Dangers türkçesi Dangers nedir

Dangers ile ilgili cümleler

English: Bob went through many dangers during the war.
Turkish: Bob savaş sırasında pek çok tehlike geçirdi.

English: One of the greatest dangers in your human relations is self-centeredness.
Turkish: İnsan ilişkilerinde en büyük tehlikelerden biri bencillik.

English: I had difficulty convincing her of the dangers of smoking.
Turkish: Sigara içmekle ilgili tehlikeler hakkında onu ikna etmede güçlük çektim.

English: More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
Turkish: Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.

English: How can you avoid the dangers of the Internet?
Turkish: İnternetin tehlikelerinden nasıl kaçınabilirsin?

Dangers ingilizcede ne demek, Dangers nerede nasıl kullanılır?

Dangers of every shape : Birçok riski olan. Her açıdan tehlikeli.

Endangers : Zarar vermek. Tehlike yaratmak. (kendisini veya) başkasını tehlike ile karşı karşıya bırakmak. Tehlike etkisinde bırakmak. Tehlike oluşturmak. Tehlikeye düşürmek. Kayıp vermek. Tehlikeye sokmak. Tehlikeye atmak.

Danger area : Tehlikeli saha. Tehlikeli bölge. Tehlikeli alan. Tehlike bölgesi.

Danger class : Tehlike sınıfı.

Danger line : Tehlike hattı.

Danger money : Tehlikeli durumlar için ödenen para veya tehlike ödemesi. Risk ödemesi.

 

Danger signal : Tehlike sinyali. Tehlike işareti.

In danger of : Tehlikesi içinde. Tehlikesiyle yüz yüze.

In danger of extinction : Nesli bitme tehlikesiyle karşı karşıya. Soyu tükenme tehlikesi atında.

The danger of balkanization : Balkanlaşma tehlikesi. Anlaşmazlıklar ve savaşla neticelenen siyasi durumlar oluşması.

İngilizce Dangers Türkçe anlamı, Dangers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dangers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Insecurity : Sağlam olmama. Güvensizlik. Tehlikede olma. Emniyetsizlik. Adem-i emniyet. Kendine güveni olmama. Zarara uğrama riski. Güvenilmezlik.

Coercion : İkrah. Baskı. Tazyik. Baskı rejimi. Zorlama. İcbar.

Duresses : Tazyik. Baskı. Cebir. Tutuklama. Zorlama. İcbar. Şantaj. Hapis. Gözdağı.

Vulnerability : Vurulabilirlik. Korunmasızlık (özellikle iş hukukunda). Kırılganlık. Hassasiyet. Yaranabilirlik. Hassaslık. Saldırı veya tenkide açık olma. Yaralanabilirlik. Hasar görebilirlik. Korunmasızlık.

Risk : Bir olayın gerçekleşme kazanışının düşüklüğünden doğan götürücü durum. bk. götürü. Zarar olasılığı. Kaçını. Riske atmak. Riziko. Oynamak. Göze almak. Bir olayın meydana gelme olasılığı. epidemiyolojik çalışmalarda, bir bireyin, belli bir toplum ve dönem içinde belli bir hastalığı taşıma olasılığı. insan sağlığına zararlı olma olasılığının ölçüsü. İktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Jeopardy : Nazik durum. Muhatara. Yargılanan sanığın cezaya çarpılma olasılığı. Hasar. Riziko. Risk.

 

Jeopardies : Riskler. Risk. Riziko.

Endangerment : Tehlikede olma durumu. Tehlikeye atılmış olma durumu. Riske atma. Tehlikeye atma. Muhatara.

Perilousness : Tehlikelilik.

Emergency : Olağanüstü durum. Buhran. Acil ihtiyaç. Ani tehlike. Aniden çıkan olay. Emniyet. İvedi. Kriz.

Dangers synonyms : crapshoot, clear and present danger, endangerments, emergencies, hazard, status, menaced, hazarded, riskiness, venture, chance, gamble, exposure, intimidation, insecureness, coercions, jawbones, dangerousness, danger, menace, gravity, bullying, manace, distress, jawbone, duress, peril, hazardousness, constraint, gravities, duresse, condition, intimidations.

Dangers zıt anlamlı kelimeler, Dangers kelime anlamı

Security : Koruma. İpotek. Korkusuzluk. Borçlanım, tutu, yapı tutusu, değerli kağıt, pay ve borç belgitleri, taşınır değer, güvence ödeği, her çeşit tecimsel belgit, borsaya verilsin verilmesin iyesi ya da taşıyanına bir alacak sağlayan belge. Taşınır değer. Bilgisayar, hukuk, gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kefillik. Kefil. Selamet. Rehin.

Safety : Emniyet. Güvenlik. Güven. Koruyucu. Selamet. 1880'de ingiliz stenley'in yaptığı, bir eğik borudan çatıyla bunun üzerine oturtulmuş seleden oluşan, öntekeri büyük, arkatekeri küçük çifteker. Korkusuzluk. Asayiş. Safeti.

Invulnerable : Fethedilemez. Yaralanmaz. İncitilemez. Yaralanamaz. Zapt edilmez. Gayet sağlam. Zarar görmez. Ele geçirilmez (yer). Kurşun işlemez. Zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş.

Dangers antonyms : safe, secure.