Daven türkçesi Daven nedir

  • (musevilik) ibadet etmek.
  • (musevilik) dua etmek.
  • Yahudi günlük dualarını okumak.

Daven ingilizcede ne demek, Daven nerede nasıl kullanılır?

Davenport : Yazı masası. Çekyat. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Kanepe. New york eyaletinde yerleşim yeri. Sapkın. Divan. Washington eyaletinde şehir. Küçük süslü yazı masası. Kuzey dakota eyaletinde şehir.

Davenports : Divan. Sedir. Kanepe. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. New york eyaletinde yerleşim yeri. Yazı masası. Sapkın. Washington eyaletinde şehir. Çekyat. Kuzey dakota eyaletinde şehir.

Davenports stain : Sinir dokusu yapı elemanlarının mikroskobik olarak ortaya konmasında kullanılan gümüş içeren boya. Davenport boyası.

Dave : Bir erkek adı (david'in kısa biçimi).

Ca daverine : Bozulan besinlerde, özellikle etlerde bakterilere ait dekarboksilazların etkisiyle meydana gelen zehirli bir kimyasal madde. Kadaverin.

Cadavericole : Kadaverikol. Leşle beslenen hayvan.

Rondavel : Özellikle güney afrika'da yuvarlak kulübe vb gibi basit yapı. (güney afrika'da) koni şeklinde saman veya kamış çatı ile kapatılmış yuvarlak kulübe veya diğer yerleşim yeri (kabin, kulübe).

Cadavers : Kadavra. Ceset. Ölü.

Cadaverine : Pis kokulu ve zehirli kimyasal bileşik. Kadaverin. Gıdaların bozulması sırasında lisin aminoasidinin dekarboksilasyonu sonucu açığa çıkan ve nh2(ch2)5nh2 formülüyle bilinen kokulu, zehir etkili madde, 1, 5-pentandiamin, pentametilendiamin.

 

Cadaveric rigidity : Ölüm sertliği. Ölü sertliği.

İngilizce Daven Türkçe anlamı, Daven eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Daven ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Harbour : Barınak. Demir atmak. Korumak. Misafir etmek. Sığınmak. Saklamak. Barınmak. Gemilerin yolcu indirip-bindirme, yükleme-boşaltma, bağlama ve beklemelerine elverişli yeterli su derinliğine sahip, teknik ve sosyal altyapı tesisleri, yönetim, destek, bakım-onarım ve depolama birimleri bulunan doğal veya yapay olarak rüzgar ve deniz tesirlerinden korunmuş kıyı yapıları. Kıyıda, doğal olarak ya da mendirek ve dalgakıranlarla fırtınalara karşı korunmuş yer ve böyle yerlerde deniz ulaştırmacılığının giriş ve çıkış kapısı olarak gelişmiş kent.

Port : Liman. Lombar. Kapı. Porto şarabı. Bağlantı noktası. Liman kenti.

Dock : Azaltmak. Kuyruğunu kısaltmak. Doka girmek. Doka çekmek. Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme, bindirme veya yükleme, boşaltma yapabileceği yer. Kısaltmak (kuyruğunu). Çeşitli şeylerin korunup saklandığı kapalı yer. Rıhtıma yanaşmak. Kesmek. Ücretini kesmek.

Shelter : Korunmak. Sığınak. Sığınma. Saklanmak. Korunma. Yatırmak. Barınak. Korumak. Sığınmak. Siperlenmek.

Coaling station : Kömür istasyonu. Kömür ikmal limanı.

Landing place : Çekek yeri. İskele. Varma yeri. Rıhtım. Balıkçı tekneleri, küçük tonajlı tekneler veya yatların bakım ve onarımlarının yapılması için karaya alınmalarına imkan sağlayacak donanıma ve bakım ve onarım çalışmalarına yetecek kadar kumsal veya sıkıştırılmış toprak zemin veya katı sıcak asfalt veya betonlanmış eğimli alana sahip olan kıyı düzenlemeler. Aerodrom. Uçak iniş alanı. Karaya çıkılan yer. Tahliye iskelesi.

 

Seaport : Liman kenti. Liman. İskele. Deniz limanı.

Seafront : Deniz kenarında bulunan kara bölgesi. Deniz kenarında arsa. Denize nazır. Bir kentin deniz kıyısından bulunan bölümü. Sahil. Kıyı. Kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi. Denize sıfır.

Anchorage : Demirleme yeri. Demirleme. Emniyet. Gemilerin demirleme yeri. Sabitleme. Liman. Saplamalı bağlama. Güven kaynağı. Güven.

Harbor : Barınak. Liman. Gütmek. Demir atmak. Limanda demirlemek. Bkz.harbour. Saklamak. Yataklık etmek. Sığınmak. Barınmak.

Daven synonyms : docking facility, port of call, oasis, landing, dockage, anchorage ground.