Container türkçesi Container nedir
- Muhafaza kutusu.
- İçerisine sıvı azot konan ve taşınan, çift duvarlı, dar ağızlı, spermatozoon, ovum, canlı hücre ve dokuları saklamaya yarayan çelik kap.
- Kutu.
- Konteynır.
- Konteyner.
- Tağar.
- Muhafaza.
- Kap (kutu veya şişe vb).
- Toplayıcı kap.
- Kap.
- Bilgisayar, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Yük sandığı.
- Birikimlik.
Container ile ilgili cümleler
English: He emptied the container of its contents.
Turkish: Konteyneri boşalttı.
English: The container is empty.
Turkish: Konteyner boş.
English: Ali bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Turkish: Ali bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.
English: Ali accidentally dropped the container from his crane.
Turkish: Ali konteyneri kazara vincinden düşürdü.
English: Ali opened the freezer and took out a container of ice cream.
Turkish: Ali dondurucuyu açtı ve dondurma kabını çıkardı.
Container ingilizcede ne demek, Container nerede nasıl kullanılır?
Container file : Kap kütüğü. Konteynır dosya. Konteyner dosya.
Container merge : Kap birleştirme. Kapsayıcı birleştirmesi.
Container ship : Konteynır gemisi. Konteyner gemisi.
Container transportation : Konteyner taşımacılığı. Deniz ve kara taşımacılığında malların çelik kaplarla taşınması.
Full container load : Komple bir konteynırlık yük.
Directory class container : Dizin sınıfı kabı.
Destination container : Hedef kabı.
Garbage container : Çöp kutusu. Çöp tenekesi. Çöp konteyneri. Çöp kabı.
Carburizing container : Karbonlama kutusu.
Nitrogen container : İçerisine -196 oc deki sıvı azot konularak biyolojik ürünlerin saklanmasına ve taşınmasına yarayan çift katlı; alüminyum, demir gibi metalden yapılmış ve katları arasında bulunan hava vakumla boşaltılmış olan kap veya termos. Azot tankı.
İngilizce Container Türkçe anlamı, Container eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Container ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Asylums : Barınak. Sığınmak. Akıl hastanesi. Sığınacak yer. Koruma. İltica. Himaye. Melce. Sığınak.
Maintenance : Bilgisayar, bilişim, iktisat, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Nafaka. Koruma. Bakım. İdame. Savunma. Sürdürme. Hayvanların sabit vücut kondisyonlarında tutulması için gerekli gıdalarla beslenmesi. Hayatta kalabilmek için gerekli olan şeylerin bütünü. birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık. Geçimlik.
Shaker : Biberlik. Çalkalayıcı. Tuzluk. Hazırlanan deney tüplerinin bir süre için belli bir hızda çalkalanmasını sağlayan cihaz. Amerika'da bir tarikatın üyesi. Kalbur. Karıştırıcı. Çalkalama kabı. Kokteyl karıştırma kabı.
Reservoir : Hazne. Depoda saklamak. Baraj gölü. Depo. Sürekli açındırma aygıtında, aygıt işlemeğe devam ettiği halde filmin son bölümünün bir süre durmasını, böylelikle durmuş olan filmin ucuna yeni bir kangal eklenebilmesini sağlayan bölme. İnsan ve evcil hayvanlar için enfeksiyon kaynağı olarak görev yapan enfeksiyöz ajanı doğada barındıran canlı veya seyrek olarak cansız şey. Mahzen. Depo etmek. İnsan, evcil hayvanlar ve balıklar için enfeksiyöz olan ajanları doğada barındıran canlı veya cansız varlıklar. bir şeyin biriktiği, özellikle suların toplandığı veya gerektiğinde kullanılmak üzere konulduğu yer.
Mold : Biçimlendirmek. Ölü ya da diri örgensel ortamlarda çürükçül ya da asalak yaşayan ilkel mantarların ortak adı. bk. küf mantarları. Küflenmek. Hifalardan oluşmuş çok hücreli, filamentöz koloniler oluşturan mantar. Şekil vermek. Yapı. Küflendirmek. Küf bağlamak. Kalıba dökmek. Küf.
Capsa : Latin kitaplıklarında bir ya da birden çok tomarı dik tutabilmek amacıyla kullanılan silindir biçimindeki kutu. Kapsa. Tomar kutusu.
Powder horn : Barut mahfazası. Korno. Barutluk.
Incasement : Paketlenmiş olma durumu. Sandığa konulmuş olma durumu. Kutulanmış olma durumu. Paketli olma durumu. Kutuya konulmuş olma durumu (encasement olarak da yazılır). Sandıklanmış olma durumu.
Basin : Leğen. Çevresine göre alçakta kalmış, genellikle tekne biçiminde yer. Yerkabuğunda oluşan basıklık. Çanak. Koy. Tas. Tekne. Kara ile çevrili liman. Geniş kase.
Watering can : Bitkileri sulamak için kullanılan süzgeçli su kabı. Sulama kovası. Su kovası. Bahçıvan kovası. Su tenekesi. Çiçek sulama kabı. Su kutusu.
Container synonyms : cannister, grab bag, storage ring, circular file, magnetic bottle, coin bank, dice cup, fuel pod, cargo container, wheeled vehicle, pipe bowl, waste paper basket, instrumentality, bank, conservation, showcase, handbasket, trough, bins, conservancy, capsule, mould, pan, spoon, casing, binder, guarding, bunker, scuttle, display case, bason, canned, bag.
Container ingilizce tanımı, definition of Container
Container kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, contains.

Bu kısımda Container kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Container ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Container anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Container ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.