Daldalanmak nedir, Daldalanmak ne demek

  • Gölgeli yere saklanmak

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gölgeli yere ya da bir adamın himayesine sığınmak.

Sinmek.

Bir şeyle fazla meşgul olmak, dalmak: Oyuna daldalanıp vakti unutmuş.

Sığınmak, barınmak.

Duldalanmak.

Daldalanmak kısaca anlamı, tanımı

Dalda : [Bakınız: dulda]. Yörüklerin, çalı çırpı ile çadırlarının önünde daire şeklinde çevirdikleri yer. Damla. Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Koruma, esirgeme, himaye. Dalda, dulda, himaye, saye. Issız, sakin taraf (Erzincan Merkez). Gölge. Siper; gölgelik yer. Gölge, saye. Kuytu yer, barınak. Bitlis şehri, Tatvan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge

Daldal : Yana kıvrık (boynuz için). Boynuzu yana kıvrık hayvan. Kahraman, yiğit.

Daldala : Arka arkaya.

Daldalanma : Daldalanmak işi.

Duldalanmak : Korumak, siper altına girmek.

Duldalanma : Duldalanmak işi.

Saklanmak : Kendini saklamak, gizlenmek. Niteliğini yitirmemesi için korumak. Saklama işi yapılmak.

Sığınmak : Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek. Güvenmek, yardım istemek ya da ummak. Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak. Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek, iltica etmek.

 

Saklanma : Saklanmak işi.

Barınmak : Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

Barınma : Barınmak işi.

Gölgeli : Gölge altında olan. Nitelik ve ayrıntıları iyice bilinmeyen.

Sığınma : Sığınmak işi, iltica. Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının arkasına sinme.

Dalmak : Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek. Bir yerin içine girmek. Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak. Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek. Uyumak. Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak.

Meşgul : Bir işle uğraşan, iş görmekte olan. Çalışır, kullanılır durumda olan, dolu.

Himaye : Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.

Sinmek : Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak. Korku, yılgınlık vb. sebeplerle konuşmamak, hareket etmemek veya tepki göstermemek. Hiç çıkmayacak veya güç çıkacak biçimde işlemek, nüfuz etmek. Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Diğer dillerde Dalarak avcılık anlamı nedir?

İngilizce'de Dalarak avcılık ne demek ? : diving fishing