Davuş nedir, Davuş ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı.

Parmak izi.

[Bakınız: davış].

Gaipten gelen ses.

Davuş kısaca anlamı, tanımı

Davu : Konu, konuşulan şey. Beddua, ilenç

Davuş davuş olmak : Hayvan kulağını dikmek, dikkat kesilmek: Atın kulağı davuş davuş oldu.

Davuş katmak : Çocuğa veya birine seslenmek, ismiyle çağırmak.

Davuşan : Tavşan.

Davuşlamak : Dedikodu etmek, arkadan laf etmek.

Davuştı : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı.

Davuştu : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı. Ayak sesi. [Bakınız: davış]. Mukavele, sözleşme. Arkadan konuşma, söz etme.

Parmak izi : Genellikle kimlik belirlemede yararlanılan, parmak uçlarının iç tarafındaki derinin her kişide değişik olan izi.

Tıkırtı : Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Hışırtı : İnce cisimler hışırdarken çıkan sesin adı.

Parmak : İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Davış : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı. Ayak sesi.

Hışır : Olmamış meyve. Aptal, sersem. Taşkınlık gösteren, yaramaz (kimse).

Tıkır : Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses. Para.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Tıkı : Sağır, vurdumduymaz. Yağ çıkarılan araç, yayık. Küçük tencere. Parça, lokma, dilim(genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için). Küçük yayık. Yaşı büyük, bedeni az gelişmiş, akıllı çocuk. Az, bir parça.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Diğer dillerde Davul sesi anlamı nedir?

İngilizce'de Davul sesi ne demek ? : tympanic sound