Cutting edge türkçesi Cutting edge nedir

  • Ağız.
  • En ileride olma.
  • Kesici uç.
  • Kesici yüz.
  • Kesici ağız.
  • Bıçağın ekin tarafı.
  • Keskin nitelik.
  • En öndeki yer.
  • Bıçak ağzı.
  • Dişçiliğe ait el aletinin keskin çalışma açıcı.
  • En gelişmiş aşama.
  • Kesici kenar.
  • Keskin kenar.
  • Bıçak-kepçe ağzı.
  • Zayıflatmak.

Cutting edge ingilizcede ne demek, Cutting edge nerede nasıl kullanılır?

Cutting : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çelik. Tünel. Kesim. Kupür. Çentik. Yol. Hafriyat. Yol açma. Kesici.

Edge : Yavaş yavaş ilerletmek. Keskinleştirmek. Yan yan gitmek. Kuşak izgesi gibi bir girişim ya da kırınım kuşağı çizgi dizgesinin sınır dalga boyu. Kenarına bordür yapmak. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Uç. Kenar. Sokulmak. Keskin kenar.

Cutting age : Hayvanın kesim yaşı. Kesim yaşı.

Cutting and editing : Filmin kesilerek kaba kurgusunun gerçekleştirilmesi işi. Kesim ve kurgu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Cutting angle : Kesme açışı. Kesme açısı.

Cutting barrel : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sepet. Özellikle kurgu çalışmaları sırasında gereksiz film parçalarının içine konulduğu, kenarları ve içi bez kaplı sepet. bakımlık ya da göstericideki bir filmin, alıcı makara kullanılmadığı vakit bir yerde toplanması için kullanılan aynı çeşit kap.

 

İngilizce Cutting edge Türkçe anlamı, Cutting edge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cutting edge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beastings : Ağız sütü. İlk gelen süt. İneğin doğumdan sonraki ilk sütü. Ön süt. İlk süt.

Debilitate : Zaafa uğratmak. Takatini kesmek. Kuvvetten düşürmek. Güçsüzleştirmek. Güçten düşürmek. Takatten düşürmek. Sarsmak.

Chops : Teknik beceri. Çene. Ağız (gayrı resmi). Kanal ağzı. Girişi. Pirzola. Bir müzik aletini çalma becerisi.

Beaks : Gaga. Öğretmen (ingiliz ingilizcesi). Hakim (ingiliz ingilizcesi). Burun. Gagalamak. Okul müdürü. Büyük burun. Yargıç (ingiliz ingilizcesi). Yargıç.

Emasculate : Bozmak. Kuvvetten kesilmiş. Burmak. İğdiş etmek. Bazı kısımları çıkararak veya sansür ederek bir yazıyı kuşa benzetmek. Hafifletmek. Hadım edilmiş. Hadım etmek. Kuşa çevirmek. Enemek.

Attenuate : Dar. Seyreltmek. Söndürmek. İnceltmek. Sindirmek. Kısmak. Daraltmak. Değerini düşürmek. Hafifletmek.

Cripples : Sakatlamak. Felce uğratmak. Kötürüm bırakmak.

Damp down : Köreltmek. Titreşimini bastırmak (tel.). Hararetini azaltmak. Söndürmek. Ateşini azaltmak. Gücünü azaltmak.

Attenuates : Söndürmek. Sindirmek. Hafifleştirmek. Daraltmak. Seyreltmek. Değerini düşürmek. İnceltmek. Hafifletmek. Azaltmak.

Forefront : Ön taraf. Ön saf. Bir yapının ya da üzerinde oturmakta olduğu yer bölümün yola bakan yüzü. Önyüz. Ön plan. Ön sıra.

Cutting edge synonyms : brink, cripple, emasculates, deadens, debouchment, brinks, accent, emaciating, featheredges, emasculating, biestings, featheredge, brims, colostrum, knife blade, deaden, blades, brim, edge, blade, beak, debilitates, emaciates, beestings, endamage, cutting tip, dialect, straight edge, sharp edge, knife edge.