Crossroads türkçesi Crossroads nedir

  • Dönüm çekidi.
  • Birkaç yolun kesiştiği yer.

Crossroads ile ilgili cümleler

English: When we came to the crossroads our cab slowed down.
Turkish: Kavşağa vardığımızda, taksimiz yavaşladı.

English: The accident took place at a crossroads.
Turkish: Kaza bir kavşakta yer aldı.

Crossroads ingilizcede ne demek, Crossroads nerede nasıl kullanılır?

At a crossroads : Kavşakta.

At the crossroads : Dönüm noktasında.

Crossroad : Ara yol. Dönüm noktası. Uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer (akarsu, yol gibi). İki yolun kesişmesi. Abd'de ana yola katılan veya onu kesen bir başka yol. Çapraz yol. Kavşak. Dört yol ağzı. Yan yol.

Crossreference : Çapraz başvuru.

Crossreference list : Çapraz başvuru listesi.

Crossreferences : Çapraz başvuru.

İngilizce Crossroads Türkçe anlamı, Crossroads eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crossroads ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crunch : Çuturtu. Çatırtı. Karar anı. Çatırdamak. Zor an. Çatırdatmak. Çatır çutur yemek.

Turning point : Dönme noktası. Milad. Çevrimsel bir dalgalanmada ekonominin yönünün değiştiği nokta. krş. dip, doruk. (bir maçın) kırılma anı. Bis cismin devinme sırasında 180° lik yön değiştirerek geri döndüğü nokta. (bir maçın) kırılma noktası. Dönüş noktası. Ekonomi, uzay, iktisat alanlarında kullanılır. Dönüm noktası.

 

Intersection : Kesme. Arakesit. Kesit. İki ya da daha çok yolun kesiştiği ve taşıt gidiş gelişinin değişimine olanak verecek biçimde dolaşım gereçleriyle düzenlenmiş kent kesimi. bk. düzeydeş geçit. Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu. Kavşak. Bileşke. Kesişim. Yol kavşağı. Dörtyol ağzı.

Hamlet : North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Birkaç evden oluşan, çiftlikle köy arası bir kırsal yerleşme türü. Mezra. North carolina eyaletinde şehir. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Küçük köy. Ufak köy. Genellikle kilisesiz küçük köy. İndiana eyaletinde yerleşim yeri.

Overlap : Üstünü örtmek. Çakışmak. Kısmen kaplamak. İki yük dağılımının ortak bölgesi. Örtüşmek. Üstüne gelmek. Üst üste gelmek. Bindirmek. Aşmak. Üstüste binmek.

Community : Belli çevresel koşullara sahip bir ortamda yaşayan bitkisel ve hayvansal popülasyonların bir araya gelmesiyle oluşan topluluk. Topluluk. Komünite. Ortak yön. Halk. Müşterek tasarruf. Sınırları belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan ve bir uygarlığı paylaşan bireylerin oluşturduğu, değişik boyutlarda insan kümeleri. üyeleri birbirlerine duygusal bağlarla bağlı, toplumsal ilişkilerin yüz yüze olduğu, yüksek ölçüde bütünlenmiş herhangi bir toplumsal küme. toplum teriminin karşıtı: ileri ölçüde bütünlenmiş, birincil ilişkilerin egemen bulunduğu, ekinin geleneksel ve türdeş olduğu kapalı yerel kümeler. Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. Ortaklık. Cemiyet.

 

Watershed : Önemli olay. Boşaltma havzası. Doruk çizgisi. İki nehri ayıran arazi. İki nehir havzası arasındaki set. Nehir havzaları arası set. Sınır. Dönüm noktası. Su bölümü çizgisi.

Convergence : Yaklaşma. Bir dizinin ilk n teriminin toplamının, n sonsuza giderken sonlu bir ereye yaklaşması. bir ışıksal dizgenin odak uzaklığının tersi. Yakınsaklık. Tutum ya da kanıların birbirine yaklaşması, bk. ıraklaşma. Çeşitli gruplara ait organizmalarda benzer karakterlerin gelişmesi durumu. Yakınsama. Yöndeşme. Çakışma. Konvergens. Bilgisayar, biyoloji, ekonomi, fizik, madencilik alanlarında kullanılır.