Dock türkçesi Dock nedir

  • Kısaltmak.
  • Azaltmak.
  • Doka çekmek.
  • Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme, bindirme veya yükleme, boşaltma yapabileceği yer.
  • Rıhtıma yanaşmak.
  • Uzayda başka gemiye kenetlemek.
  • Rıhtım.
  • Kuyruğunu kısaltmak.
  • Çeşitli şeylerin korunup saklandığı kapalı yer.
  • Doka girmek.
  • Dok.
  • Havuza çekmek.
  • Kısaltmak (kuyruğunu).
  • Ücretini kesmek.
  • Gemi havuzu.
  • Kesmek.
  • Uzayda kenetlenmek.
  • Korunak.

Dock ile ilgili cümleler

English: Ali is on the dock.
Turkish: Ali rıhtımda.

English: A huge tanker just pulled out from the dock.
Turkish: Dev bir tanker rıhtımdan ayrıldı.

English: Ali likes to sit on the dock playing his tin whistle while looking at the sunset.
Turkish: Ali günbatımına bakarken teneke düdüğünü çalarak rıhtımda oturmayı sever.

English: Ali likes to sit on the dock with his feet dangling in the water.
Turkish: Ali rıhtımda ayaklarını suya sarkıtarak oturmayı sever.

English: Ali seems to enjoy just sitting on the dock and watching the seagulls.
Turkish: Ali sadece rıhtımda oturmaktan ve martıları izlemekten hoşlanıyor gibi görünüyor.

Dock ingilizcede ne demek, Dock nerede nasıl kullanılır?

Dock change : Yuva değişikliği.

Dock charges : Rıhtım resmi.

Dock company : Rıhtım şirketi.

Dock dues : Rıhtım ücreti. Rıhtım vergini. Dok ücreti. Rıhtım vergisi. Havuzlama resmi. Malların giriş ve çıkışı sırasında gemilerce ödenilen para.

 

Dock master : Bir limanın yetkili görevlisi. Liman yetkilisi. Havuz kaptanı.

Dock strike : Rıhtım işçilerinin grevi.

Dock warrant : Mal alındısı. Malların genel ambar ya da satış yerlerince alınmış olduğunu saptayan belge. Resepis. Ambar makbuzu. Havuz ruhsatı. Rıhtım makbuzu. Dok makbuzu.

Dock worker : Yük boşaltma işçisi. Havuz işçisi. Liman işçisi. Dok işçisi. Tersane işçisi. Gemi yükleme işçisi.

Dock warehouse : Rıhtım antreposu.

Dry dock : Havuzlamak. Tamir bakım vs amacıyla gemiyi alacak kadar büyük olan ve suyu boşaltılabilir havuz. Gemi tamir havuzu. Kuru dok. Gemiyi alacak kadar büyük ve suyu boşaltılabilir havuz. Suyu boşaltılabilen havuz. Kuru kızak. Sabit havuz. Kızağa çekmek. Gemi kızağı.

İngilizce Dock Türkçe anlamı, Dock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amputating : (organ veya ağaç) kesmek. Budamak. Kesmek (ağaç veya organ vb). Kesmek (bir uzvu). Kesmek (ağaç, organ). Organını almak.

Compress : Kompres. Basmak. Bastırmak. Sıkıştırmak. Birkaç sözcükle anlatmak. Yara veya şiş ve yangıların tedavisinde kullanılan yumuşak ve çoğunlukla sıcak veya soğuk ıslak bez. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kompres yapmak. Özetlemek.

Abate : Hafifletmek. Yatıştırmak. Eksilmek. Hafiflemek. Dindirmek. Geçmek. Azalmak. Ceza indirimi yapmak. (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi). Çekilmek.

 

Jetty : Kagir iskele. Mendirek. Şedde. Vapur iskelesi. İskele. Balkon. Set. Küçük dalgakıran. Dalgakıran.

Capsulize : Kapsül içine almak. Kapsül içine kapatmak. Kapsüllemek. Bir kapsüle koymak (ayrıca capsulise). Yoğunlaştırmak. Özetlemek. Kapsül içine koymak.

Berths : Yatacak yer bulmak. Palamarla bağlamak. Demir yeri. Yatak yer vermek. Rıhtıma bağlamak. Gemici ranzası. Açıklık. Görev. Yatak.

Embankments : Toprak set. Set. Dolma. Set yapma. Yapay dolgu. Toprak dolgu. Bent. Dolgu. İmla.

Doc : Bel. Doktor. Belge.

Ferry : Karşı sahile taşımak. İki kıyı arasında araba ve insan taşıyan gemi. İşlemek. Feribot. Götürmek. Araba vapuru. Feribotla taşımak. Taşımak. Vapurla geçmek.

Leveeing : Taş yığını. Su seti. Set. Resmi kabul. Nehir kenarı set. Taşmayı önleyen set. Nehir taşmasına karşı set. Tump. Koruma seddesi.

Dock synonyms : get into, landing place, amputates, assuage, abridging, storage vault, dockyards, alleviate, cancel, abates, wet dock, keelage, moor, embankment, come in, go in, wharfs, appease, boil down, allay, compresses, barge, fastness, block, abating, jetties, refuged, belt up, arrest, shelter, abbreviating, abandons, barged.

Dock zıt anlamlı kelimeler, Dock kelime anlamı

Undock : Yatağından çıkarmak. Çıkar. Gemiyi havuzdan çıkarmak. Havuzdan çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak.

Exit : Ölmek. Gidiş. Çıkma. Vefat. Gitmek. Sahneden çıkmak. Çıkış yeri. Çıkmak. Çıkıp gitmek.

Dock ingilizce tanımı, definition of Dock

Dock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To curtail. To draw, law, or place (a ship) in a dock, for repairing, cleaning the bottom, etc. An artificial basin or an inclosure in connection with a harbor or river, used for the reception of vessels, and provided with gates for keeping in or shutting out the tide. As, to dock the tail of a horse. The stump of a tail. To clip. The part of a tail left after clipping or cutting. To cut short. The solid part of an animal`s tail, as distinguished from the hair. A genus of plants (Rumex), some species of which are well-known weeds which have a long taproot and are difficult of extermination. To cut off, as the end of a thing.