Make waves türkçesi Make waves nedir

  • Sorun yaratmak.
  • Köstek olmak.
  • Problem yaratmak.
  • Sorun çıkarmak.

Make waves ile ilgili cümleler

English: I don't want to make waves.
Turkish: Sorun çıkarmak istemiyorum.

Make waves ingilizcede ne demek, Make waves nerede nasıl kullanılır?

Make : Verim. Yapı. Yaratmak. Zorlamak. Olmak. Yapmak. Yapılış şekli. Kapatmak (devreyi). -e neden olmak. Biçim.

Waves : Dalgalı. Dalgalar. 1942 yılında gönüllü kadınlar birimi olarak büro ve diğer işleri yapmaları ve bu sayede erkeklerin boşa çıkarak savaşta aktif rol almaları için oluşturulan abd deniz kuvvetleri'nin kadın rezervi. Ondüle. Gönüllü ilkyardım servisi için kabul edilen kadınlar.

Make tracks : Sıvışmak. Acele gitmek.

Make good : Tazmin etmek. Yerine getirmek.

Make a backup : Yedeklemek.

Make a bargain : Mutabık kalmak. Anlaşmaya varmak. Anlaşmak (pazarlık). Bir işi bağlamak. Anlaşmak.

İngilizce Make waves Türkçe anlamı, Make waves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make waves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make the feathers fly : Karışıklığa neden olmak. Ortalığı birbirine katmak. Kıyametin kopmasına neden olmak. Büyük kavgaya neden olmak. Olay çıkarmak.

Make trouble : Ortalığı karıştırmak. İşi yokuşa sürmek. Bela çıkarmak. Parmak atmak. Yolu yokuşa sürmek. Yokuş yapmak.

 

Make a fuss of : Karışıklık çıkarmak. Kavga çıkarmak. Mesele çıkarmak. Kavgaya yol açmak. Yaygara koparmak. Gerilim yaratmak. Olay çıkarmak.

Make the fur fly : Kavgaya yol açmak. Olay çıkarmak. Karışıklığa neden olmak. Ortalığı birbirine katmak. Kıyameti koparmak. Kavga çıkarmak.

Hinders : Sonraya kalmak. Aksatmak. Set çekmek. Alıkoymak. Mani olmak. Engel olmak. Tebelleş olmak. Aksamak. Engellemek.

Hamper : Kapaklı sepet. Yokuş yapmak. Engellemek. At veya sığırın yer değiştirmesini yere düşmesini engellemek için hayvanın içine sokulduğu etrafı kalın demir çubuklarla çevrili yer. Zorluk çıkarmak. Travay. Aksatmak. Güçleştirmek.

Make a stink : Kıyameti koparmak. Muhalefet etmek. Hır çıkarmak. Olay çıkarmak.

Hampered : Aksatmak. Engellemek. Engellenmiş. Geciktirilmiş. Zorluk çıkarmak. Engel olmak.

Make mischief : Ara bozmak. Nifak tohumları ekmek. Fesat sokmak.

Make waves synonyms : put a crimp in, make difficulties, hampering, rock the boat, raise a stink, shackling, fetter, stir up trouble, enfetter, shackled, enfetters, fettering, act up, make a fuss, shackle, enfettered, made a fuss, hampers, play up, hinder, kick up a fuss, raise hell, cause trouble, raise an issue.