Dab türkçesi Dab nedir

  • Kurulamak.
  • Hafifçe sürmek.
  • Hafifçe vurmak.
  • Dokunma.
  • Usta.
  • Parmak izi bırakmak.
  • Klişe yapmak.
  • Hafifçe dokunmak.
  • Uzman.
  • Hafif vuruş.
  • Dokunmak.
  • Hafif hafif vurmak.
  • Hafif kompres.
  • Tıklamak.

Dab ile ilgili cümleler

English: A good head and a good heart are always a formidable combination. But when you add to that a literate tongue or pen, then you have something very special.
Turkish: İyi bir kafa ve iyi bir kalp her zaman müthiş bir kombinasyondur. Fakat buna bir okuryazar dil yada kalem eklediğinizde, o zaman çok özel bir şeyiniz vardır.

English: Ali dabbles in the stock market.
Turkish: Ali borsa ile yüzeysel olarak ilgilenir.

English: Ali has been unavoidably detained in Boston.
Turkish: Ali elinde olmayan sebeplerle Boston'da tutuklandı.

English: Ahmedabad is the largest city in Gujarat.
Turkish: Ahmedabad, Gucerat'ın en büyük kentidir.

English: Ali does everything in such a roundabout way.
Turkish: Ali dolambaçlı yoldan her şeyi yapar.

Dab ingilizcede ne demek, Dab nerede nasıl kullanılır?

Dab at : Hafif hafif vurmak. Hafifçe dokunmak.

A dab of : Azıcık.

Lemon dab : Dere pisisi.

Smack dab : Bir yerin tam merkezi. Tam.

Dabasement : Yemde doğal olarak bulunabilen fakat hayvanlara zararlı etki yapmayacak düzeylerde olanların dışında yemlere zehirli ve zararlı olabilecek madde, yabancı ot tohumu, besleme değeri olmayan madde, emniyetli olmayan pestisit veya kimyasal madde; tolerans sınırını aşacak miktarlarda boya, konservatif vb. katkı maddelerinin katılması; yemdeki değerli maddelerin tamamı veya bir kısmı yerine daha az değerli maddelerin katılması işlemi. herhangi bir gıdanın veya malzemenin özelliklerini bozacak bir şeyle karıştırılması, hile. Tağşiş.

 

Dabbing : Parmak izi bırakmak. Hafif hafif vurmak. Hafifçe sürmek. Kurulamak. Klişe yapmak. Hafifçe dokunmak. Sürme.

Dabbed : Kurulamak. Dokunmak. Hafifçe sürmek. Hafif kompres. Hafifçe dokunmak. Klişe yapmak. Usta. Parmak izi bırakmak. Tıklamak. Hafifçe vurmak.

Dabble : Su sıçratmak. Suyla oynamak. Serpmek. Takılmak. Hafifçe ıslatmak. Suda oynamak. Sıçratmak. Merak sarmak. Amatörce uğraşmak. Su serpmek.

Dabble with : İlgilenmek.

Dabble in : İle amatörce uğraşmak. Bir şeyle amatörce ilgilenmek. Yüzeysel olarak ilgilenmek. Ara sıra uğraşmak.

İngilizce Dab Türkçe anlamı, Dab eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dab ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wipe : Silme. Bozmak. Temizleme. Yok etmek. Silmek. Silinme. Silinmeli kararma - açılma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İkinci çekimin görüntüsünün çerçevenin herhangi bir yerinden belirerek ilk çekimin görüntüsünü herhangi bir biçimde (düz, eğri, kırık, eğik çizgiler, vb.) silmesi ve yerini almasına dayanan noktalama çeşidi.

Contact : Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri. Konuşmak. Kontak. Değme. Temasa geçmek. Temas faktörü. Bağlantı kurmak. İletişime geçmek.

 

Dries : Kakırdamak. Kurutmak. Kurumak. Sütü kesilmek. Kavurmak. Kuru. Sütten kesilmek.

Strike : Nükleer saldırı. Bezemlerin sökülmesi için verilen komut. İşbırakımı. Basmak (madeni parayı). İşbırakım. Vuruş. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Çakmak (kibriti). Çalma. Hava saldırısı.

Accomplished : Mükemmel. Yetenekli. İşini iyi bilen. Başarıyla sonlandırılmış. Tamamlanan. Kusursuz. Tam. Yapılmış. Başarılı.

Brush : Temizlemek. Değmek. Hafifçe değmek. Çalılık. Fırçalama. Savmak. Laboratuvarda tüp ve diğer cam malzemelerin mekanik temizliği için kullanılan malzeme. Değinmek. Çalı. Fırça.

Get your hands off : Ellerini –den çek. Ellerini çek.

Fingering : Parmaklamak. Parmakları kullanma yöntemi. Çalma niyeti ile eline alma. Elleme. Yoklama. Parmakları doğru kullanma. Parmaklama. İnce örgü yünü. Parmakla dokunma.

Don : Giydirmek. Hızını her zaman, biriminde eşit tutarda arttığı devinim; değişmez ivmeli devinim. Öğretmen. Bey. İspanyol efendisi. Giyinmek. Öğretim görevlisi. Tekbiçimli hızlanıra.

Dabbing : Sürme.

Dab synonyms : dons, click, wipes, clapped, towel, drys, tap, hands off, dabs, apply, contacted, constructor, rapping, appulse, affects, hand off, derogation, make cliche, contacting, rapped, adepts, flicked, kiss, smidgeon, smidgeons, competent, raps, constructors, craftsmaster, put on, swob, consultant, disagreeing.

Dab ingilizce tanımı, definition of Dab

Dab kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, to besmear with a dabber. An expert. A sudden blow or hit. A skillful hand. To strike or touch gently, as with a soft or moist substance. A peck. A gentle blow with the hand or some soft substance. To tap. A dabster. A name given to several species of flounders, esp. to the European species, Pleuronectes limanda. The American rough dab is Hippoglossoides platessoides.