Curve türkçesi Curve nedir

Curve ile ilgili cümleler

English: At times I confuse curve with carve.
Turkish: Bazen "curve"'ü "carve" ile karıştırıyorum.

English: Draw me the Pareto curve.
Turkish: Bana Pareto eğrisini çiz.

English: It's a long road with no curves.
Turkish: O, virajsız uzun bir yoldur.

English: A straight line is a trivial example of a curve.
Turkish: Düz bir çizgi bir eğrinin önemsiz bir örneğidir.

English: I love to throw curveballs.
Turkish: Şaşırtmayı severim.

Curve ingilizcede ne demek, Curve nerede nasıl kullanılır?

Curve chart : Eğri grafiği.

Curve fitting : Eğri uydurumu. Eğri uydurma.

Curve follower : Eğri okuyucu.

Curve generator : Eğri üreteci.

Curve of base : Taban eğrisi.

Supply curve of firm : Firma sunum eğrisi. Tam rekabet piyasasında üretim yapan bir işletmenin marjinal maliyet eğrisinin; kısa dönemde ortalama değişir maliyet eğrisinin; uzun dönemde ise ortalama maliyet eğrisinin enazının üstünde kalan kısmı; diğer bir deyişle diğer koşullar sabitken firmanın satmak istediği farklı fiyat ve miktar bileşimlerinin geometrik yeri.

Hairpin curve bend : Keskin viraj.

 

Supply curve with negative slope : Piyasaya mal sunumu yapan işletmelerin bulunduğu sanayi dalında marjinal maliyetlerin çok büyük ölçüde düşmesine yol açacak düzeyde dışsal tasarrufların bulunması ile geçimlik üretimin söz konusu olduğu tarım ürünleri piyasasında king yasasının işlemesi nedeniyle ortaya çıkan ve malın fiyatıyla sunumu arasında ters yönlü ilişkiyi gösteren, diğer bir deyişle malın fiyatı artarken (düşerken) sunumunun azaldığını (arttığını) gösteren sunum eğrisi. Negatif eğimli sunum eğrisi.

Abnormal curve : Normal olmayan eğri.

Curve of intensity distribution : Yeğinlik dağılış eğrisi. Işık kaynağından geçen bir düzlem içinde ışık yeğinliğini, verilmiş bir doğrultuyla yeğinlik vektörünün yaptığı açı foksiyonunda gösteren, genelikle kutupsal (polar) eğri.

İngilizce Curve Türkçe anlamı, Curve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acock : Dikilmiş ve kaldırmış olma pozisyonunda. Tetikte. Küstahça. (ateş etmeye veya fotoğraf çekmeye) hazır durumda. Kurulu.

Catawampus : Vahşi. Yatkın. Meyilli. Eğimli. Acımasız. Çapraz. Yabani. Diyagonal. Çarpık.

Zag : Köşe.

Dipped : Aşırı eğik belkemiği olan. Eğim yapmak. Banmak. Batırmak. Alçalmak. Farları kısmak. Batmak. Göz atmak. Bayrağı yarıya indirmek. Dalmak.

Sweep : Sürüklemek. Temizleme. Süpürmek. Rezil. Silip süpürme. Mayın tarama. Çıkrık. Tarayıcı. Hızla yayılmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Crisping : Kırışmak. Buruşmak. Gevrek. Dalgalandırmak. Gevretmek. Hışırdatmak. Gevrekleştirmek. Gevrekleşmek.

 

Turnout : Yol ayrımı. Mahsul. Giyiniş tarzı. Tali yol. Verim. Ürün. Katılımcı sayısı. Grevci. Grev. Katılım.

Quadric : Kuadrik. İkinci derece yüzeyi. Karesel denklem. İkinci derece.

Crimps : Kıvrım. Zorla askere almak. Engel. Dalga. Lüle lüle saç. Engellemek. Dalgalandırmak. Durdurmak. Katlamak.

Cambers : Bombe. Eğrilik. Dışbükey yapmak. Hafifçe bükülmek. Bombeleşmek. Kabarıklık. Bombelendirmek. Yatıklık. Şişkinlik.

Curve synonyms : bell shape, campana, sinuousness, cupid's bow, graphical record, line roulette, gaussian shape, quadric surface, s shape, turnouts, contorts, undulation, crisp, bend to, cant, switchback, arcuation, askew, contort, bandying, wave, be curled, fold, loops, frizz, curl, angle, curves, turning, crenature, cant over, cranks, bowed.

Curve zıt anlamlı kelimeler, Curve kelime anlamı

Straight line : Doğru hat. Düz çizgi. Doğru. Düz çizgili. Düz doğru.

Straighten : Düzleştirmek. Çözmek. Halletmek. Düzlemek. Doğrulmak. Doğrusunu açıklamak. Yoluna koymak. Kalkmak. Doğrultmak. Yoluna girmek.

Curve ingilizce tanımı, definition of Curve

Curve kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A bending without angles. To curve a pipe. As, the road curves to the right. To bend. That which is bent. Crooked. Bent without angles. As, to curve a line. As, a curve in a railway or canal. A curve surface. To bend or turn gradually from a given direction. To cause to swerve from a straight course. Curved. As, to curve a ball in pitching it. A flexure. To crook. As, a curve line.