem gerçekleştirmek. İşlemi gerçekleştirmek.

Carry out an action : Bir eylem yürütme.

Carry out in a timely fashion : Acilen yerine getirmek. Acilen uygulamak.

Carry out devaluation : Paranın değerini düşürmek. Develüasyon yapmak.

 

İngilizce Carry out Türkçe anlamı, Carry out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carry out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Applies : Kullanmak. Gitmek (birine). Uygun düşmek. Yapıştırmak (bant). Başvurmak. Müracaat etmek. İlgili olmak. İlgisi olmak. Uygun olmak.

Carry : Geçirmek. Büyülemek. Satışa sunmak. Nakletmek. Ulaşmak. Taşımak. İçermek. Menzili olmak. İletmek.

Button up : Sonuçlandırmak. İliklenmek. İliklemek. Sonuca bağlamak. Tanklarda mazgalları kapatmak. Sessiz olmak. Düğmeleri yukarıda. Birden susmak. Düğmelenmek. Düğmelemek.

Effecting : Yerine getirme. Sonuç verme. Etkisi olmak. Tesir etme. Üretme. Meydana getirmek. Ulaşmak. Etki etmek. Sonuca vardırmak.

Cabbages : Kelem. Çalmak. Beyaz lahana. Aşırmak. Başlahana. Lahana beyaz. Lahana.

Accedes : İktidara gelmek. Razı olmak. Yönetime geçmek. Yanaşmak. İş başına gelmek. Katılmak. Kabul etmek. Uymak. Tahta çıkmak.

Enforce : Mecbur etmek. Zorla yaptırmak. Zorla kabul etmek. Zorla kabul ettirmek. Zorla elde etmek. Güçlendirmek. Takviye etmek. Zorlamak.

Collar : Yaka takmak. Yaka. Kaçmak. Tasma. Kolye. Sıkma bileziği. Yaka şekline benzer yapılar. yarım kordalılarda üç kısımdan oluşan vücudun orta bölgesi. Durdurmak. Yakasına yapışmak.

Administer : İdare etmek. Verdirmek. Hizmet etmek. Sağlamak. Yönetmek. Tayin etmek. Ettirmek. Tedvir etmek. Vermek. Vermek (ilaç, ceza vb).

Arrives : Gelip çatmak. Doğmak. Gelmek. Varmak. Ulaşmak. Başarı kazanmak.

Carry out synonyms : deployed, filches, acceding, bring on, plied, achieves, cabbage, achieving, enforcing, completing, achieved, filching, boff, collaring, bring to a close, be through, acceded, realizes, conduct, accomplishing, break up, assume, complemented, execute, clear up, answer, bring about, materialise, actualize, filched, carry on, deploys, cap.