Cubitus türkçesi Cubitus nedir

Cubitus ingilizcede ne demek, Cubitus nerede nasıl kullanılır?

Decubitus : Dekübitus. Yatak yarası. Uzun süre yerde yatan hayvanların zeminle temasta olan kısımlarında basınç sonucu oluşan yerel doku ölümü ve yaralanma. yere boylu boyunca uzanma. yatar durumda olan. Yatay pozisyon. Sırtüstü yatar durum. Yatay konum. Dekübitus ülseri.

Decubitus sore : Dekübitus ülseri.

Decubitus ulcer : Dekübitus ülseri. Bası yarası. Bası yaraları. Vücut kısımlarına verilen uzun süreli basınç nedeniyle oluşan yaralar (genellikle yatalak veya hareketsiz olanları etkileyen). Yatak yaraları. Yatak ülseri. Vücudun yerel bir bölgesine uygulanan basınç sonucu oluşan kan dolaşımı bozukluğuna bağlı yerel derin lezyon. leğen kemiği ve kürek kemiği gibi kemik çıkıntılarının bulunduğu bölgelerde biçimlenir, basınç yarası, basınç ülseri. Dekübitus ülserleri. Dekibüt ülser.

Decubitus ulcers : Dekübitus ülserleri. Vücut kısımlarına verilen uzun süreli basınç nedeniyle oluşan yaralar (genellikle yatalak veya hareketsiz olanları etkileyen). Bası yaraları. Yatak ülseri. Dekübitus ülseri. Bası yarası. Yatak yaraları. Yatak yarası. Dekibüt ülser.

Cubit : Arşın. Kol boyu. Eski bir uzunluk ölçüsü birimi. Gez.

Decubital : Yatak yarası ile ilgili. Yatan. Dekübitus ülseri ile ilgili. Dekübital. Uzanan.

 

Cubits : Eski bir uzunluk ölçüsü birimi. Gez.

Decubital ulcer : Vücudun yerel bir bölgesine uygulanan basınç sonucu oluşan kan dolaşımı bozukluğuna bağlı yerel derin lezyon. leğen kemiği ve kürek kemiği gibi kemik çıkıntılarının bulunduğu bölgelerde biçimlenir, basınç yarası, basınç ülseri. Dekübitus ülseri.

Cubic capacity : Silindir hacmi.

Cubital : Kübital. Kübit ile ilgili (eski uzunluk ölçüsü birimi).

İngilizce Cubitus Türkçe anlamı, Cubitus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cubitus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Funny bone : Dirsekte bir şeye çarpınca kolun karıncalanmasına sebep olan sinirin geçtiği yer. Dirsekte çarpınca karıncalanan yer.

Limb : Yaramaz çocuk. Kanat. Hale. Şube. Kanat, kol ya da bacaklar. Uzuv. Kanat gibi gövdeye bağlı kılgan. Taçyaprağın üst geniş kenarı. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Geniş ağaç dalı.

Coigns : Çıkıntılı köşe. Köşe. Çıkıntı.

Arm : Biyoloji, jimnastik alanlarında kullanılır. Güç. Silahlanmak. Savaşa hazırlamak. Vücudun, omuz başından parmakların ucuna dek uzanan üyesi. Şube. Pazı. Silahlandırmak. Dal. Erk.

Cantilever : Konsol. Dirsekli. Konsol yapmak. Çıkma. Dirsekli bir kol. Sundurma. Destek. Manivela.

Console : Destek. Avutmak. Avundurmak. Avunmak. İşletim masası. Kumanda paneli. Konsol. Bir bilgisayar dizgesinin güdümünü ve denetimini sağlarken işletmen' in, bakım onarımını sağlarken bakım uzmanının kullandığı, türlü göstergeler, anahtarlar, yazı makinesi ya da işletim göstericisinin bulunduğu masa ya da konsol. Klavye. İşletmen uçbirimi.

 

Flexions : Bükülüm. Burkulma. Kıvrım. Büküm. Çekim (dilbilgisi terimi). Çevrilme. Eğilme. Bükülme. Esneme.

Cantilevering : Manivela. Dirsekli bir kol. Çıkma. Konsol. Konsol yapmak. Dirsekli. Sundurma. Destek.

Bracket : Raf. Praçol. Ayraç içine almak. Parantez. Türküm. Paranteze almak. Parantez içine almak. Destek. Belli bir özelliğe ilişkin çeşitli seçenek ya da değerleri birbirinden ayıran sınır ya da ayırıcı değer.

Crook : Dolandırıcı. Dümenci. Çoban değneği. Sahtekar. Kıvrılmak. Dönemeç. Hırsız. Değnek. Sapı kıvrık baston.

Cubitus synonyms : elbow joint, musculus articularis cubiti, cubital joint, articulatio cubiti, ginglymoid joint, human elbow, flexure, hinge joint, ancon, crooking, elbow, knee, crazy bone, coign, crank, ginglymus, flexion.