Column türkçesi Column nedir
- Direk.
- Basamak.
- Köşe.
- Kol.
- Destek.
- Makale.
- Basamak (matematik terimi).
- Kolon.
- Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen, dışkıdan fazla suyu emen bölgesi. böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi. elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği, içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru.
- Sütun.
- Takla atarak birbirinin omuzuna, çıkan ve bir «sütun» oluşturulan görünüş bk. dörtlü kolon, üçlü kolon.
- Kuyruk.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Dikeç.
- Köşe yazısı.
Column ile ilgili cümleler
English: Add up this column of figures.
Turkish: Rakamları bu sütuna ekleyin.
English: Moscow residents witnessed a large column of military equipment moving on Tverskaya Street.
Turkish: Moskovalılar, Tverskaya Caddesi'nde savaş araçlarının büyük bir kolun geçişine tanık oldular.
English: Despite their truth, sayings like "carpe diem", "live for yourself" and "know your worth" have degenerated into cliches for justifying rudeness, oddness, and apathy, at the hands of TV personalities and columnists. That is what is called "educated ignorance".
Turkish: "Geçmişi ve geleceği bırak, gününü yaşa", "nasıl hissediyorsan öyle davran", "başkaları için değil kendin için yaşa", "sen de herkes kadar değerlisin, düşüncelerin ve duyguların da onlar kadar değerlidir" gibi aslında hiç de yanlış olmayan felsefi yargılar, köşe yazarlarının ve sunucuların elinde ve dilinde, toplumsal geleneklere, göreneklere, kültüre ve dile aykırı bireysel davranışların, nezaketsizliklerin, terbiyesizliklerin ve kültürsüzlüklerin yani "öğrenilmiş cehaletin" gerekçeleri olmaktadır.
English: I'm always interested in reading his column.
Turkish: Her zaman onun makalesini okumaya meraklıyım.
English: That man is a newspaper columnist.
Turkish: Şu adam bir gazete köşe yazarı.
Column ingilizcede ne demek, Column nerede nasıl kullanılır?
Column balancing : Sütun dengeleme.
Column base : Sütun kaidesi. Kolon tabanı.
Column binary : Sütun ikili.
Column binary card : Sütun ikili delikli kart.
Column boundaries : Sütun sınırları. Dikeç sınırları.
Column count : Sütun sayısı.
Column chart autoformat : Sütun grafik otomatik biçim.
Column check : Sütun eşlik denetimi. Dikey eşlik denetimi.
Column break symbol : Sütun sonu simgesi.
Column chromatography : Kolon kromatografisi.
İngilizce Column Türkçe anlamı, Column eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Column ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.
Edge : Keskinleştirmek. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Yavaş yavaş ilerletmek. Kenar. Yan yan ilerlemek. Kenar çizgisi. Yan yan gitmek. Keskinletmek. Keskin kenar. Uç.
Assistance : İmdat. Müzaheret. Kurtarma. Yardım. Muavenet.
Backing : Arka. Arka resmi. Onay. Arka dolgusu. Arka kaplama. Torpil. Arkalık. Geri çekilme. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
Mast : Palamut. Gırgır teknesinde ağ makarasını taşıyan esas ve yardımcı direkler. Dikme. Bom direği. Kayın palamudu. Kozalak. Gemi direği. Meşe palamudu. Bayrak direği.
Doorsteps : Eşik. Kapı basamağı. Eşiktaşı. Kapı önü. Kapı eşik basamağı. Çok kalın sandöviç. Kapıönü.
Auspices : Bir araştırmanın gerçekleşmesine ön ayak olan ve sorumluluğunu üstlenen kişi ya da kurum. Yardım. Gözetim. Üstlenici. Himaye. Nezaret. Koruma. İyilik.
Co : Birlikte. Ko. Vietnam'da yaşayan etnik bir grup. Colorado (kolorado). Batı birleşik devletler'de bir eyalet. Kor. Kobaltın simgesi.
Backups : Yedekler. Trafik sıkışıklığı. Yedek. Yardım.
Bearer : Tabut taşıyan kişi. Tabut taşıyıcı. Çek, bono, poliçe, gönderim belgesi, hisse senedi, tahvil vb. her türlü değerli kağıdı yasalara uygun olarak elinde bulunduran kişi. Tabut taşıyan kimse. Hamil. Tabut taşıyan. Meyve veren ağaç. Bitki.
Column synonyms : chromatography column, shafts, cor, queue, mitres, shaft, stilt, crankshafts, contributions, accessoriness, cantlet, atlas, a cells, cantel, arris, writing, nook, aardvarks, abiotic environment, brachion, girder, queue holds, scape, indian file, abiotic factor, adjuvant, tail fin, trail, bell crank, stanchion, columnar, paragraphs, echelon.
Column ingilizce tanımı, definition of Column
Column kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A kind of pillar. A cylindrical or polygonal support for a roof, ceiling, statue, etc., somewhat ornamented, and usually composed of base, shaft, and capital. [Bakınız: Order].

Bu kısımda Column kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Column ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Column anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Column ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.