Conciliating türkçesi Conciliating nedir
- Barıştırmak.
- Uzlaştırmak.
- Yatıştırmak.
- Dostluğunu kazanmak.
- Gönlünü almak.
Conciliating ingilizcede ne demek, Conciliating nerede nasıl kullanılır?
Reconciliating : Uzlaştırmak. Aralarını bulmak.
Conciliation : Arabuluculuk. Uzlaştırma. Yatıştırma. Gönlünü alma. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi arnacıyla yapılan yasal çalışmaların tümü. Toplu iş uyuşmazlıklarında, uzlaştırma kurulu aracılığıyla işçi ve işveren arasında anlaşmaya varılmasını sağlama. Ödeme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Uzlaşma. Sakinleştirme.
Conciliation board : Toplu görüşmeler sırasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, taraflarla görüşerek uzlaşmaya varılmasını sağlamak amacıyla ilgili alandaki bilgi ve deneyim sahibi tarafsız kişilerden oluşturulan ve kararları bağlayıcı olmayan kurul. türkiyede uzlaştırma kurulu yüksek hakem kurulu başkanının başkanlığında, üniversitelerarası kurul tarafından çalışma ekonomisi, iş hukuku, idare hukuku ve kamu maliyesi bilim dallarından seçilen birer öğretim üyesi olmak üzere dört üyeden oluşmaktadır. Uzlaştırma kurulu.
Conciliation commission : Uzlaştırma kurulu. Karşıtların tarafsız aracıları ile bunların seçtiği ya da anlaşamamaları nedeniyle yargı organınca seçilen üçüncü tarafsız aracının düzenlediği kurul. [üçüncü tarafsız aracı bu kurula başkanlık eder.]. Uzlaşma komisyonu.
Conciliation decision : Uzlaştırma kurulunca saptanan yargıların yazılı bildirimi. Uzlaştırma yargısı.
Conciliation of government : Bakanlar kurulunun arabuluculuğu. Toplu iş uyuşmazlığının herhangi bir aşamasında başbakan ya da görevlendireceği bir bakanın karşıtlara bir arada ya da ayrı ayrı önerilerde bulunarak uyuşmazlığın giderilmesinde çaba göstermesi.
Energy market financial conciliation center : Piyasa mali uzlaştırma merkezi. Katılımcıların borçlu ya da alacaklı oldukları tutarları hesaplamak üzere mali uzlaştırma sistemini çalıştıran ve türkiye elektrik iletim anonim şirketi bünyesinde oluşturulan birim.
Commission of conciliation : Toplu görüşmeler sırasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, taraflarla görüşerek uzlaşmaya varılmasını sağlamak amacıyla ilgili alandaki bilgi ve deneyim sahibi tarafsız kişilerden oluşturulan ve kararları bağlayıcı olmayan kurul. türkiyede uzlaştırma kurulu yüksek hakem kurulu başkanının başkanlığında, üniversitelerarası kurul tarafından çalışma ekonomisi, iş hukuku, idare hukuku ve kamu maliyesi bilim dallarından seçilen birer öğretim üyesi olmak üzere dört üyeden oluşmaktadır. Uzlaştırma kurulu. Uzlaşma komisyonu.
Conciliative : Uzlaştırıcı. Gönül alıcı.
Conciliations : Uzlaştırma. Sakinleştirme. Gönlünü alma. Arabuluculuk. Barıştırma. Ödeme. Gönül alma. Yatıştırma. Uzlaşma.
İngilizce Conciliating Türkçe anlamı, Conciliating eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Conciliating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Harmonising : Uymak. Uyum içinde. Eşleşmek. Birbirine uymak. (müzik terimi) ahenk yapma. Ahenk içinde çalmak. (müzik terimi) harmoniyi melodiye eklemek (ayrıca harmonize). Uyumlaştırmak. Bağdaştırıcı.
Pacified : Huzura kavuşturmak. Sakinleştirmek. Asayişi sağlamak (karışıklıklara sahne olan bir yerde). Teskin etmek. Sakinleşmiş. Huzura kavuşmuş. Güvenliği sağlamak.
Compromises : Gölge düşürmek. Anlaşmak. Ara bulmak. Riske atmak. Uzlaşmak.
Propitiatory : Teskin edici. Yatıştırıcı.
Blandished : Dil dökmek. Yaltaklanmak. Dil dökerek gönlünü almak. Yağ çekmek.
Accord : Uyum. Uyum sağlamak. Uyuşturmak. Uymak. Uyumlu hale getirmek. Bağdaşmak. Vermek. Uygunluk. Uzlaşmak. Mutabakat.
Blandishing : Yağ çekmek. Dil dökerek gönlünü almak. Yaltaklanmak. Dil dökmek.
Appeasing : Yatıştırıcı. Hafifletmek. Yatıştıran. Azaltmak. Gidermek. Sakinleştirmek. Yatıştırma. Bastırmak.
Abating : Hafifleme. Dindirme. Yatıştırma. Azaltma. Azalmak. Azalma. (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi). Azaltmak. Dindirmek.
Conciliate : Gönlünü yapmak. Kazanmak.
Conciliating synonyms : reunite, accommodates, patch up, gain over, alleviate, reconciled, kiss and be friends, coax, harmonised, assuage, cultivating, reconciling, appeases, pacifying, cultivates, pacifies, soft, reconcile, placatory, winning over, conciliatory, appease, abated, compromising, propitiative, atone, make peace, conciliates, abate, allay, allays, alleviated, pacificate.
Conciliating zıt anlamlı kelimeler, Conciliating kelime anlamı
Antagonistic : Düşmanca. Karşı çıkan. Karşıt. Düşman. Muhalif. Zıt. Karşı olan.
War : Mücadele. Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Çatışma. Kavga. İki ya da daha çok devletlerin, istediklerini kabul ettirmek ya da başkasının isteklerine boyun eğmemek amacıyla, birbiriyle diplomatik ilişkilerini keserek silahlı güçlerle vuruşmaları. Düşman olmak. Savaşım. Strateji. Savaş halinde olmak. Harp.

Bu kısımda Conciliating kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Conciliating ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Conciliating anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Conciliating ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.