Barınmak nedir, Barınmak ne demek

  • Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak
  • Bir yerde yatarak geceyi geçirmek.
  • Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak.
  • Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak.
  • Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

"Barınmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "İnsan barınacak yerler yaptı, yiyeceğini pişirerek yemeye başladı." - N. Hikmet
  • "Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Kuvvetlenmek, kendine gelmek.

1.Bulunduğu durumu uzun zaman muhafaza etmek. 2.Bir yerde çalışmak 3.Geçinmek. 4.Az çok geçim temin etmek.

Tatmin etmek: Senin lafların hoşuma gitti, beni barındırdın.

Diğer sözlük anlamları:

Geçinmek, kendini yaşatmak.

Barınmak tanımı, anlamı:

Barınma : Barınmak işi.

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

Korunmak : Kendini korumak, sığınmak, sakınmak. Koruma işine konu olmak.

Kapalı : Açık olmayan (giyecek). Gizli, saklı. İçe dönük yaradılışta olan. Başı örtülü (kadın). Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Geçilmez durumda olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Bulutlu, karanlık (hava). Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı.

 

Sığınmak : Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak. Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek. Güvenmek, yardım istemek veya ummak. Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek, iltica etmek.

Yerleşmek : Rahat bir biçimde oturmak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Yer bulup oturmak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Uygun : Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Bir kez. Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

Geçirmek : Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Giymek, giyinmek. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Etmek, yapmak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Birine kötü söz söylemek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Hastalık bulaştırmak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Vurmak. Zaman harcamak.

 

Uyumlu : Uyumu olan, ahenkli, mevzun, imtizaçlı.

Dirlik : Osmanlı Devleti'nde bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir. Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim. Huzur, erinç.

İçinde : Ortamında. Süresince, zarfında. ... ile dolu bir biçimde.

Yaşamak : Düzen vermek. Yasa koymak.

Diğer dillerde Barınmak anlamı nedir?

İngilizce'de Barınmak ne demek? : v. shelter, harbor, harbour [Brit.]

Fransızca'da Barınmak : giter, s'abriter, se réfugier

Almanca'da Barınmak : v. unterkommen

Rusça'da Barınmak : v. укрываться, уживаться, ютиться, укрыться, ужиться