Clause türkçesi Clause nedir

Clause ile ilgili cümleler

English: According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses.
Turkish: Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.

English: There's a grammatical mistake in that clause.
Turkish: O cümlede bir dilbilgisel hata var.

Clause ingilizcede ne demek, Clause nerede nasıl kullanılır?

Clause of statement : Bildirme tümcesi.

Green clause credit : Yeşil kayıtlı akreditif. Sevkiyattan önce lehtara avans ödeme yapılabilen akreditif. Malların depolandığını gösteren ve banka adına düzenlenmiş veya bankaya devredilmiş bulunan bir depo makbuzu karşılığında dışsatımcılara peşin ödeme yapılmasına veya öndelik verilmesine olanak sağlayan akreditif türü. krş. kırmızı kayıtlı akreditif.

Red clause credits : Kırmızı kayıtlı akredif. Kırmızı kayıtlı akreditif. Dışsatım malı bedelinin gönderimden önce kısmen veya tamamen ödenmesine olanak veren akreditif türü. krş. yeşil kayıtlı akreditif.

Red clause letter of credit : Dışsatım malı bedelinin gönderimden önce kısmen veya tamamen ödenmesine olanak veren akreditif türü. krş. yeşil kayıtlı akreditif. Kırmızı kayıtlı akreditif. Kırmızı şartlı akreditif.

 

Adverbial clause : Zarf tümcesi. Sıfatlar ve diğer belirteçleri tamlamak için kullanılan cümle öğesi. Fiiller. Belirteç tümceciği. Zarf tümceciği.

Conditional clause : Temel cümleyi yargı bildirmeden zaman, şart, sebep ve benzetme işlevi ile tamamlayan zarf görevindeki yardımcı cümle türü. fiil kök ve gövdeleriyle ek-fiile -sa şart ekinin getirilmesi ile kurulur. şart eki geniş zaman kipinden sonra da gelebilir: || artık demir almak günü gelmişse zamandan || meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan (y. k. beyatlı, kendi gök kubbemiz, s. 83). || — az yer dolaşmadık. hepsini uç uca getirsen, bir dünya eder (s. çokum, ağustos başağı, s. 123). || iyi amma, a beyim, şöyle bakınsak, bir alay mekteb-i ali denilen yerler var (m. akif ersoy, safahat, s. 354). eğer hariçteki seslerin bize kadar gelmesi mümkün olsa da bize sorsalar ki “güzellik nedir?” hiç düşünmeden; “bu yeşilliktir” diyeceğiz (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: diğer nesirler, s. 99). şüphesiz başka şartlar altında bir gecede böyle bir şeyle karşılaşsaydım, hayretten çıldırabilirdim (a. h. tanpınar, geçmiş zaman elbiseleri, s. 91). insan yaptığı işe sade menfaati için girerse, yalnız onu düşünürse kendisini sonunda sizin gibi itham eder! (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 305). sen bu beladan beni kurtarırsan ben de bir daha köylüyü hiç mi hiç geç koymam pamuğa (y. kemal, ortadirek, s. 296). monşer, asalet olmazsa, bu memleket batar (ö. seyfettin. efruz bey: asiller kulübü, s. 66) okusaydı, iyi olurdu gelmiş olsaydı haberimiz olurdu vb. Koşullu tümcecik. Koşul yantümcesi. Şart cümlesi. Koşul tümceciği.

 

Assignment clause : Ciroya dair şart. Ciro hakkı veren kloz. Sigorta poliçesinde sahibine ciro hakkı veren madde.

Coordinate clause : Bağlaçlı yan cümle. Sıralı tümce.

Cancel clause : Fesih yetkisi veren şart.

Cancellation clause : İptal maddesi. Fesih cümlesi. İptal etme maddesi. Taraflara kontratı iptal etme hakkı veren kontratta belirtilen durum veya madde. Fesih klozu. İptal ihbarı.

İngilizce Clause Türkçe anlamı, Clause eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clause ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Anecdote : Kısa öykü. Eğitimsel ve öğretimsel amaçlarla, ilginç tarihsel kişi, olay ve çağlardan söz eden küçük öykü türü. bk. öykünce, örnek, öykü, gerçekçi masal, saga. Kısa hikaye. Kıssa. Hikaye. Menkıbe. Öykücük. Kısa bir öykü ya da anlatı. Anekdot.

Independent clause : Bağımsız tümcecik. Bağımsız tümce. Bağımsız cümlecik.

Convention : İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme. Adet. İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta ittifak ve iktisadi ilişkiler gibi konularda yasal sonuçlar doğurmak üzere yapılan sözleşme. Sayma. Düzen. Toplu karar. Bilgisayar, iktisat, tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Uylaşım. Toplantı. Anlaşıt.

