Coriander türkçesi Coriander nedir

  • Kişniş.
  • Koriyander.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Maydanozgiller (umbelliferae) familyasından, 40-60 cm kadar boylanabilen, meyveleri iştah açıcı, yatıştırıcı, bağırsak gazlarını giderici olarak kullanılan, fazla miktarda alındığında dalgınlık, sarhoşluk yapan, özellikle şeker ve likör sanayiinde kullanılan, bir yıllık otsu bitki.

Coriander ile ilgili cümleler

English: Koreans don't like coriander.
Turkish: Koreliler kişniş sevmezler.

Coriander ingilizcede ne demek, Coriander nerede nasıl kullanılır?

Corianders : Kişniş. Koriyander.

Coriaceous : Deri. Deri gibi. Kösele gibi. Deriden yapılmış. Sert. Deriye benzer.

Corialis : Koryuma ait, koryumla ilgili olan, koryal. Koryalis.

Acoria : Akori.

Anisocoria : Gözbebekleri büyüklüğünde eşitsizlik (gözbilim). Göz bebekleri denksizliği. Göz bebeğinin çap ve hacim olarak eşitsizliği. Anizokori.

Scoria : Volkanik cüruf. Skorya. Mucur. Maden cürufu. Curuf lav külü. Dışık. Cüruf.

Excoriated : Derisini yüzmek. İtham edilmiş. Derisi yüzülmüş. Derisini soymak. Şiddetle eleştirmek. Derisi sıyrılmış. Şiddetle suçlanmış. Suçlamak.

Scoriae : Mucur. Cüruf.

Excoriating : İtham etme. Deriyi yüzme. Şiddetle suçlama. Deriyi sıyırma.

Excoriate : Derisini sıyırmak. Suçlamak. Derisini soymak. Derisini yüzmek. Şiddetle eleştirmek. Kabuğunu soymak.

 

İngilizce Coriander Türkçe anlamı, Coriander eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coriander ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

Seasoner : Baharat kullanan aşçı. Birbaşka insanın tecrübeli hale gelmesine sebep olan kimse. Alıştıran kimse. Kullanılması için odunları kurutan kimse. Diğerinin deneyimli olmasına yardımcı olan kişi. Bir başkasına tecrübe kazandıran kimse. Baharatları ekleyen kimse.

Seasoning : Sos. Yemeğe tat katan şey. Çeşnilik. Çeşni. Terbiye. Baharat. Bahar. Lezzet veren. Mevsimlendirme. Lezzet verme.

Flavorer : Lezzet verici.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Acacia : Mimoza. Akasya. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya sakızı. Arap zamkı.

 

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Flavouring : Tatlandırıcı şey. Lezzetlendirici. Tat verme. Çeşni. Tat veren şey. Lezzet katıcı. Tatlandırıcı. Yemeğe tat veren şey.

Cilantros : Kişniş bitkisinin yapraklı kısmı.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Coriander synonyms : coriander plant, coriandrum, coriandrum sativum, chinese parsley, flavourer, genus coriandrum, herbaceous plant, coriander seed, abductor muscle, aardvarks, abacus bodies, a site, aardwolf, herb, a chromosome, corianders, abiotic factor, abiotic environment, aardvark, flavoring, abo blood groups system, cilantro, a protein.

Coriander ingilizce tanımı, definition of Coriander

Coriander kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An umbelliferous plant, the Coriandrum sativum, the fruit or seeds of which have a strong smell and a spicy taste, and in medicine are considered as stomachic and carminative.