Dagal nedir, Dagal ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ahmak, saf, bön, şaşkın, sersem.

Sağır, dilsiz.

[Bakınız: dadal].

Şiddetli rüzgâr, fırtına.

Dagal kısaca anlamı, tanımı

Daga : Kunduz

Dagallık : Zayıflık, sıskalık.

Sağır dilsiz : Hem duymayan hem de konuşamayan (kimse).

Şiddetli : Etkisi çok olan, zorlu. Aşırı. Hızlı. Aşırı bir biçimde.

Fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. Güç atlatılan kötü durum. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı.

Şiddet : Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. Duygu ya da davranışta aşırılık. Hız. Kaba güç. Bir hareketten doğan güç. Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma.

Şaşkın : Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş. Akılsız, sersem, budala.

Rüzgar : Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, yel, bad. Rüzgâr çizelgesinde hızı 17-21 deniz mili olan ve kuvveti 5 ile gösterilen esinti. Yemeniye benzer bir çeşit ayakkabı. Havayuvarında ayrımlı basınç altındaki yöreler arasında oluşan, yatay yönde, esiş yönü, süresi ve biçimleriyle ayrımlı hava devinimi. Zaman, devir. Dünya. Yel.

 

Sersem : Herhangi bir sebeple bilinci ve duyguları zayıflamış olan. Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan.

Dilsiz : Konuşma engelli, konuşamayan, ahraz. Ses çıkarmayan, sessiz olan (kimse).

Sağır : İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.

Dadal : Ahmak, saf, bön, şaşkın, sersem. Pisboğaz.

Dilsi : Dili andıran, dile benzeyen, dil gibi.

Ahmak : Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal.

Dada : Büyük kardeş, ağabey. Bebek, bir aylıktan iki yaşına kadar olan çocuk. Hala. Teyze. Yaşlı kadınlara saygı hitabı olarak kullanılır. Delikanlılara hitap olarak kullanılır. [Bakınız: dadal]. Dilsiz. [Bakınız: dadak]. Küçük çocuklara verilen ufak tefek hediyeler. Birini oyalamak, kandırmak için söylenen tatlı söz, gösterilen iyilik, verilen yiyecek: Bu söze inanmam ağzıma dada çalıyor. Yemek. Küçük çocuklara verilen tatlı yiyecekler, tatlı. Çocuk maması. Ahmak, saf, bön, şaşkın, sersem. Bebek, küçük çocuk. Balıkesir kenti, Kireç bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Fırt : Bir solukta veya bir yudumda içilebilecek miktar.

Sağı : Kuş tersi, kuş gübresi.

Ahma : Çamsakızı, reçine. Kadınların süs eşyası olarak kullandıkları altın dizisi. Zenginlik: Ahması tahması yerinde, neye ihtiyacı var. Mücevherat.

Bön : Budala, saf, avanak, ahmak.

Saf : Dizi, sıra. Katıksız, arı, katışıksız, halis, has. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil. Grup. İyi niyetli, art niyetsiz.

Diğer dillerde Daeves ayıracı anlamı nedir?

İngilizce'de Daeves ayıracı ne demek ? : daeves' reagent