Corroder türkçesi Corroder nedir
- Sindiren bir şey.
- Aşındıran bir şey.
- Korozyona neden olan bir şey.
- Paslanmaya neden olan bir şey.
Corroder ingilizcede ne demek, Corroder nerede nasıl kullanılır?
Corroders : Paslanmaya neden olan bir şey. Aşındıran bir şey. Korozyona neden olan bir şey. Sindiren bir şey.
Corrode : Aşındırmak. Paslandırmak. Çürümek. Korozyona uğramak. Çürütmek. Kemirmek. Çürütmek (pas veya kimyasal madde). Oksitlenmek. Paslanmak. Paslatmak.
Corroded : Yenimli. Asit veya oksitlenme nedeniyle yavaş yavaş tahrip edilmiş. Aşınmış. Aşındırılmış. Yenime uğramış. Aşınmiş. Korozyona uğramış. Yenik. Paslanmış.
Corroded surface : Yenime uğramış yüzey. Yenimli yüzey.
Corrodent : Aşındırıcı madde. Aşındırıcı. Kimyasal aşındırıcı. Paslandırıcı madde. Korozif. Paslandırıcı.
Corrodes : Çürütmek (pas veya kimyasal madde). Yıpranmak. Paslatmak. Paslandırmak. Aşındırmak. Korozyona uğramak. Kemirmek. Çürümek. Aşınmak. Çürütmek.
Incorrodible : Yavaş yavaş yok edilemez. Aşınmaz. Korozyona uğramaz. Paslanmaz. Sürüklenemez. Korozyona uğratılamaz. Aşındırılamaz.
Corrodible : Paslanmaya yatkın olan. Korozyona uğrar. Dejenere olmaya yatkın olan. Yenir. Paslanabilir. Aşınır. Yıpranmaya yatkın olan.
Corroding care : Yiyip bitiren endişe.
Corroborate : Yardım etmek. Kanıtlarla desteklemek. Onaylamak. Sağlamlaştırmak. Doğrulamak. Güç vermek. Güçlendirmek. Desteklemek. Kuvvetlendirmek. Pekiştirmek (bir düşünce vb'ni).
İngilizce Corroder Türkçe anlamı, Corroder eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Corroder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Eat : Kemirmek. Bitirmek. Yemek yemek. Aşındırmak. Yemek. Çok yemek yemek. Zıkkımlanmak. Tüketmek. Çürütmek. Buyurmak.
Gallery : Üst sahne. Tünel. Sergi. Eski yapı büyük sinema salonlarının en üstünde, bütün balkonlardan sonra yer alan balkon. Kemeraltı. En üst çevresel balkon. Geçit. Lağım. Ucuz balkon. Galeri.
Rust : El becerisini yitirmek. Tembelleşmek. Körelmek. Hava,nem,su ya da sulu çözeltilerin etkisiyle demir ve alaşımlarının yüzeyinde oluşan, hidroksit ve karbonatları da içeren kırmızı-kahverenkli demir oksit. Demir ya da demir alaşımlarının yüzeylerinin havadaki oksijenle birleşerek metaloksit oluşturması olayı. Hamlamak. Pas rengi. Pasmantarıgillerin çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler, bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı. Paslandırmak.
Hall : Yurt. Hol. Kabul salonu. Okul binası. Yemekhane. Büyük salon. Geniş oda. Toplantı salonu. Salon. Üniversite binası.
Passageway : Koridor (ingiliz ingilizcesi). Geçiş yeri. Geçit. Aralık. Pasaj. Koridor hol veya pasaj gibi geçiş için dar yol. Geçiş yolu. Koridor.
Damage : Hasar yapmak. Bozmak. Hasara uğratmak. Ziyan. Yıkım-döküm. Zarar vermek. Zedelemek. Değerini düşürmek. Zarara uğratmak. Karşıtlarının içgüdüleri dışında mal değerlerini yitirici nitelikte çıkagelen yıkım, döküm, dokunca gibi etkenler.
Hallway : Koridor. Hol. Geçit. Vestibül. Giriş koridoru.
Corroder synonyms : corroders.
Corroder zıt anlamlı kelimeler, Corroder kelime anlamı
Lender : Borç para veren kişi. Ödünç veren. Borç veren kimse. Ödünç para veren. İkraz eden. Borç veren. Kredi açan. Ödünççü. Banka. Mukriz.
Sound : İşitme duyusunu, uyaran dalga; bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi. Güvenilir. Geçerli. Sert. Öttürmek. Gibi gelmek. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. İyi. Sondalamak. Yasal.

Bu kısımda Corroder kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Corroder ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Corroder anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Corroder ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.