Cause trouble türkçesi Cause trouble nedir

  • Sıkıntıya sokmak.
  • Dert açmak.
  • Sıkıntı yaratmak.
  • Sıkıntıya neden olmak.
  • Sıkıntıya sebebiyet vermek.
  • Sorun yaratmak.
  • Mesele çıkarmak.
  • Sıkıntıya sebep olmak.
  • Sıkıntıya sebep vermek.

Cause trouble ile ilgili cümleler

English: He came to cause trouble.
Turkish: O, sorun yaratmak için geldi.

English: I won't allow you to cause trouble here.
Turkish: Burada sorun çıkarmana izin vermeyeceğim.

English: Ali is obviously trying to cause trouble.
Turkish: Ali açıkçası soruna yaratmaya çalışıyor.

English: You have a latent problem here that will cause trouble in the future.
Turkish: Burada gelecekte soruna neden olacak gizli bir sorunumuz var.

English: It is common for children to cause trouble.
Turkish: Çocukların sorun yaratması yaygındır.

Cause trouble ingilizcede ne demek, Cause trouble nerede nasıl kullanılır?

Cause : Hedef. Sebep vermek. Doğurmak. Sebebiyet vermek. İlke. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. Sebep. Yol açmak. Neden olmak.

Trouble : Problem. Rahatsızlık vermek. Zahmet. Canını sıkmak. Uğraştırmak. Üzmek. Sorun. Bela. Zahmet vermek. Başını ağrıtmak.

Cause a bedlam : Karışıklık çıkarmak. Kızılca kıyamet koparmak.

Cause a disturbance : Huzursuzluk yaratmak. Karışıklık çıkarmak. Karışıklığa neden olmak.

 

Cause a headache : Başını ağrıtmak. Baş ağrısına neden olmak.

Cause a loss : Zarara neden olmak. Zarara sebebiyet vermek. Zarar vermek.

İngilizce Cause trouble Türkçe anlamı, Cause trouble eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cause trouble ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Distress : Acı çektirmek. Istırap. Haczetmek. Istırap vermek. Acı vermek. Endişelendirmek. Sıkıntı vermek. Acı. Kahretmek. Felaket.

Raise a stink : Olay çıkarmak. Şiddetle itiraz etmek. Kıyameti koparmak. Şikayetçi olmak. Hır çıkarmak.

Make waves : Köstek olmak. Sorun çıkarmak. Problem yaratmak.

Distresses : Üzmek. Sıkıntı. Sıkmak. Kahretmek. Endişelendirmek. Haczetmek. Endişe uyandırmak. Sıkıntı vermek. El koymak.

Make the fur fly : Kıyameti koparmak. Karışıklığa neden olmak. Ortalığı birbirine katmak. Sorun çıkarmak. Olay çıkarmak. Kavga çıkarmak. Kavgaya yol açmak.

Sow discord : Anlaşmazlık yaratmak. Ara bozmak. Aralarını bozmak.

Embarrass : Para sıkıntısı çekmek. Bozum etmek. Para sıkıntısına düşürmek. Engellemek. Rahatsız etmek. Sıkmak. Bozmak. Utandırmak. Sıkıntı vermek.

Rock the boat : Tekneyi sallamak. Durağan ve kararlı bir durumu alt üst etmek. Kazan kaldırmak. Mevcut durumu bozmak. Dengeyi bozmak. Tekneyi kenarlarından yalpalayacak şekilde keskince sallamak. Sorun çıkarmak. Bozmak. İçine etmek.

Kick up a fuss : Kıyameti koparmak. Rahatsızlık yaratmak. Kavga çıkarmak. Olay çıkarmak. Sorun çıkarmak. Hır çıkarmak.

Make mischief : Fesat sokmak. Nifak tohumları ekmek. Ara bozmak.

Cause trouble synonyms : made a fuss, embarrasses, kick up, make difficulties, make a stink, ailed, make a fuss, act up, make a fuss of, cause anxiety, ail.