Covenant : Vaat etmek. Sözleşme. Söz vermek. Akdetmek. Ahdetmek. Uzlaşmak. Vadetmek. Anlaşmak. Mukavele yapmak.

Subordinate clause : Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan, ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta, bir sebebe bir dileğe, bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle. yan cümlenin bağlaçlı yan cümle (ki’ li), dilekli yan cümle (-sa’lı), şartlı yan cümle (-sa’ lı, -mışsa’ lı), sorulu yan cümle (-mı’lı) gibi çeşitli türleri vardır: karşıtı temel cümle’dir: zelzeleden değil, bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükunet ve kayıtsızlıktan, insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: erzurumlu hamdi, s. 139). zaten gece oldu mu, onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar, koca evin her tarafına battaniyeler, yastıklar konulurdu (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: evin sahibi, s. 158). eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse, hatıra defteri tutanlara romancı, sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist, pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi (t. buğra, göst. e., s.39). bir an mümtaz’a öyle geldi ki tevfik bey’in sesi, emin dede’nin ney’i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu (a. h. tanpınar, huzur, s. 244). kavgaları yazılsa, koca bir kitap tutar, oğlan sanki ikinci bir karakol, ikinci bir adliye olmak iddiasındadır (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur: karaoğlan, s.44). tam şu yalının üstüne düşse, daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta, bir bölümünü gölgede bırakırdı (a. ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 125). kendimi dinlesem, vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir (a. ş. hisar, göst. e., s. 44). eylül ortası dedi mi, buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahiri tasvirleri için türkü söyler (t. buğra, dönemeçte s. 58). akşamdan beri yağan kar dinmişse, yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu (p. safa, biz insanlar, s. 61). her ümitsiz insan gibi kendinden degil, dışarıdan hayatın sırasız, tertipsiz, tesadüfi vakalarından, bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi (p. safa, şimşek, s. 119). ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki, büyük bir telaş içinde pervin yatağa oturdu (p. safa, göst.e., s. 113). evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse, ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım? (a. ş. hisar, fahim bey ve biz, s. 138) vb. Bağımlı tümcecik. Yancümle. Yan cümle.

Circumstance : Formalite. Teferruat. Olay. Durum. Varlık. Keyfiyet. Ayrıntı. Detay.

Iteming : İşlem maddesi. Öğe. Parça. Hesapta tek rakam. Kalem. Adet. Poz. Haber.

Concordats : Kilise ile devlet arasındaki anlaşma. Anlaşma. Konkordato sözleşmesi. Konkordato. Sözleşme. Muahede. Pakt.

Bunds : Rıhtım. Toprak set. Toprak set çekmek. Set. Dernek. Sarmalama.

Sentence : Ceza vermek. Cezaya çarptırmak. Hükme bağlamak. Mahkumiyet. Bilgisayar, hukuk, gramer alanlarında kullanılır. Karar. Bir fikri, bir duygu ve düşünceyi, bir oluş ve kılışı tam olarak bir yargı halinde anlatan kelime grubu. cümlenin varlığı için asgari şart bir çekimli fiil veya ek-fiilden oluşan yüklemdir: evin avlusuna, sırtında çuval kaplı yayvan torba, elinde bir ufacık iskemle ve uzun bir demir parçası, dağınık kıyafetli bir adam girdi (r. h. karay, eskici). muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur (m. k. atatürk, nutuk). türklük, beş yüz seneden beri istanbul’u ve boğaziçi’ni bütün beşeriyetin hayaline böyle nakşetti (y. kemal beyatlı aziz istanbul s. 183) vb. || cümleler yapılarına, yüklem türüne, yüklem yerine ve anlamlarına göre sınıflandırılır. yapılışlarına göre sınıflandırmada basit cümle, birleşik cümle, bağlı cümle, sıralı cümle; yüklemine göre isim cümlesi, fiil cümlesi; yüklemin yerine göre kurallı cümle, devrik cümle; anlamına göre olumlu cümle, olumsuz cümle ve soru cümlesi türüne ayrılır. bunlara bk. İlam. Mahkum etmek.

Clause synonyms : reserve clause, dependent clause, written document, grammatical construction, double indemnity, dike, spondylos, proposition, stipulations, covenants, embankment, bioplasm, must, ifs, funnies, agreements, access key, article, deductible, treaties, relative clause, restriction, provisos, cond, if, pact, alliances, coordinate clause, acception, compact, bund, paragraph, sentential.

Clause zıt anlamlı kelimeler, Clause kelime anlamı

Misconstruction : Yanlış yorumlama. Yanlış yorum. Yanlış anlama. Hatalı yapım. Fena yorum.

Clause ingilizce tanımı, definition of Clause

Clause kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An article, stipulation, or proviso, in a legal document. [Bakınız: Letters clause or close]. A separate portion of a written paper, paragraph, or sentence.