Danimarka kırmızısı nedir, Danimarka kırmızısı ne demek

Danimarka kırmızısı; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Kılları kırmızı, ortalama 600 kilogram ağırlığında, iri yapılı, sert koşullara uyum sağlayan bir sütçü sığır ırkı

Danimarka kırmızısı anlamı, tanımı:

Kırmızı : Bu renkte olan. Al, kızıl renk.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Orta : İyi ile kötü arasındaki durum. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Orantı. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne büyük ne küçük, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Ne uzun ne kısa, midi. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.

 

Kilogram : Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi, kilo (kg).

Yapılı : Vücudu gelişmiş, iri. Yapısı herhangi bir nitelikte olan.

Sert : Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Gönül kırıcı, katı, ters. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Güçlü kuvvetli. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Titizlikle uygulanan, sıkı.

Koşul : Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri. Şart.

Uyum : Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat. Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk.

Sütçü : Bol süt veren hayvan. Süt satan kimse.