Climes türkçesi Climes nedir

Climes ingilizcede ne demek, Climes nerede nasıl kullanılır?

Clime : Ülke. İklim. Bölge veya iklim anlamında kullanılan kısa ifade. Diyar.

Climacteric : Dönüm noktası. Yaş dönümü. Bunalımlı. Yaş dönümüyle ilgili. Kritik dönem. Menopoz. Menapoz. Menapozla ilgili. Buhranlı yaş devresi. Kritik.

Climacterical : Buhranlı devreye ait.

Climacterics : Hassas. Menopozla ilgili. Menapoz. Yaş dönümüyle ilgili. Kritik dönem. Yaş dönümü. Kritik. Menopoz. Menapozla ilgili. Bunalımlı.

Climacterium : Klimakterium. Adetten kesilme. Klimakteryum.

Climatic zone : İklim kuşağı. Dünyanın onun iklim koşullarına göre sınıflandırılmış bölgesi. İklim bölgeleri. İklim bölgesi.

Climactic : Uçlu. Zirve (ile ilgili). Doruklu. Klimatik. Bir şeyin can alıcı noktası ile ilgili. Doruk noktası ile ilgili. Zirveli. Doruğa ulaştıran (heyecan vb). Tepeli. Doruğa ulaştıran.

Climactically : Heyecanı doruğa ulaştırarak. Klimatik bir tarzda.

Climatic change : İklimde ortaya çıkan değişiklik. İklim değişimi. Havadaki değişiklikler. İklimsel değişim. İklimsel değişiklik. Sıcaklıktaki değişimler.

Climates : Hava. Bölge. İklim. Çevre. Şartlar.

İngilizce Climes Türkçe anlamı, Climes eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Climes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ramp : Kudurmak. Dekorda kullanılan eğim. Eğik düzey. Dolandırıcılık. Sahnenin gerisinde başlayıp seyirciye doğru ya da bir yandan bir yana eğik olarak yapılan düzey. Şahlanma. Yokuş. Saldırmak. Köpürmek. Eğik yüzey.

Scale : Tarife. Teraziye vurmak. Bohr atom kuramına göre çekirdek çevresindeki elektronların durağan konumlarını belirleyen ve k, l, m...'simgeleriyle gösterilen eşözekli yuvarlar. 2— bir metalin yenimi sırasında yüzeyinde oluşan kalın, görünebilen katman. bir ısı değiştiricinin gövdesi. Ölçü aygıtları, çizim, çizge vb. üzerine düzgün aralıklarla konan imler. Basamak. Isıtılan sert suyun, bulunduğu kabın iç yüzeylerinde oluşturduğu katman. I. alt deri veya üst deriden meydana gelmiş olan küçük yassı yapılar. örnek: ganoyit, ktenoyit, kozmoyit, plakoyit pul gibi balık pulları. kemiksel ya da boynuzsal bir maddeden ya da kitinden yapılmış olup dışa doğru uzamış olan çıkıntılar. örnek: sürüngen pulu. kelebeklerin kanatlarındaki desenleri meydana getiren renkli yapılar. bitkilerde epidermisten oluşan yassı küçük yapılar. Balık pulu. Orantılı olmak. Pul pul olmak.

Vales : Tulumba akış oluğu. Erkek kat görevlisi. Elveda. Dere. North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Bayan kat görevlisi. Vadi. Araba parkedici. Boşaltma kanalı.

Mount : Çerçevelemek. Montaj etmek. Girişmek. Çoğalmak. Çıkmak. Asmak. Montaj yapmak. Üzerine çıkmak. Monte etmek.

Contemporary world : Çağdaş dünya.

Period : Aybaşı. Aşama. Jeolojik zamanlarda bir çağın alt bölümü. örnek: jura devri, mezozoik çağın bir alt bölümüdür. periyot. Bilgisayar, biyoloji, fizik, uzay, iktisat, kimya, sinema, televizyon, tarih, ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır. Çağkatman birimlerinden olan bir dizgenin oluş süresi. Birbirini izleyen ve belli aralıklarla yinelenen aşamalardan her biri. Bir çağ içinde birbiri ardınca gelen zaman kesimi. Dönem. Kendine özgü bir özellik taşıyan bir zaman parçası, periyot, dönem. Dönüm (astronomi terimi).

 

Mountaineer : Dağlı kimse. Dağ adamı. Dağcı. Dağlı. Dağa tırmanmak. Dağcılık yapmak.

Worlds : Yeryüzü. Alem. Dünya. Dünyalar.

Go up : Yükselmek (fiyat). Yokuş çıkmak. Artmak. Yukarıya gitmek. Patlamak. Yukarıya çıkmak. Çıkmak. Yukarı gitmek. Yükselmek. Yokuş yukarı çıkmak.

Climb up : Yukarı çıkmak. Tırmanmak.

Climes synonyms : roman times, time period, present times, period of time, bournes, bourn, clime, modern world, region, domain, skys, climatic, domains, lands, st, land country, world, climates, move up, bourne, ride, arise, countries, bourns, escalade, rise, country, vale, nation, land, come up, realm, regions.

Climes zıt anlamlı kelimeler, Climes kelime anlamı

Fall : Atışmak. Eğimli olmak. Satakda mal, pay belgiti, para kambiyo ve benzerleri geçer değerlerindeki düşüş. Kötü yola düşmek. Hastalanmak. Dalmak. Vurmak. Tam yerine denk gelmek. Ucuzlamak. Dökülmek.

Decrease : Eksilmek. İnmek. Eksiltmek. Eksiltme. Eksilme. İnişe geçmek. Azalma. Azalmak. Düşüş göstermek. Düşüş.

Wane : Sonuna yaklaşmak. Azaltmak. Azalmak. Sönmek. Küçülme. Solmak. Azalma. Batmak. Küçülmek.