Come under the yoke türkçesi Come under the yoke nedir

  • Boyun eğmek.
  • Yetkisi altında olmak.
  • Boyunduruk altında olmak.

Come under the yoke ingilizcede ne demek, Come under the yoke nerede nasıl kullanılır?

Under : -in altında. Altında. Altta. Etkisi altında. Halinde. Az. Altından. Döneminde. Taşıyıcı. Bağlı.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Yoke : Kulluk. Boyunduruk geçirmek. Koşmak. Bağlamak. Boyunduruğa koşmak. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm. Birlikte çalışmak. Hizmet. Boyunduruğa vurmak. Boyunduruğa koşulmuş çift hayvan.

Come under the hammer : Müzayede ile satılmak. Açık artırmaya çıkarılmak. Açık artırma ile satılmak. Açık artırmada satılmak. Müzayedeye çıkarılmak.

Pass under the yoke : Boyunduruk altına girmek.

Threw off the yoke : Boyunduruğunu kırıp atan. Ayaklanan. İsyan eden. Başkaldıran. Kendini özgür bırakan. Boyunduruktan kurtulan.

Come under attack : Saldırıya maruz kalmak veya uğramak.

Come under : Altında toplanmak. Bir şeyin egemenliği altında olmak. Başına gelmek. Bağımlı olmak. Bir şeyin altına girmek. Birinden sorulmak. Saldırı altında olmak. Uğramak. Altına geçmek. Bir şeyin altına gizlenmek.

 

İngilizce Come under the yoke Türkçe anlamı, Come under the yoke eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come under the yoke ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bends : Yüksekten alçağa ani basınç değişimlerinin zararlı etkisi sonucu dolaşımda erimiş haldeki gazların, serbest halde gaza dönüşmeleri sonucu oluşan gaz embolisiyle çizgili kaslarda ağrı, omurilik ve beyinde lezyonlarına bağlı felçler ve ölümle belirgin bozukluk, dekompressyon hastalığı, dalgıç hastalığı. Eğilmek. Kramp. Çökmek (diz). Bağlamak (yelken). Kıvrılmak. Vurgun hastalığı. Katlamak.

Agree to : Mutabık kalmak. Anlaşmak. Muvafakat etmek. Uymak. Rıza göstermek. Uygun bulmak. Kabul etmek.

Acquiesce : Normal karşılamak. Razı olmak. Karşı çıkmamak. Ses çıkarmamak. Kabul etmek. Katlanmak. Muvafakat etmek. Kabullenmek.

Bend the knee : Karşısında diz çökmek. Diz çökmek. Üstünlüğünü kabul etmek. Yola gelmek.

Acquiesced : Muvafakat etmek. Normal karşılamak. Ses çıkarmamak. Razı olmak. Kabul etmek. Karşı çıkmamak. Kabullenmek. Katlanmak.

Bow to : Kabul etmek. Uymak.

Buckle : Bükülmek. Yer yer kabarmak. Yenilgiyi kabul etmek. Yamultmak. Eğilmek. Çökmeye başlamak. İliştirmek. Yamulmak. Toka ya da kopça ile tutturmak.

Back down : Caymak. Sözünden dönmek. Savunulan iddadan vazgeçmek. Vazgeçmek. Bir iddiadan vazgeçmek. Dönmek. Hatalı olduğunu kabul etmek. Fikrinden vazgeçmek. Talepten vazgeçmek.

Acquiesces : Muvafakat etmek. Ses çıkarmamak. Normal karşılamak. Kabullenmek. Karşı çıkmamak. Razı olmak. Kabul etmek. Katlanmak.

Abideth : Kabul etmek. Uymak. Devam etmek. Kalmak. Tahammül etmek. Sineye çekmek. Katlanmak. İtaat etmek. Beklemek.

Come under the yoke synonyms : bow, bow down, buckle under, accommodate oneself, bowed down, bend.