Konsol nedir, Konsol ne demek
Konsol; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya

- Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi.
"Konsol" ile ilgili cümleler
- "Konsol kiriş."
- "Mektupları götürmüş, konsolun üzerine koyuyordu." - T. Buğra
Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:
[Bakınız: işletmen uçbirimi]
İktisat alanındaki kelime anlamı:
[Bakınız: süresiz tahvil]
Konsol anlamı, kısaca tanımı:
Konsol saati : Konsol gibi düz yerlere oturtulacak biçimde yapılmış saat.
Konsolidasyon : Yapıları benzer durumda olan nesnelerin birleştirilmesi. Süreletme. Firmaların tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırılarak yeni bir tüzel kişilikte birleştirilmesi.
Konsolide : Vadesi uzatılan (borç).
Konsolide borç : Kısa vadeli olarak planlanıp daha sonra orta veya uzun vadeli duruma çevrilen borç.
Konsolide bütçe : Destekli bütçe.
Konsolit : Bir tür iskambil oyunu. Vadesi belli olmayan ve yalnızca faizi ödenen devlet tahvili.
Konsolitçi : Tahvil, hisse senedi vb. şeyleri alıp satan kimse.
Konsolos : Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi, şehbender.
Konsolosluk : Konsolosun makamı veya görevi, şehbenderlik. Konsolos olma durumu. Bu işin görüldüğü daire, konsoloshane.
Fahri konsolos : Dışişleri mensubu olmamasına rağmen büyükelçisi bulunmayan ülkelerde o yabancı memleketin işlerini yapan ve çıkarlarını gözeten tanınmış kimse.
Duvar : Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Engel.
Kenar : Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Yan. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer.
Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.
Ayna : Karagöz oyununda perde. Küreğin yassı uç bölümü. Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. İyi bir durumda, yolunda. Atların diz kapağı.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Çekmeceli : Çekmecesi olan.
Dolap : Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. İstanbul bedesteninde dükkân. Düzen. Su dolabı. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor. Dönme dolap.
Konsolide bilanço : Aralarında sermaye ilişkisi bulunan şirketlerin aynı tarih veya döneme ilişkin bilanço kalemlerinden ve karşılıklı ilişkiden doğmuş kayıtlarının bir araya gelmesi ile düzenlenen bilanço.
Konsolide bütçe harcamalarının işlevsel dağılımı : Konsolide bütçe harcamalarının karşıladığı hizmet türüne göre dağılımı.
Konsolide kamu kesimi : IMF tarafından destekleme kredi anlaşmaları çerçevesinde kamu kesiminin gecikmesiz bir biçimde izlenebilmesi için tanımlanan ve konsolide bütçe, üç bütçe dışı fon (Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Özelleştirme Fonu ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu), yirmi beş kamu iktisadi teşebbüsü, sosyal güvenlik kuruluşları ve işsizlik sigortası fonundan oluşan kesim.
Konsolide kamu kesimi faiz dışı dengesi : Konsolide kamu kesimi faiz dışı dengeleri toplamından oluşan denge. 2006 yılından itibaren bu denge hesaplanırken konsolide bütçe faiz dışı dengesi yerine merkezi yönetim bütçe faiz dışı dengesi kullanılmaktadır.
Konsolide kamu kesimi faiz dışı fazlası : Konsolide kamu kesimi faiz dışı dengesinin pozitif olduğu durum.
Konsolide liberalizasyon listesi : Miktar kısıtlamalarının kaldırılması çerçevesinde gümrük birliği üyesi tarafların, diğerlerine karşı yeni miktar kısıtlamalarıyla eş etkili önlemler koymamayı üstlendikleri mal listesi.
Konsolosluk faturası : Vergi kaçakçılığını önlemek amacıyla malın gideceği ülkenin konsolosluğu tarafından malın kökeni, birim fiyatı ve değerinin onaylandığı fatura.
Konsolosluk satımcası : Yükleme yerlerinde konsolosluklarca onaylanan yurtdışı mallara ilişkin satımca.
Konsolosluk vergisi : Konsolosluklarca yapılan bir iş karşılığı alınan para (köken belgesinin onaylanması karşılığı alınan vergi gibi).
Konsol ile ilgili Cümleler
- Konsolda yanıp sönen bazı kırmızı ışıklar var.
- Ali konsolda Mary'nin bir fotoğrafını gördü.
- Konsolosluk Mustafa için tıbbi ulaşımı düzenlemeye yardımcı oldu.
- Erkek kardeşimin video oyun konsolu var.
- Yunanistan konsolosluğu nerede?
- Anahtarlar şapkamın yanındaki konsolda.
- Konsolosluk nerede?
- Sen konsolosluktan değil misin?
- Ali cüzdanını konsolun üstüne koydu.
- Bu vizeyi Kobe'deki Amerikan Konsolosluğundan aldım.
Diğer dillerde Konsol anlamı nedir?
İngilizce'de Konsol ne demek? : adj. cantilevered
n. console, chest of drawers, dresser, cantilever, console table, tallboy
Fransızca'da Konsol : commode [la], console [la]
Almanca'da Konsol : n. Konsole, Kragstein
Rusça'da Konsol : n. консоль (F), кронштейн (M)

Bu kısımda Konsol nedir? Konsol ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Konsol tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Konsol hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.