Censors türkçesi Censors nedir

Censors ile ilgili cümleler

English: Censorship feeds the dirty mind more than the four-letter word itself.
Turkish: Sansür dört harfli kelimenin kendisinden daha çok kirli zihinleri besler.

English: What do you think of censorship?
Turkish: Sansür hakkında ne düşünüyorsun?

English: I believe in censorship. I made a fortune out of it.
Turkish: Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.

Censors ingilizcede ne demek, Censors nerede nasıl kullanılır?

Censorship : Sansürcülük. Sansür işleri. Ön denetim. Sansürlük. Denetim. Kınama. Sansür. Denetleme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayından kaldırma.

Armed forces censorship : Silahlı kuvvetler sansürü.

Auto censorship : Denetlemenin bulunmadığı bazı ülkelerde, sinema işleyiminin kendiliğinden oluşturduğu denetleme kuralları, denetleme kurulu ve denetlemenin uygulanması işi. filminin ileride denetleme kurulunca herhangi bir yönden sakıncalı görülebileceğini düşünen sinemacının kendi filmine kendisinin uyguladığı denetleme. Özdenetleme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Central censorship : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Merkez denetlemesi. Bir ülkede filmlerin tek bir kurulca denetlenmesi durumu.

Dramatic censorship : Zararlı görülen bir oyunun oynanmasına kanun yoluyla engel olmak. ancak bu yasaklama, sonraları, bilgisiz kimselerin elinde kötüye kullanılmış ve tiyatroya zarar vermiştir. oyun sansürü. Oyun yasaklaması. Zararlı görülen bir oyunun oynanmasına yasal yoldan engel olma eylemi. ancak, bu yasaklama, zaman zaman bilgisiz kişilerin elinde kötüye kullanılmış ve tiyatroya zarar vermiştir. Oyun yasaklanması. Oyun sıkıdenetimi.

Censor print : Denetleme kurulunun denetleme işini yapmakta kullandığı eşlem. denetlemeden sonra öbür eşlemlere örnek olarak kullanılacak eşlem. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Denetlenmiş eşlem.

Pre censorship : Çevrilmesine henüz başlanmamış bir filmin oyunluğu üzerinde yapılan, bundan alınan sonuca göre filmin çevrilip çevrilmeyeceğine ya da değişiklik yapılmasına karar verilmesini sağlayan denetleme çeşidi. Öndenetleme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Municipal censorship : Belediye sansürü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bazı ülkelerde film denetlemesinin belediyelerce yapılanı. Belediye denetlemesi.

Censor board : Sıkıdenetim kurulu. Olağanüstü durumlarda ya da kimi ülkelerde olağan olarak tiyatro metinlerini inceleyen ve oynanıp oynanmayacağına karar veren kurul.

Military censorship : Askeri sansür.

İngilizce Censors Türkçe anlamı, Censors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Censors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Expurgates : Temizlemek. Müstehcen veya sakıncalı bölümlerini çıkarmak (bir kitap, oyun vb'nin). Makaslamak. Arıtmak.

Receptive : Yeni fikirlere açık. Alıcı. Çabuk kavrayan. Anlayışlı. Yenilikçi. Kavrayışlı. Kabul eder. İlerici. Alır. Modern görüşlü.

Bowdlerizes : Uygunsuz kısımları çıkarmak. Arındırmak (zararlı içerik vb). Bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak. Islah etmek.

Expurgate : Müstehcen veya sakıncalı bölümlerini çıkarmak (bir kitap, oyun vb'nin). Makaslamak. Arıtmak. Temizlemek.

Assailer : Saldırgan. Dil uzatan.

Chartered accountant : İmtiyazlı hesap uzmanı. Yetkili serbest muhasebeci. Mukaveleli muhasip. Yeminli muhasebeci. Sayışmanlık yönteminde yetenekli kişi. Yetkili hesap uzmanı. Uzman muhasebeci. Uzman muhasip.

Expurgation : Arıtma. Temizleme.

Critics : Karşı olan kimse. Eleştiri. Eleştirmen. Muhalif. Kusur bulup duran kimse.

Castigatory : Eskiden isyan çıkaran asilerin cezalandırılması için kullanılan bir alet. Cezalandırıcı.

Checker : Kontrolcü. Alacalı yamak. Dama. Kare desen. Damalı yapmak. Ekose deseni. Kare kare yapmak. Kare.

Censors synonyms : trace detector, bowdlerising, photoelectric cell, controllers, censur, chasteners, comptroller, censorship, expurgating, auditors, assailant, examiner, photocell, assailers, expurgated, bowdlerizations, censoring, overseer, critic, inspectors, news blackout, controller, critical, expurgations, inspector, detector, centripetal, chastener, afferent, mine detector, assailants, precensor, sensing element.

Censors zıt anlamlı kelimeler, Censors kelime anlamı

Efferent : Götürücü. Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu götüren yapı, efferent. Merkezden dönen. Eferent. Götürgen. Efferent. Bir organdan dönen veya iletilen. Dışarıya doğru götüren. Götüren.

Extrasensory : Duyu ötesi. Bilinen duygulara dayanmayan. Olağanüstü algılama olan. Olağandışı hislerle ilgili olan.