Censur türkçesi Censur nedir

  • Basın, yayın ve haberleşme ile sinema ve kitap yapıtlarının hükümetçe önceden denetlenmesi ya da kısıtlanması işi.
  • Sansür.
  • Tarih alanında kullanılır.

Censur ile ilgili cümleler

English: Many topics were discussed during the interview, but some of them were censured.
Turkish: Görüşme boyunca bir çok konu görüşüldü ama bazıları kınandı.

Censur ingilizcede ne demek, Censur nerede nasıl kullanılır?

Censurable : Eleştirilebilir. Sansür edilebilir. Eleştiriyi hak eden.

Censure : Suçlamak. Sertçe eleştirmek. Cezalandırmak. Kınamak. Eleştirmek. Kınama. Tektir etmek. Azar. Tenkit etmek. Tekdir.

Censure motion : Güvensizlik oyu. Gensoru önergesi.

Censured : Kınama. Eleştirmek. Suçlamak. Kınamak. Cezalandırmak. Sertçe eleştirmek. Tektir etmek. Azar. Tenkit etmek. Tekdir.

Censureless : Ayıpsız. Kusursuz.

Censurers : Eleştiren kimse. Suçlayan kimse. Tenkit eden kimse.

Uncensured : Tenkit edilmeyen. Suçlanmayan.

Census data : Nüfus sayımı verileri.

Census : Nüfus sayımı. Sayım. Populason sayımı. Bir ülke nüfusunun nitelik ve niceliği üzerinde gerekli verileri saptamak amacıyla belli aralıklarla yapılan sayma işlemi. Tahrir. Nüfus tahriri. Sayma.

Uncensurable : Kusurlu olmayan. Eleştirilemez. Suçlu olmayan. Kınanamaz. Suçlanamaz. Eleştiriyi hak etmeyen.

 

İngilizce Censur Türkçe anlamı, Censur eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Censur ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

City centre : Kent özeği. Kent merkezi. Bir kentin, başlıca kamusal ve özel yapılarının, tecim, yönetim ve ekin kuruluşlarının bir araya toplandığı, çok katlı yapıları, yoğun ve devinimli nüfusu ile ilgi çekici kesimi. bk. özbölge, iş bölgesi, iş özeği.

Censors : Sansürcü. Sansür memuru. Sansürlemek. Sansür etmek. Sansürden geçirmek. Eleştirici. Mektup ve yazışmaları okuyan görevli (ordu, okul vb'de). Sansür uygulamak. Denetçi.

Midstream : Nehrin orta yeri. Nehrin ortası.

Central city : Kolorado eyaletinde şehir. Kent merkezi. Nebraska eyaletinde şehir. Merkezi şehir. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Güney dakota eyaletinde şehir. Kent merkezi (amerikan ingilizcesi). İowa eyaletinde şehir. Kentucky eyaletinde şehir. İllinois eyaletinde yerleşim yeri.

Eye : Delik. Süzmek. Bakış. Halka. Görüş. Gözetlemek. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Görme gücü. Göz. İğne deliği.

Heart : Göbek. Kalp. Kupa. Verimlilik. Can. Orta kısım. Orta. Cücük. Merkez. Kararlılık.

Storm centre : Kasırga merkezi.

Storm center : Kasırga merkezi. Karışıklığın kaynağı.

Seat : Oturacak yer. Koltuk. Mevki. Yuvasına oturtmak. Yer. Kıçını tamir etmek (pantolon). Sinemada, oturacak yer birimi olarak kullanılan terim. sinemalarda, birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan, bazen lüks koltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm. Yerine oturtmak. Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Almanac : Yıllık. Almanak. Zamanı yıllara, mevsimlere, aylara ve günlere ayırmak için uygulanan dizge. zaman ve zaman sırası ile ilgili bilgileri kapsamak üzere düzenlenen türlü biçimdeki yazılar. Günbilik. Yılda bir çıkarılan ve yılın olaylarını göstermek üzere düzenlenen kitap.

Censur synonyms : period of time, centre stage, time period, twentieth century, quarter century, quattrocento, antiquity, financial center, millenary, censorship, decennium, barbary, centre, expurgations, bowdlerisation, news blackout, midfield, censor, acropolis, center stage, middle, decade, city center, millennium, areopag, archives, half century, inner city, hub, autocracy, country, archer, areopagite.

Censur zıt anlamlı kelimeler, Censur kelime anlamı

Break : Patlamak. Sona ermek. Daha iyi yapmak. Kırılma. Bozdurmak. (ses) gitmek veya kısılmak. Çatlatmak. Açmak. Fırsat. Fırlamak.

Infield : Beysbol sahası. Tarla. Çiftliğe yakın tarla. Çiftlik evine yakın tarla. Sahanın kaleye yakın bölümü.