Concert türkçesi Concert nedir

  • Bir araya gelerek karar almak.
  • Anlaşmak.
  • Elbirliği.
  • Konser.
  • Kararlaştırmak.
  • Planlamak.
  • Ses bütünlüğü.
  • Ahenk.
  • Uyum.
  • Birlikte hareket etmek.
  • Birlik.
  • Anlaşma.
  • Dinleti.

Concert ile ilgili cümleler

English: After a little time off, I plan to go on another concert tour.
Turkish: Bir süre sonra, bir konser turuna daha gitmeyi planlıyorum.

English: After the concert the performers celebrated with a party at a nearby restaurant.
Turkish: Sanatçılar konserden sonra yakındaki bir restoranda bir parti ile kutlama yaptılar.

English: Ali certainly knows when Mary's concert will be.
Turkish: Ali Mary'nin konserinin ne zaman olacağını kesinlikle biliyor.

English: Ali can't go to the concert with you tonight.
Turkish: Ali bu gece seninle konsere gidemiyor.

English: Ali asked Mary if she knew when the concert started.
Turkish: Ali Mary'ye konserin ne zaman başladığını bilip bilmediğini sordu.

Concert ingilizcede ne demek, Concert nerede nasıl kullanılır?

Concert band : Konser bandosu.

Concert border : Çerçeve dizi ışıkları içinde kullanışlı bir araç. 500 vatlık ışıtacıyla sahne çerçevesinin yarısını kapsayacak bir aydınlatma alanına yayılan ve üç ya da dört kanala bağlanabilen ışık aracı. buna x-ışmı da denilir. son yıllarda genellikle kullanılmamaktadır. Konser ışıtaçı.

 

Concert dance : Konser dansı.

Concert europeen : Avrupa uyumu.

Concert goer : Konser meraklısı.

At concert pitch : Formda. En üstün düzeyde.

Would you like to go to the concert hall with me : .

Concert pitch : Konser perdesi. Ton standardı. La notasını 440 hz kabul eden uluslararası perde-frekans örüntüsü. Akort notası.

Concert tour : Değişik yerlerde verilen konserler dizisi. Konser turu.

Concert hall : Konser salonu. Müziksel performanslar için tasarlanmış olan anfi.

İngilizce Concert Türkçe anlamı, Concert eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Concert ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Collaboration : İşbirliktelik. İşbirliği. Birlikte çalışma. İşbirlikçilik. Bir işi, bir öğretim çalışmasını ya da tasarlanan bir eğitim etkinliğini gerçekleştirmek için birlikte çaba gösterilmesi. İş birliği.

Charts : Grafikler. Planını çizmek. Haritasını yapmak. Çizelge ile göstermek.

Capitulate : Taahhüt etmek. Teslim olmak. Taviz vermek. Silahları bırakmak. Teslim şartlarını kararlaştırmak.

Alliances : Antlaşma. Birleşme. İttifak. Dünürlük. Bağ. Akrabalık. Pakt.

Settle : Oturtmak (bir şeyi bir yere). Bastırmak. Oturmak. Yerleşmek. Uyum sağlamak. Tünemek. Adapte olmak. Durulmak. Ayak uydurmak.

 

Agreements : Antlaşma. Pakt. Razı olma. Uyuşma. Mukavele. Uyma. İttifak. Kontrat. Sözleşme.

Be in accord with : Benzeşmek. Aynı düşünceleri paylaşmak. Uymak. Uyum içinde olmak. Uyuşmak. Birbirine çok iyi gitmek. İle uyumlu olmak. -e uymak.

Appoints : Saptamak (tarih veya gün vb). Tayin etmek. Düzenlemek. Belirlemek. Saptamak. Görevlendirmek. Dayayıp döşemek. Memur etmek. Atamak. Koymak.

Concordances : Dizin. Uyuşma. Tanıklı dizin. Uygunluk. Bağlamlı dizin. Konkordans.

Chiming : Çalmak. Ahenkli bir sesle çalmak (saat veya zil veya çan). Ahenkle çalmak. Çalmak (çan). Uymak. Çan çalmak. Vurmak (saat başlarını). Saat çalmak.

Concert synonyms : rock concert, public presentation, agree to, cooperation, assn, college, blue print, blueprinted, bargains, gigging, capitulating, concinnity, agreeing, concordance, cadences, cooperations, concurrences, act in concert, agrees, capacitation, accordancy, bodies, contriving, astipulation, balances, calls the shots, performance, calculate, act in unison, contrives, liaised, appoint, appointing.

Concert ingilizce tanımı, definition of Concert

Concert kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Accordance in a scheme. To plan together. Simultaneous action. To form combined plans. Harmony. To settle or adjust by conference, agreement, or consultation. To act in harmony or conjunction. Union formed by mutual communication of opinions and views. Agreement in a design or plan.