Commensurate türkçesi Commensurate nedir

Commensurate ingilizcede ne demek, Commensurate nerede nasıl kullanılır?

Commensurate with : …'le oranlı.

Commensurately : Gerektiği kadar. Paralel olarak. Orantılı olarak. Eşit bir şekilde.

Commensurateness : Oranlılık.

Incommensurate : Nispetsiz. Yetersiz. Ölçülemez. Oransız. Eksik. Kusurlu. Kıyaslanamaz.

Incommensurately : Yetersiz bir şekilde. Oransız bir şekilde. Uygun olmayan bir şekilde.

Commensurable : Orantılı. Ölçekdeş. Ölçekdeş boy ölçüşebilir. Ölçeği bir olan. Aynı ölçekle ölçülebilen. Aynı birimle ölçülebilen. Eşit. Aynı ölçü ile ölçülebilen.

Commensuration : Miktar veya seviyede benzerlik. Eşit ölçü. Orantılı olma.

Commensurability : Ölçekdeşlik. Aynı ölçekle ölçülebilme niteliği. Eşölçülebilirlik. Aynı birimle ölçülebilme. Dengeli bir biçimde karşılaştırılabilir olma niteliği.

Commensurable line segment : Ölçekdeş doğru parçası.

Commensurations : Orantılı olma. Eşit ölçü. Miktar veya seviyede benzerlik.

İngilizce Commensurate Türkçe anlamı, Commensurate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Commensurate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Iso : Üretim ve kalite için uluslararası standartlar geliştiren örgüt. Uluslararası standartlar örgütü. Eş. İzo.

 

Allowable : Olası. Emniyetli. Hoşgörülebilir. Bırakılabilir. İzin verilebilir. Caiz. Kabul edilebilir. Mübah. Müsade edilebilir. Yapılması uygun görülen.

Capable of : Onun kabiliyetleri dahilinde. -ebilir. -ebilmek. Yapabilir. Yetenekli. Ehil.

Even : Düzleşmek. Düzlemek. Düz olmak. Hatta. (sayı) çift. Tesviye etmek. Düzleştirmek. Bile. Düzletmek.

Enough : Yeter miktar. Kifayetli. Yeter. Yeterince. Çok. Kafi. Yeterli miktar. Elverir. Bes.

Accommodating : Uysal. Yumuşak başlı. Uyumlu. Değişime açık. İyiliksever. Denkleştirici. Mezhebi geniş. Yardımsever. Yerleştirerek.

Answerable : Yükümlü. Yerinde. Cevaplanabilir. Mesul. Sorumlu. Cevap verilebilir.

Conterminous : Aynı sınırlara sahip olan. Ortak sınırı olan. Aynı sınırları olan. Komşu. Hem sınır. Sınırdaş. Sınırında. Ortak sınırları olan. Bitişik. Hemhudut.

Bonnier : Hoş. Gürbüz. İyi. Sıhhatli. Sevimli. Güzel. Zarif. Göze hoş görünen. Sağlıklı.

Decent : Hoşgörülü. Edepli. Nazik. Dürüst. Tatmin edici. Saygılı. İyi kalpli. Adam gibi. Usturuplu.

Commensurate synonyms : agreeable, commensurable, rational, comparative, pro rata, meanest, balanced, commeasurable, comparatives, equal, evens, effectual, coequal, adequately, proportional, applicative, isometrics, proportional to, coequals, efficacious, on a par with, coextensive, relative, adaptable, adjusted, proportionate, apposite, in proportion, acceptable, ample, amenable, co ordinate, bonniest.

Commensurate zıt anlamlı kelimeler, Commensurate kelime anlamı

Incommensurate : Yetersiz. Kıyaslanamaz. Eksik. Ölçülemez. Oransız. Kusurlu. Nispetsiz.

 

Unequal : İstikrarsız. Eşit olmayan. Yetersiz. Düzeysiz. Eşit olamayan. Yeterli seviyede olmayan. Farklı. Oransız. Eş olmayan. Haksız.

Commensurate ingilizce tanımı, definition of Commensurate

Commensurate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, commensurate quantities. Reducible to a common measure. Having a common measure. Commensurable. To reduce to a common measure.