Correspondences türkçesi Correspondences nedir

Correspondences ingilizcede ne demek, Correspondences nerede nasıl kullanılır?

Correspondence chess : Yaşışmalı satranç.

Correspondence clerk : Muhaberat memuru.

Correspondence column : Okuyucu sütunu. Editöre gönderilen mektuplar dizisi. Okuyucu yorumları için olan bölüm (gazetetde).

Correspondence course : Mektupla öğretim.

Correspondence courses : Mektupla öğretim.

Enter into correspondence : Haberleşmeye başlamak.

Correspondent bank : Muhabir banka.

Correspondence school : (mektuplu) açık öğretim. Açık öğretim. Mektupla öğretim görülen okul. Mektupla öğretim okulu. Açıköğretim. Yazışma okulu.

Correspondence principle : Bir öğeciğin çekirdekten çok uzak öksicik yörüngelerinin ışınım sıklıklarının nicemsel ya da yerleşik işleybilime göre hesaplanmasının özdeş sonuç verdiğini deyimleyen ilke. Karşılıklılık ilkesi. Karşılanım ilkesi. Kuantum mekanik kuralları ve diğer fizik kurallarının belli koşullar altında newton mekanik ve elektromanyetik teori kanunlarına indirgenebilir olması gerektiğini savunan ilke (fizik).

Correspondence records : Örnekolay incelemesinde örnek birimlerin yaşam öykülerini saptamaya yarayan ve başta mektuplar olmak üzere her türlü yazılı verileri içeren bilgi kaynağı. Yazışma verileri.

 

İngilizce Correspondences Türkçe anlamı, Correspondences eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Correspondences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Telecommunication : Radyo ya da telefon bağlantısı aracılığıyla birbirinden uzak noktalar arasında bilgi gönderiminin sağlanması. Telekomünikasyon. Irakiletişim. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Teleiletişim. Uziletişim. Çok uzak noktalar arasında elektromıknatısa dayanılarak telli ya da telsiz olarak sağlanan iletişim. (telgraf, telefon, radyo, televizyon, teleks gibi aygıtlarla resim, ses, im gönderme bu iletişim alanına girer).

Black and white : Siyah beyaz resim. Yazı. Siyah beyaz. Siyah ve beyaz. Basılı şey. Aklı karalı.

Letter : Edebiyat. Belge. Yalnız başına ya da ötekilerle birlikte kullanıldığında başlıca görevi, yazılı dilde, sözlü dilin bir ses öğesini göstermek olan bir çizisel damga. Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır. Harf. Betik. Yazaç. Bir dilin alfabesini oluşturan ve tek başına veya başka ögelerle birlikte o dildeki sesleri yazıda göstermek üzere kullanılan işaretlerden herbiri, sesin yazıdaki işaret karşılığı. türkçede a, b, c, d, f, g; almanca ch, st (şt), sch (ş), tsch (ç); ing. ch (ç), x gibi. her dilin alfabe sistemindeki harfler büyük ve küçük harfler olarak ayrılır ve birbirinden farklı işaretlerle karşılanır. Bilgi. Ruhsat.

Accordance : Bağdaşım. Uzlaşma. Anlaşma. Verme. Uyum. Mutabakat. Ahenk. Uyumluluk. Uygun olma.

 

Agreeableness : Tatlılık. Hoşluk.

Assimilation : Yeniden sentez. Kişilerin göçlerle gidip yerleştikleri yeni ülkelerdeki toplumun kültürel ve geleneksel yaşamlarına uyması ve o toplumun bireylerine benzemesi. Egemen bir kültürün yabancı bir budunsal topluluğu ya da bir kültür öğesini içine alarak kendine benzetmesi, kendi içinde eritmesi süreci. Ototrof organizmalarda karbondioksit, azot, su gibi basit inorganik maddelerin çevreden alınarak organizmanın kompleks organik bileşiklerine katılması. heterotrof organizmalarda sindirilen besin maddelerinin kompleks biyomoleküllere dönüştürülmesi. asimilasyon. Bir özdeğin, içine aldığı bir başka özdek ya da etkinin özünü değiştirerek yapısına katması. Asimilasyon. Sindirim. Özümlenme. Yemdeki besin maddelerinin vücudun kendi maddelerinin yapısı ve deposu için vücut tarafından yararlanılabilir duruma getiren ve vücut tarafından kullanımını sağlayan, sindirim, emilim, dağılım ve metabolizma dahil işlemlerinin bir grubuna atfedilen fizyolojik bir olgu, özümleme. Temessül.

Written language : Bir dilin lehçe veya ağızlarından biri üzerine kurulan ortak dilin yazıda kullanılması sonucunda ortaya çıkan yazılı dil. karahanlı yazı dili, çağatay yazı dili, türkiye türkçesi yazı dili, özbek yazı dili, türkmen yazı dili gibi vıı. yüzyıldan bugüne gelinceye kadar kurulmuş olan çeşitli yazı dilleri, ingiliz yazı dili, rus yazı dili vb. karşıtı konuşma dili’dir. Yazı dili.

Similitude : Müşabehet. Benzerlik. Benzetme. Mesel. Temessül. Benzeşim. Teşbih. Suret.

Accordancy : Koordinasyon. Anlaşma. Ahenk. Uyum.

Adequacy : Bir örneğin, yansıttığı ayrıtların süreğen olduğu yolunda güven verecek sayısal büyüklükte olması. Yetenek. Yeterlilik. İstihkak. Ehliyet. Yeterlik. Kifayet.

Correspondences synonyms : 1st class mail, written communication, 1st class, agreeability, accord, intercommunication, conformance, acceptability, intercommunications, advisableness, communications, simulations, cleric, adaptation, card, simulation, agreement, affinities, missive, homogeny, adequacies, conformity, adequateness, communication, appositeness, first class, advisability, compatibility, clerics, abidance, first class mail, correspondence, likeness.

Correspondences zıt anlamlı kelimeler, Correspondences kelime anlamı

Incompatibility : Enkompatibilite. Bağdaşmazlık. Geçimsizlik. Uzlaşmazlık. Tezat. İmtizaçsızlık. Bir ilacın diğeriyle dış ortamda veya vücuda alındıktan sonra etkileşmesi sonucunda etkisinin azalması veya tamamen kaybolması durumu. Uyuşmazlık. Uyumsuzluk.

Asymmetry : Simetrinin bozulması. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Asimetrilik. Herhangi bir simetri tipine sahip olmama durumu. Bakışım özelliği göstermeme. Bir dağılıma ilişkin eğrinin bakışımlılıktan ayrılma durumu. Simetrik olmama. Bakışımsızlık. Bakışım özelliği olmama durumu. Asimetri.

Correspondences antonyms : radial asymmetry.