Condensates türkçesi Condensates nedir

  • Yoğunlaştırma ürünü.
  • Kondensat.

Condensates ingilizcede ne demek, Condensates nerede nasıl kullanılır?

Condensate : Kondens. Kondensat. Yoğuşma suyu. Kıvamlı. Yoğuşmuş olan, yoğun evreye geçen özdek. Yoğuşmak. Yoğuşku. Yoğuşma sıvısı. Yoğuşuk.

Condensation : Gaz evreden sıvı evreye geçiş. benzer moleküllerin bir araya gelerek daha karmaşık bir molekül yapmaları. (örn. çoğuzlanma.) iki molekülün bir araya gelip küçük bir molekülü dışarı atarak yeni bir molekül oluşturması. kimi molekül ya da taneciklerin bir araya toplanarak asıltı tanecikler oluşturması. Sıklaştırma. Yoğuşum. Buğu. Yoğunlaştırma. Sıvılaşma. Buğulaşma. Kümeleme. Yığma. Bir maddenin hacmine oranla ağırlığının artması.

Condensation cloud : Yoğunlaşma bulutu.

Condensation coefficient : Yoğuşum katsayısı. Yoğunlaşma katsayısı. Bir uçunum özdeciklerinin gerçek oylumunun, uçunun oylumuna oranı.

Condensation level : Yoğunlaşma seviyesi. Yoğunlaşma düzeyi.

Condensation point : Kondensasyon noktası. Yoğuşma noktası. Yoğuşum noktası. Yoğunlaşma noktası.

Condensation nucleus : Yoğunlaşma çekirdeği.

Condensation polymerization : Yoğuşum polimerizasyonu. Yoğuşum çoğuzlaması.

Condensation pump : Yoğunlaştırma pompası.

 

Condensation pressure : Yoğunlaşma basıncı.

İngilizce Condensates Türkçe anlamı, Condensates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Condensates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condensation : Yoğunlaştırma. Sıklaştırma. Coğrafya, fizik, uzay, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Sıvılaşma. Yoğuşturma. Buğu. Kısaltma. Özet. Yoğunlaşma. İklim bakımından önemli fiziksel bir olay olarak, su buğusunun sıvı duruma geçmesi; buğulaşmanın tersi.

Fresh water : Kaynak suyu. Yumuşak su. Tatlı su. Temiz su. Tatlısu. Taze su.

Freshwater : Tatlı su. Tatlısu. Tuzluluğu %0,05’ten az olan sular. İç sular. Denize alışkın olmayan. Tatlı suda yaşayan. Tatlı suya ait. Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerleri. Taşra. Tatlısuda yaşayan.

Dew : Tazelik. Gençlik. Su buğusunun açık ve durgun havalarda, sabaha karşı yoğunlaşarak otlar, yapraklar ya da açıkta kalmış nesneler üzerinde oluşturduğu küçük su damlacıkları. Islatmak. Şebnem. Damlacık. Çiylenme. Çiy. Jale.

Sweat : Zorlamak. Ter şeklinde sızmak (içindeki su). Terden ıslatmak. Telaş. Buğulanmak. Çok çalışmak. Ağır çalışmak. Zorlanmak. Az paraya çalışmak. Lehimlemek.

Atmospheric phenomenon : Atmosferik fenomen. Atmosferik olay.

Condensate : Yoğuşku. Yoğuşma suyu. Sıvı hale dönüşen. Yoğuşuk. Yoğuşmak. Yoğuşma sıvısı. Kıvamlı. Yoğunlaşan sıvı.

Condensates zıt anlamlı kelimeler, Condensates kelime anlamı

Saltwater : Tuzlu suya ait. Tuzlu suya özgü. Deniz suyuna ait. Deniz. Tuzlu suda yaşayan. Tuzlu su (ile ilgili). Tuzlu su.