Converging türkçesi Converging nedir

Converging ingilizcede ne demek, Converging nerede nasıl kullanılır?

Converging fire : Toplanmış ateş. Ateş toplaması.

Converging lens : Gelen koşut ışınları eksene doğru kırarak birbirine yaklaştıran, kenarları ortasından daha ince olan mercek çeşidi. Yakınsak mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Converging mirror : Yakınsak ayna.

Converge : Yakınsamak. Bir noktada birleşmek. Yaklaşmak. Kavuşmak. Birbirine doğru hareket etmek. Bir çekitte birleşmek. Birbirine yaklaşmak. Bir noktaya yönelmek. Birleşmek.

Converge on : Bir noktada birleşmek. Tüm dikkatini vermek. Birleşmek. Eklemek. Farklı yönlerden gelip bir noktada buluşmak. Bir noktada bir araya gelmek.

Convergence diagnostic : Yakınsama tanısı.

Convergence dimension of superstition : Değişik boşinançların benzer görünüm kazanabilmelerini sağlayan özellik, bk. boşinanç boyutları. Yakınsak boşinanç boyutu.

Convergence almost certainly : Oldukça kesin yakınsaklık.

Convergence elecrode : Yaklaştırıcı elektrot.

Convergence condition : Yakınsama koşulu.

İngilizce Converging Türkçe anlamı, Converging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Converging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Convergence : Yakınsaklık. Çakışma. İki ayrı halk kültürü, olay ya da ürününün zamanla birbirine benzemesi, bk. koşut gelişim. Yakınlaşma. Yöndeşme. Kavuşma. Yakınsama. Tavan oturması. Bir çekitte birleşme. Çeşitli gruplara ait organizmalarda benzer karakterlerin gelişmesi durumu.

Connexion : Alaka. İlişki. Dostluk. Bağlantı. Yakınlık. Bağ. İlgi. İlgilenme. Akraba.

Joining : Kaynama. İzafe. Katılma. İştirak. Bağlama. Birleştirme. Kurma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yapıştırma. Ekleme.

Convergency : Kavuşma. Yakınlaşma. Eğrilme. Yakınsama.

Convex : Dışbükey. Dışa bombeli. [#tümsek Tümsekli]. Tümsek. Konveks. Açıklığı aşağı bakan. Kabarık.

Convergent : Çakışan. Bir çekitte birleşen. Bir noktada birleşen. Yöndeşik. Konverjan. Birbirlerine yaklaşma eğiliminde olan.

Merging : Birleşmek. Kaynaşmak. Çatışma. Birleşme. Karışmak. Başka başka doğrultulu kıvrımların birbirine yaklaşması. İki ya da daha çok ortaklığın bir araya gelmesi, birleşerek bir ortaklık kurmaları. Birbirinden ayrı iki ya da daha çok mal yapısının saptanması ve kabul edilen biçim ve koşullarla birleştirilerek bir tek ortak mal yapısı elde edilmesi. Girişim. Ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır.

Coming together : Kavuşma. Toplanma. Bir araya gelme.

Meeting : Miting. Buluşma. Karşılama. Toplantı. Karşılaşma. Oturum. Görüşme. Yasama, yönetim, yürütme örgütlerindeki kişilerin görevlerini başarma amacıyla yaptıkları belirli süreli toplantı. Birleşme. Vuslat.

Connection : İlişiklik kuralı. İlişik. Yakın. Bağlantı. Birleştirme. Bağlama. İki borunun birbirlerine eklenme yeri. İrtibat. Bağ. Dostluk.

Converging synonyms : convexes.

Converging ingilizce tanımı, definition of Converging

Converging kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, converging lines. Convergent. Tending to one point. Approaching each other.