Cooperates türkçesi Cooperates nedir

  • El birliği etmek.
  • İşbirliği etmek.
  • İşbirliğine girmek.
  • İşbirliğinde bulunmak.
  • Müşterek çalışmak.
  • Birlikte çalışmak.
  • Ortak çalışmak.
  • İşbirliği yapmak.
  • El ele vermek.
  • Yardımlaşmak.
  • Destek olmak (karşılıklı).

Cooperates ingilizcede ne demek, Cooperates nerede nasıl kullanılır?

Cooperate : Birlikte çalışma. Yardım. İşbirliği etmek. Müşterek çalışmak. Yardımlaşmak. Destek. Birlikte çalışmak. Destek olmak (karşılıklı). İşbirliği. İşbirliği yapmak.

Cooperated : İşbirliği yapmak. Birlikte çalışmak. El ele vermek. Yardımlaşmak. Destek olmak (karşılıklı). Ortak çalışmak. İşbirliğinde bulunmak. İşbirliği etmek. El birliği etmek. İşbirliğine girmek.

Cooperating : İşbirliği etmek. İşbirliği yapmak. Yardımlaşmak. Birlikte çalışmak. Destek olmak (karşılıklı).

Cooperation : Birlikte çalışma. Elbirliği. Destek. Ortaklaşa çalışma. İşbirliği. Ortaklık. Ortaklık etme. Kooperatifçilik. Yardım.

Cooperation committee : İşletme, düzence (disiplin), gönendirme (terfih), sınav gibi çeşitli özelliklerde işçi-işveren işbirliğini sağlamak amacıyla kurulmuş iki yan temsilcilerinden meydana gelen kurul. İşbirliği kurulu.

Cooperative company : Kooperatif şirket. Ortaklarının belirli iktisadi çıkarlarını korumak, özellikle meslek veya geçimlerine ilişkin gereksinimlerini işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet yoluyla karşılamak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli tüzel kişiliğe sahip şirket. Kooperatif.

 

Cooperative buying : Ortak alım. Kooperatif satınalım. Ortaklaşa yapılan satın alma.

Cooperative advertising : Kooperatif reklam. Ortak reklam. Ortak çıkarlar için aynı konuda çalışanlarca yapılan ve giderleri eşit olarak ödenen reklam. Müşterek reklam.

Cooperative bank : Kooperatif banka. Kooperatif bankası.

Cooperative farm : Kooperatif çiftlik.

İngilizce Cooperates Türkçe anlamı, Cooperates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cooperates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aline oneself with : Birlik olmak.

Associated with : İlişkilendirilmiş. İlişkili öğe. İle ilişkili. Bağlantı kurmak. İle. Bağlı. İle ilgili. Birleştirmek veya birleşmek. İttifak yapmak.

Associates : Bağdaştırmak. Benzetmek. Arkadaşlık etmek. Çağrıştırmak. Ortak etmek. Birleştirmek. Şüreka. Dostlar. Ortak olmak.

Collaborate : Düşmanla işbirliği yapmak. Güç birliği yapmak. Düşmanla birlik olmak. Birlik olmak. İş birliği yapmak.

Work : Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad. Çalışma. Emek sarfetmek. Mayalanmak. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. iş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir. İyesinin özelliğini taşıyan, gerek biçim ve gerekse içeriği bakımından birlik gösteren düşünü ve sanat ürünü. Sızdırmak (para). Eser. Çalışmak. Çabalamak.

 

Associate : Bağdaştırmak. Yakıştırmak. Arkadaşlık etmek. Ortak etmek. Şirket sermayesine katılan kişi. İlişkilendirmek. Hakları sınırlı üye. Ortak olmak. Benzetmek. Birliktelik kurmak.

Partner : Şirket. Dans arkadaşı. Hayat arkadaşı. Şirket sermayesine katılan kişi. Dam. Kavalye. Ortak. Ortağı gibi davranmak. Oyun arkadaşı. Ortak olmak.

Be in cahoots with : İşbirliği içinde olmak. Ortaklık yapmak. İşbirliği içerisinde olmak.

Get together : Toplanmak. Bir araya gelmek. Toplamak. Kafa kafaya verip konuşmak. Bir araya gelip konuşmak. Biriktirmek. Anlaşmaya varmak. Buluşmak.

Cooperates synonyms : pardner, dancing partner, bridge partner, co operate, cooperate, be in league with, cooperating, play ball, go along, join hands, work together, collaborated, team up with, yoke, associate with, team up, cooperated, play along, collaborator, muck in, collaborating, join forces, associate oneself, collaborates.

Cooperates zıt anlamlı kelimeler, Cooperates kelime anlamı

Idle : Boşa geçen. Boş gezmek. Tembel. Haylaz. İşsiz güçsüz. Boşa harcamak. Avarelik etmek. Yersiz. Gereksiz.